Ahmet AKÇAALAN'ın Köşe Yazısı
Dün olmayan konuşuyor,
Dünü bilmeyen konuşuyor,
Dün yazmayan, bugün yazıyor.
Bizi bilmeyen konuşuyor,
Dünü unutan sırıtıyor,
Yarınlarda hatırlatmak için,
Dünü unutanları not ettik.
Düne vefa duyanlar bugün kalbimizde baş tacı,
Dost, abi, kardeş ve biz bugünleri unutmayacağız.
****
Son günlerde bu cümleleri hafızama kazıdım.
Biraz geçmişi hatırladım.
Dün neredeysek aynı yerdeyiz.
Ancak gidenleri, değişenleri kaleme aldık,
“Evlat evlat” diye seslenmeleri hatırladık.
Biz hep duygusallıktan, ne kaybettiysek dava aşkımızdan kaybettik…
O günlerde üç beş kişiydik,
Bedel ödedik, bedel ödedik…
Yukarıda yazdıklarımı sadece ama sadece kurultay dönemini, zor günler de Kocaeli’yi bilenler anlar…
Bugün telefonla beni arayıp o zamanlarda “Üç kişi kaldık, biri sendin” diyen makamdakiler anlar,
O günlerde susanlar, bugün konuşuyor,
O günlerde yok olanlar, bugün buradayım diyor,
Kimse yokken olduğumuzu hatırlayanlar, omuz omza yürüdüğümüz günleri hatırlayanlar üzülüyor.
Haykıracaklar, teşkilat edebinden susuyorlar…
Aşağıdan saysan beş, yukarıdan saysan altı kişi sevdiğimiz kardeşlerimize, dostlarımıza, abilerimize “Paylaş paylaş” diye mesajla yırtınıyorlar.
O yırtınanların attıkları “paylaş” mesajları bize geliyor.
Biz ise birlikte gülüyoruz.
Makamda, mevkide, görevde değiliz…
Peki neden seviliyoruz?
Neden güveniliyoruz?
Neden inanılıyoruz?
Neden değer görüyoruz?
Tek kelime; samimiyet
Biz dün kardeşleri olarak samimiydik,
Biz dün evlatları olarak samimiydik,
Biz dün kimse yokken omuz omzaydık,
Bedel öder miyiz diye asla düşünmedik,
Taraf olduk,
Beraber dertlendik,
Net bir duruş gösterdik…
O günleri bilenler, dünü bilenler,
O yüzden paylaşmazlar,
O yüzden vicdan terazisi farklı sonuç verir,
Bu yazıyı ancak dünü bilenler anlar…