Sağlık

İŞİTME KAYBINDA ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIYOR

İşitme kaybında erken teşhis, özellikle çocuklarda gelişim sürecini doğrudan etkiliyor. Uzmanlar, düzenli tarama ve erken müdahalenin hayati önem taşıdığını vurguluyor.

Abone Ol

İşitme kaybında erken teşhis, bireyin yaşam kalitesini belirleyen en kritik adımlardan biri olarak öne çıkıyor. 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Kocaeli Şehir Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Gizem Karaca Çıkrıkçı, işitmenin yalnızca bir duyu değil; konuşma, iletişim ve sosyal gelişimin temel taşı olduğunu hatırlattı. Özellikle çocukluk döneminde ortaya çıkan işitme kayıplarının erken fark edilmemesi halinde kalıcı gelişimsel sorunlara yol açabileceğini belirten Çıkrıkçı, işitme kaybında erken teşhisin hem bireysel hem toplumsal açıdan hayati sonuçlar doğurduğunu vurguladı.

Yenidoğan Döneminde İşitme Kaybında Erken Teşhis Neden Önemli?

İşitme kaybında erken teşhis en çok yenidoğan döneminde kritik hale geliyor. Her çocuğun işitebilmesi ve konuşmayı öğrenebilmesi en temel haklardan biri. Ancak doğuştan ya da doğum sonrası gelişen işitme kayıpları, ilk aylarda fark edilmediğinde çocuğun dil ve iletişim becerileri geri dönülmesi güç şekilde etkilenebiliyor. Bu noktada Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Yenidoğan İşitme Tarama Programı büyük önem taşıyor.

Program kapsamında bebeklerin doğumdan sonraki ilk bir ay içinde işitme taramalarının tamamlanması hedefleniyor. Şüpheli durumlarda ise en geç üç ay içinde kesin tanı konulması ve gerekli görülürse altıncı aya kadar işitme cihazı kullanımına başlanması öneriliyor. Uzmanlara göre bu takvim, işitme kaybında erken teşhis sürecinin sağlıklı ilerlemesi açısından kritik bir yol haritası niteliği taşıyor. Erken tanı alan bebeklerde uygun rehabilitasyonla gelişimsel yetersizliklerin büyük ölçüde önüne geçilebiliyor.

İşitme Kaybı Tedavisinde Cihaz ve Koklear İmplant Seçenekleri

Her işitme kaybı aynı seyri izlemiyor. Dr. Çıkrıkçı’nın verdiği bilgilere göre bazı bebekler ilaç tedavisiyle sağlığına kavuşabiliyor. Ancak kalıcı işitme kaybı olan çocuklarda işitme cihazı ya da koklear implant gibi ileri tedavi yöntemleri gündeme gelebiliyor. Burada belirleyici olan yine işitme kaybında erken teşhis süreci oluyor. Çünkü erken dönemde başlanan cihaz kullanımı, çocuğun konuşma ve dil gelişimini yaşıtlarına daha yakın bir seviyede sürdürmesini sağlıyor.

Öte yandan işitme kaybı sadece bebeklik dönemine özgü bir sorun değil. Okul çağında fark edilmeyen işitme problemleri, çocukların akademik başarısını ve sosyal uyumunu doğrudan etkileyebiliyor. Bu nedenle 2015 yılından bu yana ilkokul 1. sınıf öğrencilerine yönelik Okul Çağı İşitme Tarama Programı uygulanıyor. Uzmanlar, sınıfta dikkat dağınıklığı ya da öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklarda işitme değerlendirmesinin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Yaşlılarda İşitme Kaybında Erken Teşhis Kazaları Önleyebilir

İşitme kaybı ilerleyen yaşla birlikte daha sık görülüyor. Ancak çoğu zaman “yaşa bağlı” denilerek normalleştiriliyor. Oysa uzmanlara göre işitme kaybında erken teşhis hayatın hiçbir döneminde göz ardı edilmemeli. Özellikle yaşlı bireylerde işitme azalması; trafik kazaları, ev içi düşmeler ve sosyal izolasyon gibi riskleri artırabiliyor.

Yüksek sese uzun süre maruz kalmak, kontrolsüz kulaklık kullanımı ve bazı kronik hastalıklar da işitme kaybı riskini artıran unsurlar arasında yer alıyor. Bu nedenle risk grubundaki bireylerin düzenli kulak burun boğaz muayenelerini yaptırması öneriliyor. Uzmanlar, erken teşhis ve uygun müdahale ile işitme kaybının etkilerinin büyük ölçüde azaltılabileceğini vurguluyor.

3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü vesilesiyle yapılan bu uyarılar, işitme sağlığının ihmal edilmemesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor. İşitme kaybında erken teşhis, yalnızca bir sağlık meselesi değil; bireyin sosyal hayata katılımını ve yaşam güvenliğini doğrudan etkileyen bir konu olarak önemini koruyor.