Türkiye yıllarca konuşulacak bir tarihe tanıklık etti. 15 Temmuz ve Yurtta Sulh Konseyi. Bir uyuşturucu morfini yemiş grup, resmen intihara kalkıştı. Eğitimine milyonlarca para ayrılan pilotlar, devlete ihanet etti. Milletin F-16’larını, milletin üzerinde kullandılar....
Türkiye yıllarca konuşulacak bir tarihe tanıklık etti.
15 Temmuz ve Yurtta Sulh Konseyi.
Bir uyuşturucu morfini yemiş grup, resmen intihara kalkıştı.
Eğitimine milyonlarca para ayrılan pilotlar, devlete ihanet etti.
Milletin F-16’larını, milletin üzerinde kullandılar.
Siviller resmen hunharca katledildi.
Gençler duydukları darbe kelimesini yaşadı.
Hainliğin bu kadarı bu topraklarda hiç görülmedi.
Birilerinin söylediği gibi tiyatro değil milli irade, demokrasi uğruna canlar verildi.
Darbe girişiminde iki kilit yerde planlar tutmadı.
Birincisi Boğaziçi Köprüsünün kapatılmasıydı.
Amaç farklıydı.
Köprüden Başbakan Binali Yıldırım, 45 dakika önce geçmişti. Eğer hainler yetişebilseydi, Başbakan Binali Yıldırım’ı köprüde gözaltına alacaklardı. Hainler Binali Yıldırım’ı yakalayamadı.
İkincisi ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’dı.
Maskeli özel bir birlik Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dinlenmek için gittiği otele baskın düzenledi. Otel tarandı. Eğer Cumhurbaşkanı o otelden ayrılmasaydı suikast yapılacak veya gözaltına alınacaktı.
Bu da olmadı.
Cumhurbaşkanı bölgeden çıkartılarak, Biga üzerinde havada bir saat tur atıldı.
Bir yanda Başbakan, bir yanda Cumhurbaşkanının gözaltına alındığı TRT’den kamuoyuna duyurulacak. Bakanlar kurulunun ve vekillerin teslim olunması talimatı verilecekti.
Bu açıklama sonrası uluslar arası arenadan destek almak planlanıyordu.
Arkasından 400 subaydan oluşan yeni görevler açıklanacaktı.
İşler istedikleri gibi gitmedi.
Üç önemli detay darbecilerin sonu oldu.
Birincisi ordu içerisinde Ak Parti’ye karşı olan ve darbecilerin yanında olacağı sanılan ulusalcılar, Atatürkçü paşalar, demokrasiden yana tavır aldı.
İkincisi ise TSK içerisinde emir komuta zinciri oluşturulamadı.
Hareketin TSK tarafından değil, ordu içerisinde bir grup tarafından yapıldığı ortaya çıktı.
Üçüncüsü ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, CNN Turk’e bağlanıp milleti sokağa çağırması kader anıydı. Askeriyenin, CNN’e baskı yapmasının altında da bunun yattığını düşünüyorum.
Ve millet, medya bir tek vücut tepki verdi.
Valiler resmen savaştı.
Emniyet 7/24 hazır kıta tetikte bekledi.
Milli ordu durumu fark etti özüne döndü.
Mısır’da ki gibi ilk darbe başarısız ikinci darbe olma ihtimali üzerine tek tek paşalar gözaltına alındı.
Siyaset ve millet değil ama devlet hazır kıta bekliyormuş bu darbeyi.
Evet yanlış duymadınız.
Bence devlet bu darbeyi bekliyordu.
Hatta darbeyi yapacak isimler eğer darbe yapmaya kalkışmasaydı,
Paralel kapsamında bence gözaltına alınacaklardı.
Ülke 20 yıl kaybetmekten, seçilmiş Cumhurbaşkanını katletmekten önce millet sonra devlet sayesinde kurtuldu.
Devlet listelediği isimler için hukuk mekanizmasını görülmemiş şekilde çalıştırdı.
2003’den sonra devlete girmeye çalışanlara karşılık bin yıllık devletçiler gerekli cevabı verdi.
Ama bu yaşananlar milli demokrasi mücadelesi oyun değildi.
Canlar verildi.
Yazılarımı takip edenler “darbe geliyor” uyarılarımı hatırlayacaktır.
Şimdide diyorum ki;
TSK’da boşalan tüm koltuklara atanacak isimler çok önemli neden mi?
Ergenekon ve Balyoz döneminde 2007’de darbeye kalkışanlar görevden alınmış yerlerine bugün darbe yapan subaylar milli subay diyerek getirilmişti.
Bugün boşalan makamlara getirilecek kişiler, bana göre 2007’de görevden alınan paşalar olacaktır.
Ve o paşalar da kendilerinin devlet olduğunu iddia ediyor.
Bir morfin yemiş grubun yaptığı darbe ile bin yıldır var olanların darbesi aynı değildir.
O yüzden bu koltuklara, görev verilecek isimlere çok dikkat edilmelidir.
1 yıl veya 5 yıl sonrası ülkemizin aydınlık günleri adına dikkat edilmelidir.
Darbeye tarihi cevabı veren milletimiz umarım yine yıllar sonra aynı tepkiyi verir fakat bu yaşananlar asla milli ordumuza olan bağlılığımıza da zarar vermemelidir.