Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), özel öğretim kurumlarında görev yapan yabancı uyruklu öğretmenlere ilişkin yeni bir düzenlemeyi hayata geçirmeye hazırlanıyor. Bakanlık tarafından yürütülen çalışma kapsamında, Türkçe okutulması gereken derslerde görev alacak yabancı eğitim personelinin Türkçe yeterliliğine yönelik yeni bir kriter getirildi. Buna göre, özel okullarda Türkçe okutulan derslere girecek yabancı uyruklu öğretmenlerin en az C1 düzeyinde Türkçe dil yeterliliğine sahip olduklarını belgelemeleri gerekecek. Uygulamanın 2026-2027 eğitim öğretim yılından itibaren yürürlüğe girmesi planlanırken, hâlihazırda görev yapan yabancı öğretmenler için de geçiş süreci öngörülüyor. Böylece hem eğitim dilinin korunması hem de derslerin sağlıklı biçimde yürütülmesi amaçlanıyor.
Türkçe okutulan derslerde dil şartı netleşti
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve illere gönderilen yazıda, eğitim diline ilişkin mevcut yasal düzenlemeler hatırlatıldı. Buna göre ilköğretim, ortaöğretim ve yaygın eğitim kurumlarında bazı derslerin yabancı dilde okutulması mümkün değil.
Bu kapsamda;
Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük
Türk dili ve edebiyatı
Tarih
Coğrafya
Sosyal bilgiler
Din kültürü ve ahlak bilgisi
Türk kültürüyle ilgili diğer dersler
yabancı dille öğretilemeyen dersler arasında yer alıyor.
Ayrıca öğrencilerin eğitim sürecinde bu derslerle ilgili verilen araştırma ödevleri ve çalışmaların da Türkçeden başka bir dilde yapılmaması gerektiği vurgulandı. Bakanlık yetkilileri, bu kuralın eğitim sisteminin temel ilkelerinden biri olduğunu ve uzun süredir yürürlükte bulunduğunu belirtiyor.
Özel okullarda öğretim dili Türkçe
Bakanlık yazısında, Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nde yer alan “kurumlarda öğretim dili Türkçedir” hükmü de yeniden hatırlatıldı. Buna göre özel okullarda derslerin büyük bölümü Türkçe olarak yürütülüyor. Ancak bazı istisnai durumlar da bulunuyor.
Merkezi sınav puanıyla öğrenci alan ve hazırlık sınıfı bulunan ortaöğretim kurumlarında, belirli şartların sağlanması halinde matematik ve fen bilimleri dersleri birinci yabancı dilde okutulabiliyor. Bunun için iki temel koşul aranıyor:
Okulda ilgili dersi yabancı dilde verebilecek öğretmen bulunması
En az 10 öğrencinin bu yönde talepte bulunması
Bu şartlar sağlandığında söz konusu derslerin yabancı dilde verilmesi mümkün hale geliyor. Böylece özellikle uluslararası programlara hazırlanan öğrenciler için farklı bir eğitim modeli sunulabiliyor.
Uluslararası program uygulayan okullarda farklı uygulama
Yönetmelikte bazı eğitim kurumları için farklı düzenlemeler de yer alıyor. Özellikle uluslararası program uygulayan özel okullar ile bazı mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında yabancı dilde ders verilmesine yönelik esneklik bulunuyor.
Örneğin uluslararası program uygulayan okullarda, yukarıda belirtilen 10 öğrenci şartı aranmayabiliyor. Bu kurumlarda yabancı dilde eğitim, programın gereklilikleri doğrultusunda daha geniş kapsamda uygulanabiliyor.
Benzer şekilde mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında da bazı meslek dersleri protokoller veya proje kapsamında yabancı dilde verilebiliyor. Özellikle uluslararası iş birlikleri ve sektör bağlantılı projelerde bu uygulama tercih edilebiliyor.
Ancak tüm bu istisnalara rağmen, Türkçe okutulması zorunlu olan dersler için temel ilke değişmiyor: öğretim dili Türkçe olarak kalıyor.
2026-2027’de yürürlüğe girecek
Milli Eğitim Bakanlığının yürüttüğü çalışma doğrultusunda getirilen C1 Türkçe yeterlilik şartı, 2026-2027 eğitim öğretim yılından itibaren geçerli olacak.
Bu kapsamda:
Türkçe okutulan derslere girecek yabancı öğretmenlerin
Bakanlık tarafından kabul edilen bir kurumdan alınmış
en az C1 seviyesinde Türkçe yeterlilik belgesi sunması gerekecek.
Halihazırda özel okullarda görev yapan yabancı uyruklu öğretmenler için ise bir geçiş süreci tanındı. Buna göre söz konusu personelin, gerekli dil yeterlilik belgesini gelecek eğitim öğretim yılının sonuna kadar çalışma iznini düzenleyen kuruma ibraz etmesi gerekiyor.
Bakanlık kaynakları, düzenlemenin amacının yabancı öğretmenlerin eğitim sistemine katkısını sınırlamak değil, derslerin daha sağlıklı ve anlaşılır biçimde yürütülmesini sağlamak olduğunu vurguluyor. Böylece öğrencilerin Türkçe verilen derslerde iletişim ve içerik açısından herhangi bir sorun yaşamaması hedefleniyor.