Bedenim kaynıyor. Ülkem yanıyor. Üstadın dediği gibi, -Ben yanmışım çok mu? Ülkem adına doğru söylemek, Baş kaldırmak bize kaldı. Memlekette milli birliğe ihtiyaç var. Kısır politikalar, Menfi koltuk kapmak için yapılan söylemler bana göre...

Bedenim kaynıyor.

Ülkem yanıyor.

Üstadın dediği gibi,

-Ben yanmışım çok mu?

Ülkem adına doğru söylemek,

Baş kaldırmak bize kaldı.

Memlekette milli birliğe ihtiyaç var.

Kısır politikalar,

Menfi koltuk kapmak için yapılan söylemler bana göre ihanet ile eş değerdir.

Veya bilip susmak en büyük hainliktir.

Yazacaklarımın bedeli çok ağır olacak farkındayım.

Bu vatan uğruna can verenlere selam olsun.

Bir hilal uğruna son nefes verenlere selam olsun.

O yüzden bildiğim bir şeyi yazmak istiyorum.

Bu millet yarınlardan kaygılanmamalı.

Kaygılanmazken, geleceği içinde tüm hazırlıklarını tamamlamalı.

15 Temmuz bana devlet ile hükümetin aynı kavram olmadığını gösterdi.

Yaşanan 15 Temmuz girişimi,

Sadece hükümete değil, Türkiye’nin temel taşı olan Türk Silahlı Kuvvetlerine de yapılmak istenen darbedir.

Bu girişimde, 100 yıllık intikam fişi saplanmak istedi Türk Silahlı Kuvvetlerin kalbine.

İmanım gibi biliyorum, vakit vatan uğruna gerekirse ölme vaktidir.

Bilerek veya bilmeyerek bazı gerçeklerin üstü örtülüyor.

2013’den bu yana Cumhurbaşkanının canı pahasına savaştığı düşmanına devlet maaş ödüyor.

Kimse dur demiyor.

Son bir yıldır, belediyelere listeler gidiyor,

Bugün ahkam kesenler, düne kadar ses çıkarmıyordu.

Diğer taraftan bu işi vatan meselesinden dışına çıkartarak, Ak Parti aman zarar görmesin noktasına getirenler de var.

Nasıl mı?

Bu zamana kadar bir belediye, kendi içinde hamle yapmazken, birilerine terör operasyonları yapılırken, belediyeler sessizce görevden çıkartarak şimdi aklanıyor mu?

Veya yarın belediyeden çıkartılanlara operasyon yapıldığında, belediye biz zaten çıkartmıştık mı diyecek?

Bu operasyonlar bu yüzden önce parti ayırmaksızın siyasilerden başlamalıydı.

Meclisten, ardından yerel yönetimlerle devam etmeliydi.

İşine geleni almak sadece durumu siyasallaştırmaktır.

Durumu sadece TSK’yı temizlemek olarak göstermek yıllarca AB ve NATO’nun hayali olan bir hedefe hizmet etmektir.

Bu süreç 2007’de başlatılan TSK’nın dizayn etmek isteyenlerin, meşru dizaynına dönmemelidir.

TSK önündeki, kamyon ve çöp araçları ordunun imajına zarar vermektedir.

Bir an önce buna çözüm bulunmalıdır.

Devlet kurumlarının yüzde 85’inde kadrolaşmanın başarılmasına TSK değil meşru hükümet izin vermiştir.

Bunca yaşananın faturası orduya kesilmemelidir.

Biri çıkıp “Ben ahmakmışım” biri çıkıp “Ülke ne acı hale geldi” demek bence aynaya bakmamaktır.

Benim gördüğüm iyi ki;

Devletçi hukukçular varmış,

“Darbe olmasaydı, aynı sabah darbeye kalkışanları 05:00’te alacaktık”

Devletçi Subaylar varmış,

“Endişe etmeyin ordu yerinde, TSK kimse saldırıda bulunamaz”

Çok söylenecek varda, bu süreçte her şeyi masa altına atma zamanı,

Dilin susma zamanı,

Ne olduysa, kim yaptıysa, bu noktaya kim getirdiyse yinede susma zamanı,

Sokakta olma zamanı, MHP, CHP, SP, BBP, Ak Parti bir olma zamanı,

Zaman Türkiye deme zamanı,

Ve bir bilgiyi yöneticilere aktarmak istiyorum.

İddia büyük,

Devlet kurumları bu konuyu en derine de kadar araştırmalı.

Darbeyi televizyonlardan öğrenen bakanların, iddiaya cevap vermesi yeterli olur mu bilmem.

Bazı füzelerin kayıp olduğu iddia ediliyor.

Rasim Özan Kütahyalı, F-16 pilotları paralel dediğinde hain ilan edilmiş ifadeye çağrılmıştı.

Bugün yazdıklarının doğru olduğu ortaya çıktı.

Füzeler hakkında, kamu görevlilerini daha ayrıntılı bilgilendirmeyi çok isterdim.

Ama bilgi kaynağım sağlam olduğunu, ülke adına bedel ödeyen biri olduğunu söyleyebilirim.

Füzelerin rampalarını alamamışlar.

Bu ülkenin vatandaşlarına ateş edenler,

O füzelerle ne yapar düşünmek istemiyorum.

Cumhurbaşkanımıza bilgi vermeyenler,

Bu füzeleri ne için kullanacağı endişesi içerisindeyim.

Tek bildiğim,

Bunu engelleyecek merkez Türk Silahlı Kuvvetleridir.

Emir komutayı engelleyen,

Hain darbe hareketinin bir bütün ordu gücü olmasını engelleyen olduğu gibi,

Bu konuda milli ordu tam yetkilendirilmeli.

Darbeden haberi olmayan bir bakanlığa, ordunun kismi kolları asla bağlanmamalıdır.

Ve son sözüm bu füzelerin kayıp olmasını yazma nedenim,

Korku imparatorluğu yaratmak yerine, darbeyi bildiği halde Cumhurbaşkanımıza söylemeyerek hainlere hizmet edenlere inat derdim memleket meselesi olarak, gerekli önlem ve kontrollerin yapılmasıdır.

Dedim ya benim derdim memleket meselesi…

Benden benim gibi düşünenlerden olsa olsa memleket olur.