İzmit Belediyesi önünde düzenlenen dayanışma programının 2. gününde konuşan CHP Karamürsel İlçe Başkanı Ahmet Çalık, CHP tarihinden sosyal belediyeciliğe, hukuk eleştirisinden şafak operasyonlarına kadar birçok konuya değindi. Derince Belediye Başkanı Sertif Gökçe’den de adıyla söz etti. Ancak programın merkezindeki Fatma Kaplan Hürriyet’in adını uzun konuşması boyunca bir kez bile anmadı.
İzmit Belediyesi önünde düzenlenen programı başından sonuna kadar takip ettim.
Alanın hemen önünde büyük harflerle “Herkes İçin Hürriyet” yazıyordu. Zaten o pankarta bakınca insanların neden orada toplandığını anlamak zor değildi.

Program, İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet, CHP İzmit İlçe Başkanı Gökhan Ercan ve gözaltına alınan diğer isimlere destek amacıyla düzenlenmişti.
Kürsüye çıkan isimlerden biri de CHP Karamürsel İlçe Başkanı Ahmet Çalık oldu.
Çalık’ın konuşmasını dinlerken bir süre sonra söylediği sözlerden çok, söylemediği isim dikkatimi çekti.
Fatma Kaplan Hürriyet.
KONUŞMADA HER ŞEY VARDI, HÜRRİYET’İN ADI YOKTU
Ahmet Çalık konuşmasına Cumhuriyet Halk Partisinin geçmişten bugüne verdiği mücadeleyi anlatarak başladı.
1954 yılına kadar gitti. Halkevlerinin kapatılmasını, CHP’nin mallarına el konulmasını anlattı. İsmet İnönü’nün geçmişte söylediği sözlerden örnek verdi. Bugün yaşananlarla o dönemde yaşananlar arasında bağlantı kurdu.
Ardından CHP’li belediyelere geldi.
Belediyelerin maaşları ödediğini, çalışanların mesailerini ve tazminatlarını aksatmadığını, ekonomik sıkıntılara rağmen yatırım yaptığını söyledi.
Bunların hepsi bir siyasi konuşmada elbette anlatılabilir.
Ama ortada şöyle bir durum vardı: O gün herhangi bir ilçe kongresinde değildik. Bir belediyenin faaliyet sunumunda da değildik.
İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet’e ve gözaltındaki isimlere destek olmak için düzenlenen bir programdaydık.
Bu nedenle konuşma ilerledikçe Fatma Kaplan Hürriyet’in adının ne zaman söyleneceğini bekledim.
Söylenmedi.

“SERTİF BAŞKANIM” DEDİ
Konuşmanın benim açımdan en dikkat çekici bölümü ise Ahmet Çalık’ın Derince Belediye Başkanı Sertif Gökçe’den söz ettiği andı.
Çalık, CHP’li belediyelerin sosyal belediyecilik çalışmalarını anlatırken “Sertif Başkanım” diyerek Sertif Gökçe’nin yaptığı halk lokantasını örnek gösterdi.
Daha sonra Karamürsel’de açılan belediye işletmelerinden, sahilde oluşturulan sosyal alanlardan ve gençlere yönelik spor yatırımlarından söz etti.
Sertif Gökçe’nin adının anılmasında elbette yanlış bir şey yok.
Tam tersine, yapılan bir hizmeti örnek göstermek gayet doğal.
Ancak insan yine de şu soruyu sormadan edemiyor:
Ahmet Çalık, konuşmasında Sertif Gökçe’ye “Sertif Başkanım” diyebiliyor ama hemen arkasındaki pankartta adı çağrıştırılan Fatma Kaplan Hürriyet’i neden bir kez olsun anmıyor?
Başka bir belediye başkanının adını söylemek mümkünken programın asıl konusu olan ismi söylemek neden mümkün olmadı?
ŞAFAK OPERASYONLARINA TEPKİ GÖSTERDİ
Ahmet Çalık’ın konuşmasında yaşanan gözaltı sürecine yönelik eleştiriler de vardı.
Belediye başkanlarının, ilçe başkanlarının, meclis üyelerinin ve belediye çalışanlarının sabahın erken saatlerinde evlerinden alınmasına tepki gösterdi.
Her gün işine giden, belediyesine gelen ve çağrıldığında ifadeye gidecek insanların sabah saat 06.00’da eşlerinin ve çocuklarının yanından alınmasını eleştirdi.
“Çağırın, gelsinler” dedi.
Kanun önünde herkesin eşit olduğunu, kimsenin yargılanmaktan muaf olmadığını ancak sürecin anayasa ve hukuk kuralları içerisinde yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Bu sözlerin İzmit Belediyesine yönelik operasyonu ve Fatma Kaplan Hürriyet’in gözaltına alınmasını da kapsadığı açık.
Yani Ahmet Çalık’ın yaşananlara tamamen sessiz kaldığını söylemek doğru olmaz.
Benim takıldığım nokta başka.
Neden her şey dolaylı anlatıldı?
Neden bir kez olsun “Fatma Kaplan Hürriyet’in yanındayız” denmedi?
DIŞARIDAN GELEN BİRİ NE ANLARDI?
Şöyle düşünelim.
İzmit Belediyesi önünden geçen bir vatandaş kalabalığı gördü ve merak edip alana geldi.
Yaşanan operasyonu bilmiyor. Kimlerin gözaltına alındığını duymamış. Sadece Ahmet Çalık’ın konuşmasını dinliyor.
Bu kişi, programın neden düzenlendiğini anlayabilir miydi?
Bana kalırsa zorlanırdı.
CHP’nin tarihini öğrenirdi. Halkevlerinin kapatıldığını duyardı. İsmet İnönü’nün sözlerini dinlerdi. CHP’li belediyelerin maaş ödediğini, yatırım yaptığını ve sosyal belediyecilik hizmetleri sunduğunu öğrenirdi.
Sertif Gökçe’nin halk lokantası yaptığını, Karamürsel’de uygun fiyatlı sosyal alanlar açıldığını da duyardı.
Şafak operasyonlarına yönelik genel bir hukuk eleştirisi dinlerdi.
Ama insanların o gün neden İzmit Belediyesi önünde toplandığını tam olarak anlayamazdı.
Çünkü konuşmada programın merkezindeki ismin adı yoktu.
PANKARTTA “HÜRRİYET” VARDI, KONUŞMADA YOKTU
Siyasette bazen söylenenlerden çok söylenmeyenler dikkat çeker.
Hele de söz konusu olan bir dayanışma programıysa.
Alanda “Herkes İçin Hürriyet” yazıyordu. Bu ifade yalnızca özgürlük talebini değil, doğrudan Fatma Kaplan Hürriyet’i de işaret ediyordu.
Böylesine açık bir pankartın altında yapılan konuşmada Fatma Kaplan Hürriyet’in adının geçmemesi ister istemez dikkat çekti.
Üstelik Ahmet Çalık konuşmasında isim de verdi.
İsmet İnönü’yü andı.
Sertif Gökçe’ye “Sertif Başkanım” diye seslendi.
Karamürsel’de yapılan hizmetleri anlattı.
Yani konuşmanın tamamında özellikle isim kullanmaktan kaçınan bir tavır yoktu.
Buna rağmen Fatma Kaplan Hürriyet’in adı söylenmedi.
BİR CÜMLE KURMAK BU KADAR MI ZORDU?
Bir programa katılmak da dayanışmadır.
Şafak operasyonlarına tepki göstermek de önemlidir.
Hukuk vurgusu yapmak da değerlidir.
Ama bana göre destek verilen kişinin adını açıkça söylemek, dayanışmanın en temel halidir.
“Fatma Kaplan Hürriyet’in yanındayız.”
“İzmit Belediye Başkanımız yalnız değildir.”
“Fatma Kaplan Hürriyet’e yönelik uygulanan yöntemi doğru bulmuyoruz.”
Bu cümlelerden birini kurmak gerçekten bu kadar mı zordu?
Konuşma bittiğinde aklımda kalan soru buydu.
Sertif Gökçe’nin adını söylemek kolaydı da “Fatma Kaplan Hürriyet” demek neden bu kadar zordu?




