Ankara Batı Adliyesi’nde gerçekleşen olayda, adli emanet bürosunda yapılan rutin denetimler sırasında emanet kasasında eksiklik tespit edildi. Yetkililer, içinde 50 altın bulunan bir poşette 10 tam ve 5 çeyrek altının eksik olduğunu fark etti. Bu gelişme üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hemen soruşturma başlatıldı.
Kritik güvenlik kamerası incelemelerinde net bir bulguya ulaşılamayınca, adli emanette görevli tüm personelin ifadesine başvuruldu. Sorgulama sırasında bir memur, söz konusu altınları kendisinin aldığını itiraf etti. İfadesinde, "İhtiyacım kadarını aldım, diğerlerine dokunmadım. Sonrasında yerine koyacaktım" dedi. Memurun itirafı, soruşturmanın seyrini tamamen değiştirdi.
Kamera nedeniyle altınları yerine koyamadı
Memurun ifadesine göre, olayın ardından adli emanet bürosuna kamera sisteminin kurulması, altınları yerine koymasını engelledi. Bu gerekçeyi ileri süren şüpheli, aldığı altınları tekrar teslim etme niyetinde olduğunu savundu. Ancak bu savunma, zimmet suçlamasının önüne geçemedi.
Adli kontrolle serbest bırakılması beklenirken, savcılığın talebiyle tutuklama kararı çıktı. Şüpheli memur, çıkarıldığı mahkeme tarafından "zimmet" suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Aynı zamanda hakkında idari soruşturma da başlatıldı.
Benzer olaylar daha önce de yaşandı
Bu olay, son yıllarda adli emanet depolarında yaşanan benzer skandalları yeniden gündeme getirdi. Özellikle İstanbul Büyükçekmece Adliyesi’nde kadrolu bir çalışanın yaklaşık 25 kilogram altın ve 50 kilogram gümüşle yurt dışına kaçtığı olay hâlâ hafızalardaki tazeliğini koruyor. Yine Konya Kulu ve İstanbul Adalar adliyelerinde de emanet paraların zimmete geçirildiği tespit edilmişti.
Adli emanet birimlerinde yaşanan bu tür vakalar, denetim mekanizmalarının yeterliliğini ve personel güvenilirliğini yeniden tartışmaya açtı. Uzmanlar, adli emanet süreçlerinin dijitalleştirilmesi ve denetimlerin sıklaştırılması gerektiğine dikkat çekiyor.
Emanet sistemine güven sarsılıyor
Adliyelerde vatandaşlardan geçici olarak alınan altın, para, kıymetli eşya ve delillerin saklandığı adli emanet kasaları, yargı sisteminin güvenlik zincirinde kritik bir yere sahip. Ancak son dönemlerde yaşanan bu tür olaylar, kamuoyunda adli emanete duyulan güveni sarsıyor.
Yargı sürecinin en hassas noktalarından biri olan emanetlerin korunması, sadece fiziksel güvenlik önlemleriyle değil, aynı zamanda personel seçiminde liyakat ve etik denetimle de desteklenmeli. Her bir ihlal, yalnızca bir bireyin suçu olmaktan çıkıp, adalet sistemine olan güvenin zedelenmesine neden olabiliyor.