Programın açılış konuşmalarını Saadet Partisi İl Başkanı Recep Sarıdoğan ve DEVA Partisi İl Başkanı Kadir Abbasioğlu gerçekleştirdi. Ortak çalışmanın ve birlikteliğin önemine değinen il başkanlarının ardından sözü alan Ali Babacan, hükümetin ekonomi politikalarını ve tavukçuluk sektörüne yönelik son operasyonları sert bir dille eleştirdi.

EMEĞİN DEĞERİ KAYBOLUYOR, AHLAKİ KRİZ DERİNLEŞİYOR
Kocaeli’nin Türkiye ekonomisi ve üretimi için taşıdığı öneme vurgu yaparak konuşmasına başlayan Ali Babacan, ülkenin dört bir yanında vatandaşların benzer ekonomik sıkıntılarla boğuştuğunu ifade etti. Alın terinin karşılığının her geçen gün azaldığını belirten Babacan, şu ifadeleri kullandı:
"Bugün üretimin dinamosu olan Kocaeli’deyiz. Ancak nereye gitsek aynı feryadı duyuyoruz. İşçimiz, asgari ücretlimiz ve emeklimiz geçim derdinde. Esnaf önünü göremiyor. Ülkede helal kazanç algısı zedeleniyor ve asıl kaygı verici olan durum ekonomik krizin yanında yaşanan ahlaki krizdir. Türkiye’yi büyüten ana sektörler büyük darbe alırken, sadece dar bir menfaat odağı zenginleşiyor."

SEKTÖRE BASKI YAPARAK ENFLASYON DÜŞÜRÜLEMEZ
TÜİK’in servet dağılımına ilişkin verileri gizlediğini savunan Babacan, buna rağmen belirli bir kesimin servetinin katlanarak arttığını iddia etti. Sabah saatlerinde tavukçuluk sektörüne yönelik gerçekleştirilen operasyonlara ve kayyum atamalarına tepki gösteren DEVA Partisi lideri, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini savundu:
"Tavukçuluk sektörüne yapılan bu operasyonun dünyada bir örneği daha yok. Fiyat denetiminin asıl mercii Rekabet Kurumu’dur. Apar topar kayyum atayarak mülkiyet hakkını yok sayıyorlar. Sektör oyuncularına baskı kurarak, adalet zeminini zedeleyerek enflasyonu düşürmeye çalışmak beyhude bir çabadır."

SOPA GÖSTEREREK TİCARET YAPILAMAZ, MAL KITLIĞI BAŞLAR
Ekonomi yönetiminin piyasa gerçeklerinden uzak olduğunu ileri süren Babacan, sert eleştirilerini ticaretin temel kuralları üzerinden sürdürdü. Fiyatları baskılamanın ters tepeceğini belirten Babacan, konuşmasına şöyle devam etti:
"Mevcut yönetim ticaretten tamamen habersiz. Bir bakkalın yanında sadece iki ay çıraklık yapmış bir genç bile ticaretin mantığını bunlardan çok daha iyi kavrar. Esnafa, üreticiye sopa göstererek 'Bizden izinsiz zam yaparsanız tepenize çökeriz' demek, piyasada mal kıtlığına yol açar. Enflasyonu çözmenin yolu baskı değil, bolluktur. Malın bol olduğu yerde enflasyon barınamaz."

BÜTÇE ÜRETİCİYE DEĞİL, FAİZE AKIYOR
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçmişteki "faizin olduğu yerde bereket olmaz" sözüne katıldığını belirten Babacan, ancak uygulamadaki rakamların bunun tam tersini gösterdiğini söyledi. Türkiye’nin bugüne kadar ödediği faiz miktarının 2 trilyon doları bulduğunu ifade eden Babacan, bütçe adaletsizliğine dikkat çekti:
"Tarım sektörüne ayrılan bütçenin tam 16 katı faiz ödemelerine gidiyor. Faiz emirle değil, ancak güven ortamıyla düşer. Hükümetin tercihi üretimden değil, faizden yana. Çiftçimize, sanayicimize, ihracatçımıza destek verilmesi gerekirken kaynaklar faize akıtılıyor. Yem ve gübre gibi temel girdiler desteklenmeli, istihdamın korunması için teşvikler artırılmalıdır."

İKİ KUTUPLU SİYASET DÜZENİNE İTİRAZ EDİYORUZ
Türkiye’nin mevcut siyasi sıkışmışlıktan kurtulması gerektiğini belirten Ali Babacan, topluma yeni bir alternatif sunmak için yola çıktıklarını vurguladı. Vatandaşın iki seçenek arasında tercih yapmaya zorlandığı bir sistemi kabul etmediklerini ifade ederek konuşmasını şu sözlerle noktaladı:
"Vatandaşı nefes aldırmayan, siyahla beyaz arasına sıkıştıran bu siyasi düzene net bir itirazımız var. Ülkeyi yönetenler koltuklarını korumak için bu kutuplaşmayı sürdürmek istiyor. Ancak bu millet daha iyisini hak ediyor. Biz doğru bildiğimiz yolda, temiz niyetle yürümeye devam edeceğiz. Türkiye’yi mahkum edildiği bu denklemin dışına çıkarıp hak ettiği aydınlığa kavuşturmaya kararlıyız."






