Milli Mücadele’nin en kritik safhalarında sergilediği duruşla tarihin akışını etkileyen isimlerden biri olan Kazım Karabekir, 26 Ocak 1948’de Ankara’da hayatını kaybetti. Çanakkale’den Kut’ül-Amare’ye, Kafkasya’dan Doğu Anadolu’ya uzanan askeri kariyeri boyunca sadece cephede değil, milletin vicdanında da iz bıraktı. Özellikle Erzurum’da, resmi yetkileri elinden alınmış olan Mustafa Kemal Atatürk’e verdiği destek, Milli Mücadele’nin seyrini değiştiren adımlardan biri olarak kabul ediliyor. Bu tavır, Karabekir’i yalnızca bir komutan değil, aynı zamanda bir kader ortağı olarak öne çıkardı.

Cephelerden Doğu Anadolu’ya uzanan askeri miras

1882’de İstanbul Kocamustafapaşa’da dünyaya gelen Karabekir, Harbiye’yi sınıf birincisi olarak bitirdi. Balkan Savaşları, Çanakkale Cephesi ve Birinci Dünya Savaşı’nda üstlendiği görevler, onun disiplinli ve kararlı asker kimliğini pekiştirdi. Kerevizdere’deki başarısının ardından albaylığa yükselen Karabekir, Kut’ül-Amare kuşatmasında ve Kafkas Cephesi’nde önemli sorumluluklar üstlendi.

Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında Erzurum’a 15. Kolordu Komutanı olarak atanması ise kariyerinin en kritik dönemeçlerinden biri oldu. Doğu Cephesi’nde Ermeni kuvvetlerine karşı kazanılan başarılar, bölgenin kaderini değiştirirken, imzalanan Kars Antlaşması yeni Türkiye’nin doğu sınırlarını da güvence altına aldı. Bu süreçte Karabekir Paşa, askeri başarıyı siyasi ve diplomatik sonuçlara dönüştüren isimlerden biri olarak öne çıktı.

“Paşam, ben ve kolordum emrinizdeyim”

Karadeniz Teknik Üniversitesi Tarih Bölüm Başkanı Uğur Üçüncü, Karabekir’in Milli Mücadele’deki rolünü değerlendirirken, Erzurum günlerine özellikle dikkat çekiyor. Mustafa Kemal Paşa’nın askerlikten istifa ederek büyük bir belirsizliğin içine girdiği o günlerde, Kazım Karabekir’in tutumu belirleyici oldu.

Dikkat Çeken Yürüyüş: Bayrak İçin Tek Yürek Oldular!
Dikkat Çeken Yürüyüş: Bayrak İçin Tek Yürek Oldular!
İçeriği Görüntüle

İstanbul’dan gelen tutuklama emrine rağmen Karabekir Paşa’nın, “Paşam, dün olduğu gibi bugün de ben ve kolordum emrinizdeyim” sözleriyle Mustafa Kemal’in yanında saf tutması, sadece bir bağlılık beyanı değil, tarihin yönünü etkileyen bir karardı. Bu destek sayesinde Mustafa Kemal Paşa, Erzurum Kongresi’ne giden yolda hem fiili hem de moral güce kavuştu. Uzmanlara göre bu duruş, diğer komutanların da aynı çizgide birleşmesini sağladı ve Milli Mücadele’nin liderliğini tartışmasız hale getirdi.

Yetimlere uzanan bir devlet eli

Kazım Karabekir Paşa, askeri kimliğinin yanı sıra güçlü bir sosyal sorumluluk anlayışıyla da tanındı. Birinci Dünya Savaşı ve işgaller sonrası Doğu Anadolu’da ortaya çıkan büyük insani dram, onun öncelikleri arasındaydı. Ailesini kaybetmiş binlerce çocuk için başlatılan çalışmalar, Karabekir’i “Yetimler Babası” yapan sürecin temelini oluşturdu.

Kurulan eğitim müesseseleri, yetimhaneler ve mesleki okullar sayesinde bu çocuklar sadece hayata tutunmakla kalmadı; asker, öğretmen, zanaatkâr ve bürokrat olarak ülkenin geleceğinde söz sahibi oldu. Karabekir’in “Gürbüz Çocuklar Ordusu” olarak bilinen bu girişimi, erken Cumhuriyet döneminin en kapsamlı sosyal projeleri arasında yer aldı.

Siyasi hayat, yargılama ve son yıllar

Cumhuriyet’in ilanından sonra siyasi hayata da giren Karabekir, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kurucuları arasında yer aldı. Partinin kapatılması ve ardından İzmir Suikastı davasında yargılanması, onun hayatındaki en zorlu dönemlerden biri oldu. Beraat etmesine rağmen uzun yıllar gözlerden uzak kalan Karabekir, 1946’da TBMM Başkanlığı görevine seçildi.

26 Ocak 1948’de vefat eden Kazım Karabekir Paşa’nın naaşı, bugün Devlet Mezarlığı’nda bulunuyor. Geride bıraktığı hatıralar, eserler ve yetiştirdiği insanlar ise onun adını sadece tarih kitaplarında değil, toplumsal hafızada da canlı tutmaya devam ediyor.

Kaynak: AA