Genel

İSRAİL İRAN’A SALDIRDI

İsrail İran’a saldırdı. Tahran’da patlama sesleri yükselirken İsrail “önleyici saldırı” açıklaması yaptı. Bölgede tansiyon tehlikeli biçimde artıyor.

Abone Ol

İsrail İran’a saldırdı ve Tahran sabaha patlama sesleriyle uyandı. Başkentten yükselen duman bulutları, günlerdir diplomasi masasında süren temasların yerini yeniden askeri gerilime bıraktığını gösterdi. İsrail yönetimi operasyonu “önleyici saldırı” olarak nitelendirdi. İran cephesinden ise henüz kapsamlı bir resmi açıklama gelmedi. Tahran’da patlama sesleri art arda duyulurken, İsrail’de sirenler çaldı, hava sahası kapatıldı ve olağanüstü tedbirler devreye alındı. İsrail İran’a saldırdıktan sonra bölgede dengelerin nasıl şekilleneceği sorusu öne çıktı. Hem sahadaki hareketlilik hem de diplomatik kulisler, önümüzdeki saatlerin kritik olduğunu gösteriyor.

Tahran’da patlama sesleri: Üç noktada yoğun saldırı

İsrail İran’a saldırdıktan kısa süre sonra Tahran’da patlama sesleri üç ayrı noktadan duyuldu. Pasteur Caddesi, Üniversite Caddesi ve Jomhouri Bölgesi çevresinde şiddetli patlamalar meydana geldi. Görgü tanıkları, patlamaların ardından yoğun duman yükseldiğini ve bazı bölgelerde panik yaşandığını aktardı. Özellikle Tahran Üniversitesi çevresindeki hareketlilik dikkat çekti.

İddialara göre saldırılardan biri Mehrabad Havalimanı çevresini hedef aldı. Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, art arda düşen mühimmatın ardından oluşan patlamalar görülüyor. Henüz resmi makamlar tarafından can kaybı ya da hasar bilançosuna ilişkin net bir açıklama yapılmadı. Ancak İsrail İran’a saldırdı haberi yayılır yayılmaz başkentte güvenlik önlemleri artırıldı. Tahran’da patlama sesleri gece boyunca aralıklarla duyulmaya devam etti.

İsrail’den “önleyici saldırı” açıklaması ve acil durum kararı

İsrail İran’a saldırdıktan sonra Savunma Bakanı İsrail Katz kameraların karşısına geçti. Katz, operasyonun “önleyici saldırı” olduğunu belirterek, İran’dan gelebilecek tehditlere karşı harekete geçtiklerini söyledi. Bu açıklama, İsrail’in uzun süredir dile getirdiği güvenlik endişelerini yeniden gündeme taşıdı.

İsrail genelinde hava saldırısı sirenleri çalarken, halk olası füze saldırılarına karşı uyarıldı. Eğitim faaliyetleri durduruldu, toplantılar yasaklandı ve kamuya açık alanlarda kısıtlamalara gidildi. İsrail hava sahası sivil uçuşlara kapatıldı. Yetkililer, gelişmelere göre kararın yeniden değerlendirileceğini ifade etti. İsrail İran’a saldırdı ve bunun hemen ardından alınan bu tedbirler, olası bir karşılık ihtimalinin ciddiyetini ortaya koydu.

Üst düzey isimler hedef alındı iddiası

İsrail İran’a saldırdı haberinin ardından en dikkat çeken iddialardan biri, operasyonun İran’ın üst düzey yönetimini hedef aldığı yönünde oldu. Sosyal medyada dolaşan paylaşımlarda, saldırıların yalnızca askeri noktalarla sınırlı kalmadığı öne sürüldü. İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in güvenli bir bölgeye götürüldüğü iddia edildi. Ancak bu bilgi resmi makamlarca doğrulanmadı.

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın da hedef alınmış olabileceği yönündeki iddialar belirsizliğini koruyor. İran’dan şu ana kadar kapsamlı bir misilleme açıklaması yapılmadı. Buna karşın İsrail İran’a saldırdı gelişmesi, bölgesel bir çatışma riskini yeniden gündeme taşıdı. Tahran’da patlama sesleri ve İsrail’de çalan sirenler, yalnızca iki ülkeyi değil tüm bölgeyi yakından ilgilendiren bir sürecin kapısını aralamış görünüyor.

Diplomasi masasından savaş eşiğine

ABD ile İran arasında Cenevre’de sürdürülen diplomatik temaslar devam ederken İsrail İran’a saldırdı. Bu gelişme, diplomasi ile askeri hamle arasındaki ince çizginin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösterdi. Uluslararası kamuoyu şimdi iki soruya odaklanmış durumda: İran nasıl bir karşılık verecek ve bu gerilim daha geniş bir çatışmaya dönüşecek mi?

Tahran’da patlama sesleriyle başlayan bu yeni süreç, bölgesel dengeleri doğrudan etkileyebilir. İsrail İran’a saldırdı başlığı kısa sürede dünya basınında ilk sıraya yerleşti. Ancak sahadaki gelişmeler kadar, kapalı kapılar ardındaki temaslar da belirleyici olacak. Önümüzdeki saatler ve günler, yalnızca iki ülkenin değil, Orta Doğu’nun genel güvenlik mimarisi açısından da kritik önem taşıyor.