Asıp kesenlere bakmayın. Aynı 17 Aralık öncesi gibi, kimse bu ayrılığı beklemiyordu. Nasıl hizmet hareketi ile ilk yol ayrılığında, bazı Ak Parti İl Başkanları, “Bunlar nifak bizi ayırmaya çalışıyorlar” diye açıklama yapıyorlardı aynı bugünde...

Asıp kesenlere bakmayın.

Aynı 17 Aralık öncesi gibi, kimse bu ayrılığı beklemiyordu.

Nasıl hizmet hareketi ile ilk yol ayrılığında, bazı Ak Parti İl Başkanları, “Bunlar nifak bizi ayırmaya çalışıyorlar” diye açıklama yapıyorlardı aynı bugünde Cumhurbaşkanı ve Başbakan arasındaki sorunları da birileri görmezden geldi.

Sancı git gide arttı.

Önüne geçilemeyecek bir noktaya geldi.

İlk başlarda söylemler zıt olduğu için devletin zirvesinde düzeltmeler yapılarak süreç götürülüyordu.

Bir adım daha gitmeyeceği anlaşıldı.

Davutoğlu açıklama yapıyor, Cumhurbaşkanı Danışmanları yalanlıyordu.

Biri A diyorsa, diğeri B demeye başlamıştı.

Cumhurbaşkanı ilk sinyali TRT’de canlı yayında verdi; “Başbakan sizinle aynı fikirde de olsa zaman zaman süreç tıkanıyor. İki başlılık ortaya çıkıyor” demişti.

Ve birileri arayı daha da açtı.

Ak Parti, CHP ve MHP gibi olmadığı için sert bayrak çekilmedi.

Planlar yapıldı.

Süreç yumuşak ve birleştirici bir geçişle değişim için start verildi.

Başbakan açıklamasında, bu çizgide ifadeler kullanarak bayrak yarışı olarak yorumladı.

Yani ayrıştırmaktan çok kemikleştirmek istendi.

Peki gerçek neydi?

Üç farklı kulis dolanıyor Ankara’da,

Birincisi Ahmet Davutoğlu, teşkilatlara kendi adamlarını yerleştirdi.

Bu iddiaya kendisi cevap verdi;

“Herhangi bir atamada şahsi müdahalem olmadı”

İkinci kulis ise Ahmet Davutoğlu, partiden ayrılan eskilerle birlikte hareket ediyor, Paralel operasyonlara destek olmuyordu.

Bence kimse Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun paralelci olduğuna inanmaz nokta.

Üçüncü kulis ise Davutoğlu, Amerika ile özel görüşmeler yapıyordu.

Bu konuda hiçbir yorum yapmayacağım.

Evet bu üç konu yüzünden Türkiye siyasetinin yeniden dizaynına sebep olduğu konuşuluyor.

Bana göre ise bir fotoğraf daha var.

Ya kemikleşmiş bir Ak Parti, ya da dağılmış bir Ak Parti.

Muhalefet partileri, Davutoğlu gelişmesini çok kaşırsa, Ak Parti tabanı iyice kemikleşir ve daha da güçlenilir.

Eğer tepki içerden gelirse, partiyi sancılı bir süreç bekler.

İki yolun son durağı ise sonbahar ayıdır.

Erken seçim yapılır, bir realite ortaya çıkar.

Şu siyasi atmosfer değişmezse, yüzde 41’de alsa yüzde 49’da alsa Ak Parti, 390 üzerinde milletvekilline sahip olur.

Neden mi?

Siyaset sahnesine bakarsanız,

Bu kadar kısa bir zaman diliminde yeni parti kuramazsınız.

Kursanız da teşkilatlanmayı başaramazsınız.

Muhalefet partilerinde durum ortada, CHP’de gizli bir sancı var.

Atatürkçü ve ulusalcı CHP’liler kendi partilerinden son derece mutsuz.

CHP’liler Parti politikasından şüphe ediyorlar.

MHP’de sancı daha büyük.

Sonbahar seçiminde baraj altına kesin gözüyle bakılıyor.

Kurultay bir tarafa, dağılmış kapanmış yıpranmış bir teşkilatlar var.

HDP, o barış elçisi imajsını düşürdü, gerçek yüzü ortaya çıktı.

Yani HDP ve MHP’nin baraj altı CHP’nin kan kaybettiği bir yapıdan bahsediyoruz.

Yeni bir seçimle, doğacak yeni siyasi partilerin seçim planlarını 4 yıl ileriye atmış olursunuz.

Kime oy vereceğiz, başka yer mi var diyen kitleyi iki katına çıkartacak bir tablo var.

Bu tabloyu görenler,

Bana sorarsanız Ahmet Davutoğlu’na havlu at dediler.

Ülke için iyi mi oldu zaman gösterecek.

Şu bir gerçek ki;

Davutoğlu, 7 Haziran ve 1 Kasım seçim sonrası olsun, birleştirici sağduyulu bir çizgiye sahipti.

Kim ne derse desin.

Ülkenin sağduyuya, birleştirmeye, saygıya ve hoşgörüye sahip bir yönetime ihtiyacı var.

Bu ihtiyaç mevcut yöneticiler tarafından karşılanmazsa, belki sonbahara belki 4 yıl sonrasına bu çizgide bir yapı, tüm dengeleri kendi yönüne değiştireceğini iyi okumak lazım…