Sakarya Üniversitesi'nde görev yapan Öğretim Görevlisi Adem Arı, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü kapsamında çeşitli kamu kurumlarında verdiği konferanslarda, 15 Temmuz'u tarihsel perspektiften değerlendirdi. Arı, konferanslarında darbe girişiminin tarihi, siyasi, hukuki, askeri ve sosyolojik yönlerini ele alırken, yaşanan sürece ilişkin görüş ve değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı.

Öğretim Görevlisi Adem Arı, konferanslarında şu ifadeleri kullandı:

TARİHÇİ GÖZÜYLE 15 TEMMUZ

15 Temmuz Milli İrade ve Demokrasi Günü hakkında 4 kamu kuruluşunda konferans verdim. Konferanslarımın içeriği aynı olmakla beraber dinleyicilerimin ilgisi ve benim o anki performansım sebebiyle birbirinden epey farklı konuşmalar yaptım. Hepsinin toplamı diyebileceğim bir metin ortaya koymaya çalışarak sizlerle paylaşmak istedim.

Konuşmalarım öncesinde günle ilgili videolar, saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın okunması beni salonda motive etmenin ötesinde duygulandırdı. Birinde ses sistemi iyi olmamasına rağmen İstiklal Marşımızın dinleyiciler tarafından gür ve içten okunması benim motive olmama yetti. Bir diğerinde İstiklal Marşı okunurken fonda Türk bayrağının dalgalanması ve ön planda Mustafa Kemal ATATÜRK’ün geleceğe bakan fotoğrafı üzerine konuşmamı başlattım. Bir diğerinde “15 TEMMUZ DESTANI” adlı kısa film gösterimi üzerine değerlendirme yapma fırsatı buldum.

15 Temmuz nedir önce bunun adını koymamız gerekir. 15 Temmuz darbe girişimidir, kalkışmadır halk iradesine ve Türk demokrasisine vurulmaya çalışılan darbedir. 15 Temmuz bana göre Amerikan Destekli işgal girişimidir.

Tarihin ele alması gereken bir olaydır. Devlet yapısını hedef aldığı için siyasal bir olaydır. Devletin varlığına, milletin huzur ve refahına yönelik siyasal bir harekettir.

KOCAELİ ELEKTRİK KESİNTİSİ! 17 TEMMUZ LİSTESİ
KOCAELİ ELEKTRİK KESİNTİSİ! 17 TEMMUZ LİSTESİ
İçeriği Görüntüle

Hukuki bir olaydır. Darbe veya işgal girişimi ve öncesi ve sonrası ile ele aldığımızda hukuki bir olaydır. Çünkü Türkiye’deki hukuki yapı FFETÖ terör örgütünün at koşturabileceği bir noktaya getirilmiştir.

Dini ve sosyolojik bir konudur. Çünkü tarikat cemaat adı altında dini kullanarak yapılanan bir örgütün hareketidir.

Askeri bir olaydır. Güya askeri vesayeti kırmaya yönelik bir harekettir ama sonuçta Türk ordusunun Türk milleti nazarındaki itibarını zedelemeye yönelik bir harekettir. Bir savaştır askeri bir savaştır. Hani ordular savaşır askerler savaşır bir taraf diğer tarafın askeri varlığını savaş meydanında veya siperlerde yok etmeye çalışır ama buradaki olayda Türk ordusu Türk askeri varlığı kendi içerisinde eritilmeye, itibarsızlaştırmaya çalışılan bir olay olmuştur. Bir olay olarak 15 Temmuz günü ve sonrasına baktığımızda da bir darbe, bir işgal, bir isyan bir kalkışma hareketidir. Sonrasına etki edecek durumlar söz konusudur.

Paralel mi, Alternatif mi?

Öncelikle bu kalkışmayı yapan FETÖ terör örgütü kimdir, nedir bu duruma nasıl gelmiştir. 15 Temmuz öncesi bu terör örgütü öyle bir noktaya geldi ki Paralel Devlet Yapılanması olarak adlandırıldı. Dikkat edin paralel hükümet değil. Mevcut Türk devletinin paralelinde giden paralel bir yapılanma. Bir tarihçi olarak paralel kelimesini de kabul etmiyorum. Alternatif bir yapıdır. Türk hükümeti bir yerde var iken bunun yanında FETÖ’nün oluşturduğu bir devlet yapılanması değil Türk devleti yıkılacak ve FETÖ’nün yapılandırdığı Amerikan uzantılı yeni bir devlet bir manda devlet kurma girişimidir. Paralellik değil bir alternatiflik söz konusudur. İşte bu noktaya gelebilmek için 2002 yılından 2016 yılına kadar hukumete sızarak hükümet içinde yapılanarak bir takım kanunlar bir takım alt yapılar oluşturulmuştur.

Türk hükümetinin Türk devletinin milli varlığı dini ve milli kimliği zedelenmiştir. Mesela Diyanet’e sızmışlar Cuma hutbelerinde bir ayet-i kerime var. “Allah indinde din İslam’dır” Genelge ile hutbelerde bu ayetin okunmasını yasaklatmışlardır. Şimdi bu tekrar konulmadı ama çoğu imam hepsi demiyorum bu ayeti okumaya başladı.

Milli noktada hükümete sızarak hükümet içerisindeki bir takım yapılanmalarla mesela andımız “Türküm doğruyum, çalışkanım diye başlayan “Andımız” bunların etkisi ile kaldırılmıştır. Türkiye’yi Avrupa Birliği’na sokma çalışmalarında Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde Türkiye’de zina suç olmaktan kaldırılmıştır. Bir Hocam imamların okuduğu ayet hangisi idi? İnneddine indallahilislam”

FETÖ Nasıl Yapılandı?

FETÖ terör örgütü 1960’larda 70’lerde başlayan 1980’lerde palazlanan 1980 askeri darbesini fırsat bilerek yapılanan bir örgüt. Bu yapıyı çok iyi dememekle birlikte tanıyorum. İzmit’ten İzmir’e üniversiteye Anadolu’dan Muhafazakar kimliği ile giden bir genç, İzmir gibi biraz kozmopolit bir bölgede kendisini bulabileceği bir yapı ister. Ağabimin birisi o zaman Fethullah GÜLEN’in evlerini önerdi. Orada ben kimliğimi yaşamanın ötesinde birtakım zorluklarla karşılaştım. Orası Anadolu’dan gelen temiz çocuklara kalacak yer değil çocukları terör örgütünün ağına çekme yuvaları olarak gördüm. Bir yıl içlerinde kalabildim.

Kimliğime, mizacıma, karakterime uymadı. Dini konularda yaşıma göre epey bilgili olduğumdan tuzağa düşmedim. Dini alt yapının önemini vurgulamak için anlatayım: Üniversite imtihanına girmeden önce bir büyüğüme; “Abi, ben İlahiyat Fakültesinde okumak istiyorum. Bana hazırlık için ne önerirsin, dediğimde; “İlmihal oku. Bir Müslümanın İslam’ı dinini nasıl yaşaması gerektiğini gösteren, öğreten ilmihal kitaplarından Ömer Nasuhi BİLMEN’in “İslam İlmihali”ni oku” dedi. Onunla birlikte Ahmet Hamdi AKSEKİ’nin “İslam Dini” adlı İlmihalini de okudum. İlahiyat Fakültesi için dini bir alt yapı oluşturdum. Bir yıl sonra 12 Eylül olduğunda her üniversiteye gidebileceğim bir durum oluştu. Tarih bölümlerini yazdım. İşte o dini alt yapı FETÖ’nün evlerinde benim uyanık olmama neden oldu. Beni kendilerine çekemediler. Çünkü onlar işlenmemiş masum Anadolu çocuklarını alıp onları kendi eğitimlerine tabi tutuyorlardı. Ne yapıyorlardı? Üniversite yurtlarına gidip iki üç aylık dilimler halinde yurtlarda kalıp yurttaki gençleri kendi evlerine çekmeye çalışıyorlardı.

İstihbarat; Ülkeler arası istihbarat. İstihbarat; karşı ülkenin kurum ve kuruluşlarına, sosyal yapılarına girerek o yapıları kendi hedefleri doğrultusunda yönlendirmedir. Birtakım dini yapıların, tarikatların, cemaatların içerisine girerek yönlendirme yapar. FETÖ evlerinde kalırken mesela; Sabah namazları öncesinde teheccüt namazına kaldırırlardı. Arkadaşlar şeytan ayrıntıda gizlidir. Ayrıntıyı ele almadan mükemmele, bütüne ulaşmanız mümkün değildir. Efendim derlerdi ki; “Biz evlerimizde kalanları teheccüd namazlarına kaldırıyoruz ki buradaki zorluğu güçlüğü görsünler bunlara dayanabilsinler. Bu zorluğa dayanamayan bizim evlerimizde zaten kalamaz, tahammül edemez onun için bizim evlerimizde ve bizim içimizde ajan yoktur.” Ben tarihçiyim arkadaşlar yabancı ajanların, Türkiye’de, Anadolu’da, Ortadoğu’da neler yaptıklarını biliyorum. Lawrens, üniversitede ders anlatırken öğrencimin biri hocam; “”hiç kimsenin görmediği, hissetmediği zamanlarda bile sabah namazlarına kalkarmış”. Samimi Müslüman imajı oluşturmuş. Yine bir ajan veya ajan kelimesini kullanmayayım ama bir oryantalist yani Batı adına Doğuyu inceleyen batılı araştırmacılar.

Aylarca ayakkabısını çıkartmadan Anadolu’yu geziyor. Anadolu’dan doküman, belge, kitap topluyor. BU ajanların kendi milletlerin hedefleri adına yapmadıkları şeyleri yoktur. Dolayısıyla FETÖ terör örgütü bu şekil bir yönlendirmeyle ortaya çıkmış. Ben Atatürk İlkeleri ve inkılap Tarihi dersi veriyorum. FETÖ evlerinde kaldığım o bir yıllık süre içinde biri dedi ki; Ben Inkılap tarihi dersi veriyorum. Atatürk’ü hiç ağzıma almadım”. Halt ediyorsun. Neyle övünüyor FETÖ terör örgütündeki o şahıs, Atatürk’ü anmadan İnkılap Tarihi dersi vermekle övünüyor. Onların içinde Atatürk’ün tanımlaması “kefere” idi. İşte arkadaşlar Türkiye’de Atatürk’e laf edenler dış bağlantıların yetiştirmeleridir. Farklı kelime kullanmıyorum işe zürriyet meselesini tohum olayını karıştırmıyorum.

15 Temmuz”a Nasıl Gelindi?

15 Temmuz öncesi 17-25 Aralık olayı var. Ben tarihçi olduğum için olayı geniş çerçevede alırım. Bizim istenmemizin sebebi de bu. Mesele 15 Temmuz günü olanları anlatmak değil 15 Temmuza nasıl gelindiğini göstermektir. İktidar ile o zamanki tabii FETÖ terör örgütü kelimesini kullanmıyoruz o zamanki Hoca Efendi arasında büyük bir işbirliği vardı. Kim ne derse desin bunun inkarı mümkün değildir. İşte o birliktelik ve işbirliği paralel devlet yapılanması söyleminin ortaya çıkmasına yol açtı.

Hukuki yapı, anayasal düzenlemeler ve bu düzenlemelerin belirleneceği 2010 halk oylaması için Pensilvanya’daki şahıs; “Ölüleri bile mezardan kaldırıp oy kullandırmak lazım” dedi. Bu düzenlemelerle yargı bağımsızlığını yitirdi.

Milli ve Dini Olmayan Kanunlar

sadece gayr-i milli kanunlar değil gayr-i dini kanunlar da bunların zamanında çıkarıldı. Andımız bu paralel devlet yapılanması döneminde okullarımızdan kaldırıldı. “Türküm, doğruyum, çalışkanım” kime ne zararı vardı? Bizim çocuklarımızın “Türküm, doğruyum, çalışkanım” demesinin. Kime zararı vardı? Türk olmayanlara zararı vardı.

Hükümet ile FETÖ Arasında Rekabet

15 Temmuz öncesi iktidar ile FETÖ yapılanması arasında birtakım sürtüşmeler ve rekabet ortamı ortaya çıktı.

17-25 Aralık. Bu tarihten sonra hükümet FETÖ yapılanmasının elemanlarına karşı sistemli bir tutuklama dönemi başlattı. Bu tutuklamalar Türk devletine el koyma düşüncesinde olan FETÖ’yü alelacele hareket etmeye yönlendirdi. Darbe planlarını kendi kafalarındakinden daha öne aldılar. “İstedikleri plana uyamadılar” dedi bir dinleyicim. Yıl olarak da uyamadılar. Gün olarak, saat olarak da uyamadılar. Gece saat 03.00’de yapmayı planladıkları darbeyi Cuma akşamına çektiler.

Darbe Planı Zamanında Uygulanamıyor…

Bir planın vaktinde uygulanmaması başarısızlığın en büyük sebebidir. Sabaha karşı olsaydı çok tehlikeliydi dedi bir dinleyici arkadaş. Değil 4 saat önce 10 dakika önce yapmak bile darbe başarısızlığının tek sebebidir. “En iyi planı Allah yapar değil mi hocam. Dedi bir diğer izleyici arkadaş.

İzmir’de Mustafa Kemal ATATÜRK’e suikast girişimi vardı. Mustafa Kemal ATATÜRK’ün treninin gecikmesi suikastçıların planını uygulamasına engel oldu.

Yine TBMM’nin açılması. 22 Nisan’da açılacaktı TBMM. Meclisin bütün Türkiye’ye 22 Nisan’da açılacağı duyurulmuştu. Ama son günlerde açılışın bir gün sonraya ertelendiği bilgisi geldi. Stratejidir bu. 22 Nisan’daki açılışa göre plan yapacak, suikast düzenleyecek olanlar 23 Nisan’a ertelendiğinde planlarını uygulayamazlar. Otellere yerleşenler rezervasyonlarını bir gün uzatacaklar. Bu da onların tepelenmesine yol açacak. Bir mahkum: 2002 yılında Kamer GENÇ’in, Erbakan’ın uyarısından söz etti. .Ben de Bahçeli de hep “Okyanus ötesi” diyerek hükümeti uyarırdı, dedim. Onlar; “bunlar alnı secdeye giden insanlar” dediler.

Sonrasında o gün için tabii neden bu bir darbe değil işgaldir dedim. Bu hükümete karşı bir olay olsaydı devlet kurumları değil hükümet kurumları hedef alınırdı. Özel Harekat Daire Başkanlığının hedef alınması demek devletin askeri varlığının, bu tür kalkışmalara ve işgal olaylarına karşı ilk harekete geçecek birimin hedef alınması demek.

Kuva-yı Milliye Güçleri…

Sonuçta Türk Milleti o akşam milli iradesini sokağa çıkarak konuşturdu. Milli Mücadelemizdeki Kuva-yı Milliye gibi. o direnişin yapıldığı meydanlara bugün haklı olarak “Milli İrade Meydanı, Demokrasi Meydanı adları verilmiştir. Ve o gün o gece TBMM parti farkı gözetilmeksizin bütün vekiller bombalanan meclis çatısı altında bir araya gelmiş, oradan birlik ve beraberlik mesajı vermişlerdir. O gece minarelerden yükselen sala sesleri, meydanlardan yükselen “Ne Mutlu Türküm Diyene” sesleri ile milli ve dini bir tablo oluşturmuştur.

15 Temmuz sonrasında İstanbul’da Yenikapı mitingi yapıldı. Parti liderleri, birlik beraberlik ve dayanışma sözü verdiler. Bir müddet sonra araya siyasi söylemler girdi. İşte bir partinin genel başkanı “Bu kontrollü darbedir” demiş. Ama maalesef o genel başkanın da kontrollü genel başkan olduğu şu günlerde ortaya çıkmıştır.

Bu olay Türkiye’de birtakım değişimlere sebep olmuştur. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da, Suriye’de, Irak’ta devlet iradesini ortaya koyabilecek mücadeleye girdi. Irak’ta ve Güney Anadolu’da devlet rahatlamıştır. Neden rahatlamıştır? 15 Temmuz öncesinde bir haber; “Doğu ve Güney Anadolu’da devlete muhbirlik yapan 70 kişi yakalandı” FETÖ’nün yayın organlarındaki bir haber. Kimlerdi bunlar? Bölgede Türk devletine Türk askerine yardımcı, Türk istihbaratına yardımcı olanlardı. Bir arkadaş “Mit tırlarından söz etti.

Sonrasında askeri vesayet bu darbe vesilesiyle kırıldı. Ama bu noktada eleştirmek istediğim bir nokta var: Askeri okullar kapatıldı, halen açılmıyor. Askeri hastaneler kapatıldı halen açılmıyor. “Hocam yasa teklifi verildi” diyor bir dinleyicim. “İnşallah” diyorum. Askeri okullar şuna benzer: Ortaokulda Askeri Rüşdiye, Lisede Askeri İdadi, Üniversitede Harb Okulu ve sonrasında Harb Akademisi. Gençleri Türk askerlik eğitimine tabi tutuyorsunuz. Çocukluktan yetişme. Şimdi Milli Güvenlik Üniversitesi var. 18 yaşından sonra bunları asker olarak eğitmeye çalışıyorsunuz. Şimdi nasıl ki İmam Hatiplerde Ortaokuldan itibaren çocuğu alıp İmam, Hoca yetiştirmek doğru ise Ortaokuldan öğrenciyi askeri okula alıp asker ve subay yetiştirmek buna benzer. Osmanlı ne yaptı? Devşirme sistemi vardı. Küçük çocukları alır Türk-İslam terbiyesi verir sonrasında Devlet okullarında asker veya bürokrat olarak yetiştirirdi. O yanlıştan dönüleceğini duymak çok iyi oldu. Evet arkadaşlar bugünlük bu kadar diyelim.” Diyerek konuşmalarımı bitirdim."