Ahmet AKÇAALAN'ın Köşe Yazısı
Bugün kime sorsak,
Deprem gerçeğini ifade eder.
Özelikle 17 Ağustos Kocaeli için bir travmadır. Kayıpları olanlarla, o anı yaşayanlara sohbet ettiğinizde bunu hissedersiniz.
Ve bugün İstanbul’da bir deprem yaşandı; 5,8 şiddetinde…
İstanbul’de yaşanan deprem çok şükür ucuz atlatıldı. Can kaybı olmadı ama diğer yandan da 17 Ağustos depreminin üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen, olası bir depreme de hala ne kadar hazırlıksız olduğumuz ortaya çıktı.
CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’da buna dikkat çekti;
“5,8'den çıkan sonuç; Depreme hiç hazır değiliz. Toplanma alanları, binalar, Devlet, Vatandaş...Bugün yaşanandan ders alır mıyız, alırlar mı? GSM operatörleri de yüzde 99,9 demekle olmuyor, Deprem vergilerine hiç girmiyorum”
Söylediklerinde haklı ama çözüm yollarını da sunmalıydı.
Her deprem sonrası olduğu gibi pek çok profesörün, akademisyenin televizyonlarda bir şeyler dediğini görüyoruz. Ve hemen kulak kabartıyoruz. Hepsinin buluştuğu nokta; depremin tekrar olacağı gerçeği.
Peki hazır olmamız için ne yaptık?
Ders aldık mı?
Sonuç yok.
Bu durumu Tahir Büyükakın, 6’ncısı düzenlenen Uluslararası Deprem Sempozyumunda akademisyenlerin yüzüne söyledi. Burada yaptığı konuşmada, süslü cümleler kurmak yerine, konunun bambaşka bir yerine dikkat çekti.
Özetle dediği ve benim anladığım şuydu.
Ben de eski bir akademisyenim, devamlı suretle konuşmakla bu işler olmuyor. Teoride kalıyoruz, akademik çalışmalar çok önemli ama bunları devlet aklıyla, devlet işleyişinin gerçekleriyle, hayatın gerçekleriyle buluşturup ortaya gerçekten somut işler çıkartmalıyız. Burada saatlerce konuşmak yerine artık kolları sıvayıp ne yapacaklarımızı sıralayıp hemen harekete geçme vaktidir.
Üniversitelerin hayata dokunacak işler ortaya koyamaması , topluma somut katkılarla destek verememesi bir üniversite şehri olarak Kocaeli’nin de önemli bir eksiği…
Sadece protokol imzalamalarla bu işler olmamalı.
Gelişmiş ülkelerde ki üniversiteleri incelediğinizde , hayata çok daha fazla eklemlendiğini, çalışmaların teoride kalmadığını görüyorsunuz.
Anlatmak istediğim bir şeyler değişmeli.
Her defasında depreme hazır olmadığımız ortaya çıkıyor, hazır değiliz diye sürekli bağırmakta fayda sağlamıyor artık somut adımlar atmalıyız.
Durumun ne kadar vahim olduğunu Tahir Büyükakın’ın dün yaptığı konuşması ile daha iyi anlayabilirsiniz.
Benim tüylerim diken diken oldu.
Ne diyor Tahir Hocam;
“Samimiyetle söyleyecek olursam, depremle ilgilenmesi gereken Kocaeli Valisi’nin evi güvenli mi, büyükşehir belediye başkanının evi güvenli mi? Deprem sonrası olması gereken yere ulaşabilecek mi? Bilmiyoruz samimiyetle söylüyorum bilmiyoruz. En hazırlıklı olan askerlerimiz. Eylem planları çok benzer. İl afet planlarının maalesef muhatapları tarafından çokta iyi bilinmediğini bilen bir kardeşinizim”
Bakın son cümle o kadar önemli ki;
“İl afet planlarının maalesef muhatapları tarafından çokta iyi bilinmediğini bilen bir kardeşinizim”
Yani diyor ki Tahir Hocam,
Belgeler var, kâğıtta yazıyorlar ama işi icraata geçiremiyoruz.
İşin icraat kısmında faal olan STK’lara dikkat çekiyor.
GESOTİM’i örnek verdi.
Deprem sonrası büyük işler yapan bir STK’dır GESOTİM.
İşin ana teması.
Akademik akıl saatlerce konferansların dışında somut realiteye dönmeli. Verilerle büyük deprem geliyor, sadece kağıt üzerine plan yapmanın yanında zor zamanda somut olarak çözüm araçları ile kendisini ortaya koymalı çok geç olmadan…