CHP Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Mühip Kanko, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada yargı sisteminde terfi mekanizmasına ilişkin dikkat çeken bir iddiayı gündeme taşıdı. Kanko’nun paylaştığı ve bir hâkimin üst mahkemeye yazdığı öne sürülen dilekçe, kısa sürede hem siyasi çevrelerde hem de hukuk camiasında tartışma yarattı.
Kanko, söz konusu dilekçenin yalnızca bireysel bir başvuru olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, yargıda terfi sistemi ve liyakat tartışmalarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada “yargıda terfi baskısı” iddialarına dikkat çeken Kanko, dilekçenin yargı sisteminin işleyişi açısından önemli sorular ortaya çıkardığını ifade etti.
İddialara göre bir hâkim, verdiği kararların üst mahkeme tarafından onanmasının terfi sürecini etkilediğini belirterek bu durumun değerlendirilmesini talep etti. Kanko’ya göre bu örnek, yargıda terfi sistemi ve karar süreçleri arasındaki ilişkinin yeniden tartışılmasına neden olabilecek nitelikte.
Mühip Kanko’nun Gündeme Getirdiği Dilekçe Ne Anlatıyor?
TBMM Genel Kurulu’nda konuşan Mühip Kanko, yaklaşık bir yıllık görev süresi bulunan bir hâkimin istinaf mahkemesine yazdığı iddia edilen dilekçenin içeriğini kamuoyuyla paylaştı. Kanko’nun aktardığına göre dilekçede, hâkimin verdiği kararların istinaf mahkemesinde incelendiği ve terfi sürecinin bu değerlendirmelerle bağlantılı olduğuna dikkat çekiliyor.
Dilekçede yer aldığı belirtilen ifadeler ise tartışmanın merkezine oturdu. Hâkim, ağır ceza mahkemesinde üye hâkim olarak görev yaptığını belirterek bazı dosyalarının istinaf incelemesinde bulunduğunu ifade ediyor. Mesleğe başlamasının üzerinden yaklaşık on dört ay geçtiğini söyleyen hâkim, Nisan 2026’da terfi değerlendirmesine gireceğini ve kanun yolu değerlendirme formunun yetersiz olduğunu dile getiriyor.
Bu nedenle dilekçede, ilgili dosyaların istinaf dairesinde bulunmasının terfi değerlendirmesi sırasında dikkate alınması talep ediliyor. Kanko, bu örneğin yargıda terfi sisteminin nasıl işlediği konusunda ciddi soru işaretleri yarattığını söyledi. Ona göre dilekçe, yargıda terfi baskısı iddialarının ve liyakat tartışmalarının somut bir örneği olarak görülüyor.
Hâkimler ve Savcılar Derneği: “Sorun Dilekçe Değil Sistem”
Gündeme gelen dilekçe yalnızca siyasi çevrelerde değil, hukuk camiasında da farklı yorumlara neden oldu. Hâkimler ve Savcılar Derneği de tartışmalar üzerine bir açıklama yayımlayarak konunun kişisel bir dilekçeden daha geniş bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Dernek açıklamasında, asıl tartışılması gereken konunun bir meslektaşın dilekçesi değil, hâkim ve savcıları bu tür taleplerde bulunmaya zorlayan terfi düzeni olduğu ifade edildi. Açıklamada özellikle yargıda terfi sistemi ve liyakat ilkesinin yeniden ele alınması gerektiğine dikkat çekildi.
Derneğe göre son dönemde kamuoyunda sıkça konuşulan liyakat meselesi, bu dilekçeyle birlikte yeniden gündeme geldi. Açıklamada, yargı sisteminde terfi süreçlerinin daha şeffaf ve objektif kriterlere dayanmasının önemine işaret edildi.
Yargıda Terfi Sistemi ve Liyakat Tartışmaları Yeniden Alevlendi
Mühip Kanko’nun TBMM’de gündeme getirdiği dilekçe, yargı sistemindeki terfi mekanizmasına ilişkin tartışmaları yeniden canlandırdı. Özellikle yargıda terfi sistemi, kararların üst mahkemelerdeki değerlendirilmesi ve hâkimlerin kariyer süreçleri arasındaki ilişki kamuoyunda yeniden konuşulmaya başladı.
Hukuk çevrelerinde bazı uzmanlar, hâkimlerin terfi süreçlerinin yalnızca kararların onanma oranı gibi kriterlere bağlı olmaması gerektiğini savunuyor. Buna karşılık bazı görüşler ise mevcut sistemin hâkimlerin karar kalitesini ölçmek için belirli göstergelere ihtiyaç duyduğunu dile getiriyor.
Kanko ise Meclis’te yaptığı konuşmada, bu tartışmanın yalnızca bir dilekçeyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek yargıda terfi sistemi ve liyakat ilkesinin daha kapsamlı şekilde ele alınması çağrısında bulundu.
Yaşanan gelişmelerin ardından, yargıdaki terfi mekanizması ve karar süreçleri önümüzdeki dönemde de hem hukuk camiasında hem de siyasi arenada tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor.





