Bursa siyaseti son günlerde yeniden hararetlendi. Muhip Kanko, yaptığı açıklamada özellikle Nilüfer üzerinden yürüyen tartışmaları gündeme taşıdı. Uzun yıllar Nilüfer’i yöneten Mustafa Bozbey hakkında ortaya atılan iddialara değinen Kanko, sürecin zamanlamasına dikkat çekti. Yedi yıl önceye dayanan suçlamaların bugün gündeme getirilmesini sorgulayan Kanko, bunun siyasi bir hamle olduğunu savundu. Açıklamalarında zaman zaman sertleşti, zaman zaman ise “Varsa yolsuzluk ortaya çıkarılsın” diyerek net bir çizgi çizmeye çalıştı.
Nilüfer vurgusu: “Bursa’da bir ilçe öne çıktı”
Kanko’nun açıklamalarında en dikkat çeken noktalardan biri Nilüfer’in özel olarak öne çıkarılması oldu. Bursa’nın birçok ilçesini tek tek sıraladı; Gemlik, Mudanya, Kestel, Keles… Hepsi bilinen yerlerdi ama birinin adının daha fazla anıldığını söyledi. Ona göre son 20 yılda öne çıkan ilçe Nilüfer’di.Bu vurgu aslında sadece bir coğrafi tespit değildi. Aynı zamanda siyasi bir arka planı işaret ediyordu. Kanko’ya göre Nilüfer’in öne çıkmasında Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminin ve özellikle Mustafa Bozbey’in etkisi büyüktü. Uzun süreli belediye başkanlığı döneminin ilçeyi görünür kıldığını savundu. Bu noktada eleştirilerle övgü iç içe geçti; cümleler yer yer devrildi, ama mesaj netti: Nilüfer, Bursa’nın vitrini haline geldi.
“Yedi yıl sonra mı aklınıza geldi?”
Kanko’nun en sert çıkışı ise yolsuzluk iddialarının zamanlamasına yönelik oldu. “Bugün mü aklınıza geldi?” diye sordu, açık açık. Yedi yıl önceye ait olduğu söylenen iddiaların bugün gündeme taşınmasını eleştirdi.Ama burada ilginç bir denge kurdu. Bir yandan süreci siyasi bulduğunu söyledi, diğer yandan ise “Varsa yolsuzluk, araştırılsın” dedi. Kim olursa olsun, hesap verilmesi gerektiğini vurguladı. Hatta daha ileri gitti; “Eğer bir hırsızlık varsa, o hepimizin hakkıdır” ifadelerini kullandı. Bu cümle, konuşmasının en dikkat çeken bölümlerinden biri oldu.Bir çelişki yoktu aslında; daha çok bir sorgulama vardı. Hem adalet talebi, hem de sürece dair şüphe… İkisi aynı anda dile getirildi.
“Bursa’da yeni dönem başladı” iddiası
Kanko, Bursa’da son dönemde yaşanan değişime de değindi. Ona göre şehirde yeni bir dönem başlamıştı. “Bursa’nın adı çıkıyor, güzel şeyler yapılıyor” dedi. Bu ifadelerle birlikte, mevcut yönetimin çalışmalarına dolaylı bir destek verdiği de yorumlandı. Ancak bu olumlu tabloyu anlatırken bile eleştiri dozunu düşürmedi. Tam aksine, bu gelişmelerin bazı çevreleri rahatsız ettiğini ima etti. İşte tam bu noktada “el koyma operasyonu” ifadesini kullandı. Oldukça sert bir tanımdı bu.
Kanko’ya göre mesele sadece bir soruşturma değildi. Daha geniş bir siyasi hamle söz konusuydu. Özellikle yerel yönetimlerde çoğunluğu olmayan alanlara yönelik bir müdahale olduğunu öne sürdü. Cümleler kısa kısa geldi, bazen yarım kaldı ama anlam açıktı: Bu süreç, doğal bir hukuk süreci olarak görülmüyordu.
“Bu demokrasiyle bağdaşmaz” çıkışı
Açıklamanın son bölümünde ise ton daha da yükseldi. Kanko, yaşananları demokrasi ve insan hakları çerçevesinde değerlendirdi. “Bunu demokrasiyle, ahlakla bir araya getiremeyiz” dedi. Seçmen iradesine özellikle vurgu yaptı. 860 bin kişinin oyuna karşılık, sınırlı sayıda kişinin karar veriyor olmasını eleştirdi. Bu durumu “çökme operasyonu” olarak nitelendirdi. İddialı bir söylemdi bu. Ama aynı zamanda siyasi tartışmanın da merkezine oturdu. Geçmişte İstanbul seçimlerinde yaşanan süreci hatırlattı. İlk sonuç ile tekrar edilen seçim arasındaki farkı örnek gösterdi. Benzer bir durumun Bursa’da da yaşanabileceğini savundu. “Bugün seçim olsa fark daha da açılır” dedi.
Genel değerlendirme
Kanko’nun açıklamaları, Bursa’daki siyasi tartışmayı yeniden alevlendirecek türden. Hem savunma hem eleştiri içeren bir dil kullanıldı. Net cümleler kuruldu ama yer yer devrildi, yer yer duygusal ton yükseldi.
Sonuçta ortaya çıkan tablo şu:
Bir yanda yolsuzluk iddiaları, diğer yanda bu iddiaların zamanlamasına yönelik ciddi soru işaretleri. Tartışma büyüyecek gibi görünüyor. Bursa siyaseti, bir süre daha bu başlıkla gündemde kalacak.




