Kiracı ile ev sahibi arasında son yıllarda en çok tartışılan başlıklardan biri kira artışı oldu, bir diğeri ise tahliye sürecindeki masraflar. Bu kez gündeme taşınan konuysa boya ve badana yükümlülüğü oldu. Evden çıkış sırasında sıkça dile getirilen "Evi nasıl aldıysan öyle bırak" talebiyle ilgili Yargıtay 3. Hukuk Dairesi emsal niteliğinde bir değerlendirme yaptı. Karar, özellikle evini teslim etmeye hazırlanan milyonlarca kiracının dikkatini çekti. Çünkü uzun süredir tartışılan bir konuda sınırlar biraz daha netleşmiş görünüyor.
Yargıtay kiracının sorumluluğuna yeni çerçeve çizdi
Tahliye sürecinde ev sahipleri tarafından çoğu zaman boya masrafı talep ediliyor. Bazı durumlarda bu masraf doğrudan depozitodan kesiliyor, bazı durumlarda ise taraflar arasında hukuki süreç başlıyor. Yargıtay'ın değerlendirmesinde ise temel ayrım kullanım şekli üzerinden yapıldı.
Yayımlanan içtihatta, kiracının sözleşmeye uygun kullanım nedeniyle oluşan doğal yıpranmalardan sorumlu tutulamayacağı belirtildi. Evin zaman içinde eskimesi, duvar renginin solması ya da olağan kullanım sonucu ortaya çıkan değişiklikler farklı değerlendiriliyor artık. Kötü kullanım varsa değişiyor durum. Normal kullanım sonucu oluşan yıpranmaların ise tek başına masraf gerekçesi oluşturamayacağı ifade edildi.
Sözleşmedeki tek bir madde süreci değiştirebiliyor
Her kira sözleşmesi aynı sonucu doğurmuyor. Ayrıntı burada ortaya çıkıyor. Gayrimenkul hukukçularının dikkat çektiği nokta da tam olarak bu.
Eğer kira sözleşmesinde açık şekilde "kiracı evi boyalı alıp boyalı teslim edecektir" şeklinde bir hüküm bulunuyorsa, bu madde kiracıyı bağlayabiliyor. Ancak sözleşmede böyle bir ifade yer almıyorsa, ev sahibinin doğrudan boya talebinde bulunmasının önünde hukuki engeller oluşabiliyor. Bazı istisnalar da var üstelik. Binanın yapısından kaynaklanan rutubet ya da kendiliğinden oluşan boya dökülmeleri gibi durumlarda değerlendirme değişebiliyor. Esnetilebiliyor bazı kurallar.
Olağan kullanım ile kötü kullanım arasındaki çizgi öne çıkıyor
Hukuki anlaşmazlıklarda en çok tartışılan nokta artık "olağan kullanım" ile "hor kullanım" ayrımı olacak gibi görünüyor. Çünkü her hasar aynı kapsamda değerlendirilmiyor.
Örneğin güneş ışığı nedeniyle parkelerde oluşan solmalar ya da zamanla ortaya çıkan bazı deformasyonlar olağan kullanım kapsamında kabul ediliyor. Fakat taşınma sırasında parkelerin derin şekilde çizilmesi, duvarların ciddi hasar görmesi veya kullanım kaynaklı ağır zararların oluşması farklı değerlendiriliyor. Sorumluluk doğabiliyor bu durumda. Sadece boya konusu değil aslında mesele; kullanım şekli belirleyici hale geliyor.
Kiracılar için dikkat edilmesi gerekenler:
- Eve girişte tüm odaların fotoğrafını çekmek
- Mevcut hasarları kayıt altına almak
- Görselleri tarih bilgisiyle saklamak
- Tahliye sırasında teslim tutanağı hazırlamak
- Mümkünse ev sahibiyle karşılıklı imza almak
Bu adımlar, ilerleyen süreçte ortaya çıkabilecek anlaşmazıklarda delil niteliği taşıyabiliyor. Çünkü sözlü beyanlar yerine belge konuşuyor çoğu zaman.




