Yazımın başlığı aslında durumu özetliyor. Bu yazı bir devam yazısı olacak. Dün yazdığım, MHP kurultay sürecini işlemeye devam edeceğim. Ve her gün yeni bir konuda, bir virgül dahi yalan olmadan yazacağım. Kesilen faturanın, unutulmaması...

Yazımın başlığı aslında durumu özetliyor.

Bu yazı bir devam yazısı olacak.

Dün yazdığım, MHP kurultay sürecini işlemeye devam edeceğim.

Ve her gün yeni bir konuda, bir virgül dahi yalan olmadan yazacağım.

Kesilen faturanın, unutulmaması adına her sabah kendimi hatırlatacağım.

Bu sefer ki süreçte ise bizim bu şahıs ile MHP Kocaeli Üst Kurul Delegesi Muzaffer Yılmaz arasında ki diyalog yer alacak.

Ama bu diyaloga geçmeden sizlere Muzaffer Yılmaz’dan biraz bahsetmem lazım.

Muzaffer Yılmaz’ı tanıyanlar zaten bilir.

Kendisi Başiskele MHP ilçe başkanıydı.

Zor bölgede göreve geldi Yılmaz.

Ak Parti’nin yüzde 70 oy aldığı Saadet Partisi’nin yüzde 26 bandında olduğu, sosyolojik olarak blok bakan bir ilçede MHP’nin konuşulmasını gündem olmasını sağladı.

Ekonomik olarak gücü olmayan Muzaffer Yılmaz, elinden gelen tüm mücadeleyi verdi ilçesinde, seçimlerde kapı kapı gezdi.

Belki bilinmez ama Muzaffer Yılmaz, ilçe başkanı olduğu için şahsi hayatında bedel de ödedi.

Çalıştığı yerlerden sürgün yedi.

İdeolojik nedenlerden dolayı zor günler yaşadı.

Fakat siyasi görüşünden vazgeçmedi.

Ve kendisi de, bu süreçte altından değerli üst kurul delegesine yazıldı.

Kocaeli’nde Meral Akşener adına kişiler üzerine çemberler kurarak çalışan isim, Muzaffer Yılmaz’ında kapısını çaldı.

Muzaffer Yılmaz ister kabul edin ister etmeyin.

Başından itibaren Sinan Oğan’ın yanında durma kararı aldı.

Eğilmedi, bükülmedi.

İmzanı geri al denildi dinlemedi.

Gönlündeki aslan Sinan Oğan’ın peşinde yol yürüdü.

Kendi kişisel tercihini bu yönde kullanmış oldu.

Muzaffer Yılmaz olan saygımdan dolayı burada ne için bu şahsı aradığını yazmayacağım ama çoğu kişinin tahmin ettiği nedenden dolayı kendisini aradı.

Delegasyonu derinden düşündürülmesi gereken cümleyi yazıyorum.

-“Şaka mı bu? İmza mı verdi de mi (……..)İstiyor”

Evet.

Yanlış duymadınız?

Bir iradenin fikriyatın düşüncenin duruşun karşılığı bedeli olabileceği sanılıyor.

O yüzden Yılmaz’ı başından itibaren net olarak Sinan Oğan duruşu sergilediği için kutluyorum.

Fakat birilerinin tavrını aklım almıyor.

Napolyon hastalığı sarmış birilerini.

İrade satın alınabilir mi?

MHP’ye yıllarını veren aile dostumuz Taş Medreseli bir büyüğümüzle sohbet ediyorduk kurultay ne olur diye sormuştum.

İşte cevabı;

“Kurultay önemli değil de. Birbirine hakaret küfür edenler bizden ise ne acı. Birlikte kurşuna göğüs gerenlerden, şayet maddiyata değer veren bir çizgiye geldiysek. Kurultay olsa ne olur olmasa ne olur”

Tabandan gelen hareketi sadece menfaat diyerek, kesip atılmasını doğru bulmuyorum.

Ama bildiğim ülkücü kişiliğini ve kimliğini asla satmaz.

Yanılmadığımı düşünüyorum..