Ahmet AKÇAALAN'ın Köşe Yazısı
Kim ne der bilmem ama bana göre bir yerde hata var.
Kocaeli Üniversitesi yönetimi bir dinamik yakalamalı…
Kocaeli Üniversitesi tam olarak kendisinde var olan enerjiyi yansıtamıyor. Şehrin dinamikleri, yerel yönetimler ve sivil toplum örgütleri ile bağlantıyı kuramıyor.
Bugün sağlık alanında Türkiye’ye örnek bir araştırma hastanesine sahip. Çok güzel projelere imza atıyorlar. Medya olarak hep destek olmaya çalıştım, çalışıyorum. Sadece sağlık alanında değil farklı alanlarda da önemli çalışmalara imza atılıyor.
Ne yazık ki ne ulusal anlamda ne yerel anlamda anlatılamıyor.
Bakın Gebze Teknik Üniversitesi’ne.
Müthiş bir başarı çizgisi yakalandı.
Her yıl ilk on üniversite arasında yerini alıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve dönemin Başbakanı Binali Yıldırım, Kocaeli’ye geldiğinde defalarca öve öve bitiremediler Gebze Teknik Üniversitesi’ni.
Derdim sadece bir kayıs, karşılama değil.
Kocaeli Üniversitesi mezunu olarak üzülüyorum.
İnat etmenin anlamı yok.
Akademisyenlik bana göre çok kıymetli bir nokta. Büyük emek var. Entelektüel bilgi ve birikimin bu kentte acilen yansıması lazım. Sadece bireysel temaslarla Ankara’dan gelecek maddi destekten bahsetmiyorum. Benim kastım şehre dokunmak.
İlk defa çok güzel bir uyumda yakalanabilir. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın akademisyen hem şehri biliyor hem üniversiteyi. Seçimden önce Tahir Hocam şöyle demişti;
“Yapmak istediğim şeyleri gerçekleştirmek için burada muhteşem bir hazine var. Size ihtiyacım var bunun için sizleri buraya davet ettim. Bu şehri bir marka şehir yapmak istiyoruz, bunun için ekonomiye, spora, kültüre dokunmak lazım, buna ilişkin kaynak üniversitede var. Üniversite ile şehir arasında doğru bir bağlantı kurmak istiyorum. Ben bir dönem sizin aranızdaydım, şimdi şehirdeyim ve ikisi arasında doğru bir köprü olabilirim”
İşte tamda anlatmak istediğim bu; Köprü
Artık bahane kalmadı.
“Yoldu yürüdüklerini yolda bulduklarınla değişirsen” gibi kısır küskünlüklere girilmemeli. Ortak dert Kocaeli.
Üniversite şehre inmeli.
İstanbul’dan servisine veya aracına binen akademisyen üniversite içerisine girip akşam olduğunda İstanbul’a dönmemeli.
Bu şehrin her anlamda, bakış açısı farkıyla zenginleşmesi lazım.
Akademisyenler şehre dair araştırmalar yapmalı.
Bunları neden yazdım dün Gölcük Belediyesi ile Kocaeli Üniversitesi arasında bir protokol imzalandı. Davet üzerine törene katıldım. Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer ve KOU Rektörü Prof.Dr. Sadettin Hülagü’den Gölcük adına çok güzel cümleler duydum.
Umarım bu söylemler somut projelere dönüşür.
İlçe adına heyecanlandım.
Üniversite’den faydalanma yolunu izleyen Sezer’i gerçekten kutlarım.
Ancak toplantı sonunda bir cümle beni çok şaşırttı.
Seçimler artık geride kaldı.
Ali Yıldırım Sezer, artık sadece Ak Parti’nin değil Gölcük’ün başkanı.
Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Sadettin Hülagü protokol içeriği hakkında yaptığı konuşmasının sonunda “Durmak yok yola devam” diyerek bitirdi.
Şaşırdım, gerek var mıydı?
Bunu sadece Ak Parti olarak düşünmeyin, bir rektörde yarın çıksa dese ki “Herşey çok güzel olacak” ona da tepkim aynı olurdu. Bence bu tarz söylemler kent adına yapılan bir proje tanıtımında yanlış.
Her siyasi partiye gönül verebilirsiniz böyle bir toplantının son cümlesi bu olmamalıydı.
Açık ve net olmasına rağmen, siyasi olarak söylememiştir, tesadüf olmuştur diye düşünmek istediğim. Toplantıya katılan akademisyen ve gazetecilerde benimle aynı düşündüğünü öğrenince yazmak istedim.
Belki Sadettin Hocam, o manada söylemek istemedim diyebilir ama gerek yoktu hocam.
Bence gerek yoktu,
Bırakın şehre katacağınız değerleri konuşalım..