Yıl 2007. Yaşananlar aynı kahramanlar ve mağdurlar farklıydı. O dönemde birileri ETO diyordu. Ergenekon Terör Örgütü… TSK ve ordu yıpratılıyor, Subay aileleri hayatlarının en zor günlerini yaşıyordu. Şimdi ki gibi kimse subayları savunmuyordu. O...
Yıl 2007.
Yaşananlar aynı kahramanlar ve mağdurlar farklıydı.
O dönemde birileri ETO diyordu.
Ergenekon Terör Örgütü…
TSK ve ordu yıpratılıyor,
Subay aileleri hayatlarının en zor günlerini yaşıyordu.
Şimdi ki gibi kimse subayları savunmuyordu.
O dönem çevremde olanlar, yazılarımı okuyanlar hatırlayacaktır;
Haksızlık, hukuksuzluk var; yaşın yanında kuruda yanıyor derdim.
Devlet bekası için ‘yanacak’ demişlerdi.
Bense, “Devlet millet için vardır, hiç olmadı adaleti korumak zorundadır. İnsanların aileleri, şerefleri var, kesin belgeler olmadan suçlanmamalı” demiştim.
Tarih değişti, kahramanlar değişti, ben yine aynısını söylüyorum.
İnsanlar hakkında net belgeleriniz yoksa itibarlarını zedeleyemezsiniz.
Ne mi anlatmaya çalışıyorum:
Ne taraf olursa olsun, insanların itibarlarını bitirip, “Pardon suçsuzsunuz” denilemez, denilmemelidir.
2007 yılını yaşayanlardan dinlemek lazım aslında…
-Yarbay Ali Tatar’ın ağabeyi Ahmet Tatar: Çok canımızı yaktınız, çok zulmettiniz. Umarım siz adil hukuktan mahrum kalmazsınız.
-Ergin Saygun’un kızı Ece Saygun: Babamı sabah 05.00’da uyandırıp gözaltına alan, sorgulayan ve göğsüne yafta tutturup sabıka fotoğrafı çektiren Kazım Aksoy da gözaltında.
–Avukat Celal Ülgen: Hukuksuzluğu bayrak edinenlere hukuk uygulansın diyebilirim.
-Adnan Bulut: F tipi basın ‘kelepçe’ diye yaygara yapıyor. F tipi polis uçağın kapısında yüzlerce kişinin önünde kelepçe taktı bana. Nereye kaçacaktım?
-Barış Pehlivan: Gözaltına alınan polisler çok kişinin hayatını çaldı. Dileğim, gerçek suçlarından adil yargılanmaları ve bize ettikleri zulmü görmemeleri.
Bu ülke, TSK’nın başındaki Genelkurmay Başkanını terör örgütü lideri olarak yargılamıştır.
Bugün aynı Genelkurmay Başkanına ‘kahraman’ olarak bakılmaktadır.
MGK’nin Kırmızı Kitabına 1980 döneminde ülkücüler terörist olarak yazılmıştır.
Bu nedenlerden dolayı, ilimizde yaşanan paralel operasyon konusunda fikirlerimi öyle kıvırmayacağım, direk yazacağım.
Kocaeli’nde dün operasyon günüydü.
Alınan isimlerin ne ile suçlandıklarını inanın bilmiyorum.
Savcıdan yapılan açıklamaya göre FETO’ya yöneticilik yapmak ve finansal destek sağlamak.
Adalete güveniyorsanız eğer, gözaltına alınanlardan tutuklama olursa, ne kadar doğru araştırma yapılıp belgelerle somut adım atıldığının göstergesidir.
Bu Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının başarısıdır.
Ve olması gereken de budur.
Milli iradeye set vuracak, ülkenin büyümesini engelleyecek, Cumhurbaşkanı ve Başbakanı gayri meşru yollarla yıkmaya çalışan her yapı çökertilmelidir.
Yok üç gün tutulup serbest bırakılacak ve suçlayacak belgede yoksa bu durum ifşa ve itibar kaybettirme sürecidir.
2007 yılında TSK ve subayları itibarsızlaştırma sürecinin bir benzeridir.
O dönem bu işte bir iş var demiştim.
Suça kim bulaştıysa yargılansın ama suçsuz insanlara zulüm yapılmamalı demiştim.
Şimdi de aynısını söylüyorum.
Net yazıyorum.
Gazeteci olmamdan dolayı, iş adamlarının bir kaçını tanıyorum.
Murat Özdağ, Ramazan Baştürk, Mehmet Ali Sarı…
Bu adamları Kocaeli’nde tanımayan yoktur.
En net kelimelerle ifade edeyim.
Eminim ki bu adamlarla, Kocaeli Ak Parti İl Yönetimindeki birçok kişi de ticari ilişkide bulunmuştur.
Ak Parti’de çoğu önemli yöneticinin, bu adamlarla yakın arkadaş olduğuna eminim.
Kocaeli büyük görünen küçük şehirdir.
Siz bu adamları neye dayanarak terör örgütü üyesi olmakla suçladığınızı en başta vicdanları rahatlatmak adına açıklamalısınız.
Eğer gerçekten arka perdede tüm Kocaeli’ni kandırdılar diyorsanız yargılama yolu devam edecektir, gereken ceza da verilecektir.
Fakat bu isimlere gel ifade ver dediğinizde zaten kendileri gelmeyecekler miydi?
İşi ve aileleri burada olan insanlardır.
2007’nin intikamı alınıyorsa, yine söylüyorum.
2007’de söylediğim gibi adalet bir gün yeniden herkese lazım olacaktır.
Yok ifadeye gelmeyeceklerdi, kaçmaya hazırlanıyordu bu konuda emniyette belge varsa kimsenin konuşmaya haddi yok demektir.
Bunu neden söyledim.
Yıllarını ticarete harcamış, ülkesine katkı sağlamaya çalışan insanları yaka paça gözaltına alıp, topluma terörist gibi ifşa edip, itibarsızlaştırıp sonra hiçbir şey olmamış gibi suçu yokmuş diyerek serbest bırakmak bana göre zulümdür.
Ben bu zulme 2007’de karşı durdum,
Ergenekoncu dediler.
Suç yoksa bugün de dururum.
Bu süreç terör operasyonu mu yoksa ifşa ve itibarsızlaşma süreci mi?
Senelerce bu iş adamlarından maddi olarak faydalanan medya sahipleri şimdi sırtlarından vururken, ben ticaretim olmamasına rağmen sorarım:
Benim için kıstas isimler değil,
“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır”