Kocaeli siyasetinin en çok konuşulan isimlerinden eski Büyükşehir Belediye Başkanı Sefa Sirmen, evinde ağırladığımız özel röportajda yıllar sonra çok konuşulacak açıklamalarda bulundu.
Sirmen, göreve geldiği dönemde İzmit’in ağır altyapı sorunları, çöp krizi, susuzluk ve maaş ödemelerinde yaşanan sıkıntılarla boğuştuğunu anlatarak, bugün kente yön veren pek çok projenin kendi döneminde hayata geçtiğini söyledi.
Özellikle İZAYDAŞ, Yuvacık Barajı ve doğalgaz yatırımları konusunda dikkat çeken ifadeler kullanan Sirmen, “Bu konuda hiç mütevazı olamayacağım” diyerek iddiasını net biçimde ortaya koydu.
“ÇÖPLER DENİZE DÖKÜLÜYORDU, İZMİT KOKUYORDU”
Röportajda göreve başladığı yılları anlatan Sirmen, o dönemin İzmit’ini “çaresizlik içindeki bir belediye” olarak tarif etti.
Belediyenin maaş ödemekte zorlandığını, altyapının yetersiz olduğunu ve çöplerin denize döküldüğünü söyleyen Sirmen, kentin ciddi bir çevre ve yaşam kalitesi sorunuyla karşı karşıya olduğunu dile getirdi.
Sirmen, o süreci şu sözlerle anlattı:
“Ben bu konuda hiç mütevazı olamayacağım. Belediye maaş ödeme zorluğu içindeydi. Çöpler denize dökülüyordu, İzmit kokuyordu, altyapı yoktu, sular akmıyordu. İşçilere borçluydum. Ben öyle bir belediyeyi devraldım ve kısa zamanda devrim yaratacak projeler gerçekleştirdim.”
“KOCAELİ’YE HAYAT VEREN PROJELER BENİM DÖNEMİMDE YAPILDI”
Sirmen, bugün hâlâ Kocaeli’nin yaşamını doğrudan etkileyen bazı temel yatırımların kendi döneminde hayata geçirildiğini savundu.
Özellikle Yuvacık Barajı, doğalgaz projesi ve İZAYDAŞ için “kente hayat veren projeler” ifadesini kullandı.
Eski başkan, bu projelerin sadece belediyecilik yatırımı değil, aynı zamanda Kocaeli’nin geleceğini belirleyen kırılma noktaları olduğunu vurguladı.
“GÖLCÜK’TEN GEBZE’YE HERKES ÇÖPÜNÜ İZAYDAŞ’A GÖTÜRÜYOR”
Sirmen’in en dikkat çeken açıklamalarından biri de İZAYDAŞ üzerinden geldi.
Geçmişte birçok ilçede çöplerin kontrolsüz şekilde doğaya ve denize bırakıldığını belirten Sirmen, bu tablonun İZAYDAŞ ile değiştiğini söyledi.
Bugün Karamürsel, Gebze, Gölcük dahil birçok bölgeden çıkan atığın İZAYDAŞ’a taşındığını belirten Sirmen, tesisin sadece çöp depolama değil, aynı zamanda çevresel koruma açısından da kritik rol üstlendiğini ifade etti.
“Gölcük dahil herkes çöplerini denizlere döküyordu. Çevreyi kirletiyordu. Şimdi hepsi Karamürsel, Gebze, Gölcük dahil İZAYDAŞ’a götürüyor çöplerini. Daha kontrollü. Zehirli atıkları da orada yakıyorsun. Hepsi doğaya terk ediliyordu, onlar engellendi.”
“TÜRKİYE’DE BÖYLE BİR İKİNCİ PROJE YOK”
İZAYDAŞ’ın Türkiye açısından da örnek bir model olduğunu savunan Sirmen, bu ölçekte ikinci bir tesisin yapılmadığını söyledi.
Söz konusu yatırımın yıllar önce ne kadar stratejik olduğunu bugün daha net gördüklerini belirten Sirmen, projenin dönemi için “ileri görüşlü belediyecilik” örneği olduğunu ifade etti.
“Şu anda Türkiye’de öyle bir proje yok. İkinci bir İZAYDAŞ yapılmadı.”
Bu çıkış, çevre yatırımları ve atık yönetimi konusunda Kocaeli’nin yıllardır neden özel bir yere sahip olduğunu yeniden gündeme taşıdı.
“OSMAN PEPE ÖNCE ENGEL OLDU, SONRA ‘24 TANE DAHA LAZIM’ DEDİ”
Sirmen, İZAYDAŞ sürecinde ciddi siyasi dirençle karşılaştığını da anlattı.
Dönemin önemli isimlerinden Osman Pepe’nin projeye karşı çıktığını öne süren Sirmen, daha sonra aynı anlayışın değiştiğini savundu.
Sirmen’in anlatımına göre, başlangıçta projeye karşı toplumsal tepki oluşturulmaya çalışıldı; ancak ilerleyen yıllarda aynı projenin benzerlerinin Türkiye genelinde çoğaltılması gerektiği kabul edildi.
“Osman Pepe bu projeye engel olmak istedi. Bir sürü insan yarattı, onlara destek verdi, üzerimize kışkırttı. Ama sonra bakan oldu, aynı projeden 24 tane daha yapılması lazım diye beyanat verdi. Bir tane de yapsaydın görseydik.”
Bu sözler, röportajın en sert ve en dikkat çeken bölümlerinden biri oldu.
“SÜLEYMAN DEMİREL BÜTÜN PROJELERİME SAHİP ÇIKTI”
Sirmen, dönemin Cumhurbaşkanı ve eski Başbakanı Süleyman Demirel ile ilgili de dikkat çeken anılarını paylaştı.
Demirel’in, önüne gelen projelere siyasi gözle değil, “kentin yararı” açısından baktığını savunan Sirmen, bu nedenle birçok projede destek gördüğünü söyledi.
“Süleyman Demirel benim bütün projelerime sahip çıktı. Neden sahip çıktı? Çünkü doğru projeler götürdüm. Kentin yararına projeler götürdüm.”
Sirmen, her projede Demirel’i temel atma törenine de açılışa da davet ettiğini anlattı.
“CHP’Lİ BAŞKAN OLARAK DEMİREL’İN ADINI KÜLTÜR MERKEZİNE VERDİM”
Röportajın en dikkat çeken detaylarından biri de Sirmen’in siyasi çizgiler üstü belediyecilik vurgusu oldu.
Kendisini “hizmet adamı” olarak tanımlayan Sirmen, bu anlayışla hareket ettiğini ve siyasi kimlikten önce kentin çıkarlarını gözettiğini söyledi.
Bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri olarak da bir kültür merkezine Süleyman Demirel’in ismini vermesini anlattı.
“Ben hizmet adamıyım. Kendimi öyle gördüm. Kültür merkezine Süleyman Demirel’in ismini verdim. Biz CHP belediye başkanının Süleyman Demirel’in ismini vermesi öyle kolay değil ama ben verdim.”
Bu sözler, Sirmen’in siyaset anlayışını anlatan en çarpıcı bölümlerden biri olarak öne çıktı.
“BÜYÜKŞEHİRİ ORADA KAPTIK”
Sirmen’in röportajda anlattığı en dikkat çekici siyasi anılardan biri de Belsa Plaza temel atma töreni oldu.
Dönemin siyasi atmosferinde çeşitli baskılara rağmen Süleyman Demirel’in programa katıldığını anlatan Sirmen, o gün yaşananların Kocaeli açısından tarihi bir dönüm noktası olduğunu söyledi.
Sirmen’e göre, Kocaeli’nin büyükşehir statüsü kazanması sürecinde o ziyaretin önemli etkisi oldu.
“O gün şehrin anahtarını verdim. Büyükşehir olmasını talep ettim. Oraya gelmişken büyükşehiri de öyle kaptık.”
Sirmen, büyükşehir resmen kurulmadan önce bile bu süreç için kaynak yaratıldığını ve belediyenin avans niteliğinde pay almaya başladığını da anlattı.
“BUNLAR KENDİLİĞİNDEN OLMADI”
Röportajın sonunda Sirmen, Kocaeli’de bugün sıradan kabul edilen birçok hizmetin aslında yoğun mücadele, siyasi direnç ve ciddi emekle hayata geçirildiğini vurguladı.
“Bütün bunlar kendiliğinden olmadı. Emeğin, gayretin sonucu.”
Sefa Sirmen’in bu açıklamaları, sadece geçmişe dönük bir belediyecilik muhasebesi değil; aynı zamanda Kocaeli’nin bugününü şekillendiren yatırımların perde arkasına dair güçlü bir hafıza kaydı niteliği taşıyor.