Ahmet AKÇAALAN'un Köşe Yazısı
Türkiye’de bana göre üç grup davasında gerçekten inanmışlardır. Bunlar Atatürkçüler, Milli Görüşcüler ve Ülkücülerdir.
Bu davalar ülkenin önemli dinamikleridir.
Ortak dertleri Türkiye’dir.
Yeri geldiğinde ‘Kuvayi-milliye’ ruhu ile hızlıca birleşirler.
Yokluklara rağmen yolundan dönmezler…
Bedel ödemek onlar için yaşama inancıdır.
Eğilmezler, bükülmezler…
“Bu davadan döneni vurun (!) ben dönersem beni de vurun !..“
Bu cümleyi MHP camiası ve ülkücüler çok iyi bilir.
Cümle MHP’nin kurucusu Alparslan Türkeş’e ait.
Nasıl bir inanmışlık olduğunu siz düşünün.
Beğenirsiniz, beğenmezsiniz ama bir gerçek vardır.
Ülkücüler mert adamlardır.
Dini konularda hassastırlar.
Atatürk’e bir ülkücünün yanında asla hakaret edemezsiniz, kırmızı çizgileridir.
Vatan, bayrak, ezan denildiğinde en önde giderler…
Asker ve polis canlarıdır.
Diyor ya Mehmet Akif;
“Bir hilal uğruna ya rab, ne güneşler batıyor”
Onlar batan güneşlerdir.
“Bir ölürüz bin geliriz” anlayışının sivil bekleyicileridir.
Sanırım kanları hızlı akıyor.
Biraz da deliler.
Bu delilik bildiğiniz delilik değil, sevince biraz fazla severler.
Düşünün bir aşık olurlar.
Aşık oldukları kız ailesiyle sorun yaşarsa o üzülmesin diye gerekirse sevdasından vazgeçerler.
Rant, para, makam geçmez onlara.
Çürük yumurtalar çıkmaz mı?
Ooo sürüsüyle…
Bozkurt işareti ile kimlik bulanlar, MHP ile ben olanlar kendilerince aktör olur oyun oynarlar.
Zaman zaman arınma yaşarlar.
Makamdan gelen güçle mafyacılık oynayanlar eninde sonunda ebelenir.
''MHP'liden mafya, mafyadan da MHP'li olmaz' der MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli.
Oyun bozulur, gidenler gider…
Bakanlık neden almadı diye tartışırken “beka” derdine düşerler.
Öz ise şudur Ülkü Ocaklarından geçen, bu yolda bir çay içenden asla hain çıkmaz…
Kimine göre hilal bıyıklılardır.
Türkiye’ye nam salan Özel Hareketler hilal bıyıklıların sembolü olmuştur. Bir gün Afrin’de bir gün, bir gün Elbab’da, Filistin’de, Karabağ’da sahneye çıkarlar.
Göktürk’ten başlar, Malazgirt, İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet, Çanakkale, Mustafa Kemal Atatürk ruhudur.
Ülkücüler mert adamlardır.
Ne diyor üstat Necip Fazıl;
“Allahsız'ın nefret,
Namussuz'un dehşet,
Yüreksiz'in heybet,
Başıboş'un mihnet,
Devrimbaz'ın zulmet,
Eyyamcı'nın şirret,
İnmeli'nin sıklet,
Anarşist'in devlet,
Komunist'in illet sandığı ve tanıdığı muhterem insanlardır...”
Bir yaşam tarzı, duruştur.
15 Temmuz gecesi Ülkücülere olan bakış daha da farklılaşmıştır.
Aileler çocuklarını ülkü ocaklarına göndermeye başlamıştır.
Bakın Kocaeli Ülkü Ocaklarına aylardır madde bağımlılığına karşı müthiş bir mücadele ediyorlar. Kocaeli Ülkü Ocakları binası içerisinde sigara içmek yasak. Peki ne yapılıyor? Gelen öğrencilerin taleplerine göre eğitim ve dersler veriyor. Kim anlatıyor, öğretmenler. Ahlak ve vatan sevdasından başka konuşulan yok.
İşin özü kim ne der?
Ne olmuş, ben bilmem?
Bildiğim ülkücüler mert adamlardır.
Damarlarına basılmamalıdır.
Ülkücülük;
“Türk milletini en ileri en medeni ve en kuvvetli varlık haline getirme ülküsüdür”
Sadece zora düşünce “Ülkücüler nerede” diye haykırmaktansa geç olmadan bu mertliği görmek gerekir…
Ülkücüler ise daha çok iş dünyasında olmalı, daha çok çalışmalı, daha çok okumalı, daha çok makamlarda olmalı, daha çok sanatta olmalıdırlar.