Türkiye siyasi tarihinde karanlık çukurda, yüzlerce parti ve genel başkan bulabilirsiniz. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun istifasının ardından bir isim daha eklendi o siyasi çukura. Kimler geldi, kimler geçti. Ortak noktaları Genel Başkanlar unutuldu, liderler ise...
Türkiye siyasi tarihinde karanlık çukurda, yüzlerce parti ve genel başkan bulabilirsiniz.
Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun istifasının ardından bir isim daha eklendi o siyasi çukura.
Kimler geldi, kimler geçti.
Ortak noktaları Genel Başkanlar unutuldu, liderler ise dün olduğu gibi bugünde hafızalara kazındı.
Lider ile Genel Başkan arasında ki, kalın çizgi ise kriz zamanı ortaya çıkardı.
Ve Türkiye’de, bir Genel Başkan ile lider aynı dönemde sahnedeydi.
Soru açıktı.
Kimdi lider?
Lider, partisi ve toplum adına engelleri, krizi aşandı.
Lider, zor zamanda ortaya çıkan kişiydi.
Darbe,
Ekonomik kriz,
Savaş,
İç isyan,
Lobi engellemelerine karşılık,
Dik bir duruştu lider olmak.
Yani kabul etseniz de, etmeseniz de son dönemin lideriydi; Recep Tayyip Erdoğan.
2001’den bu yana engelleri tek tek aştı.
Düşüncesi ve söylemlerinin dışında yorum yapanları, bir bir geride bırakarak yürüdü.
Bazen en yakınlarını yok saydı.
Günün fotoğrafında bu durum, çok iyi gibi görünebilir.
Ancak iş iyi gitmediğinde, geriye dönüp baktığınız zaman, doğru sandığınız hamlelerin hata olduğunu anlarsınız.
Normal hayatta da bu böyledir.
Yaşanan olayları yıllar sonra değerlendirdiğiniz zaman, hatalar doğru, doğru sanılanlar hata olarak karşınıza çıkar.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi olarak zor durumda düştüğünde yaşanan istifa olayını değerlendirmek lazım.
O yüzden biraz zamanı var.
***************
Genel Başkan ise sadece başarı sağlasa yeterdir.
Başarı kıstası ise oy oranının düşmemesidir.
Kurucu bir misyonu yoktur.
En büyük maddesi, başında olduğu partinin tabela partisine döndürmemesi gerekir.
İktidar olup olmaması da o kadar önemli değildir Türkiye siyasetinde, partiyi aşağı çekmedikçe genel başkan olarak kalabilir.
Hatta bazı partilerimiz vardır ki, seçim kaybetmek onlar için sorun dahi değildir.
Makam sıcaktır.
Lider olmadığı tartışmasız kabul edilen Başbakan Ahmet Davutoğlu’da bir Genel Başkandı.
Ama diğer Genel Başkanlardan farklıydı.
Aile yaşamı örnek oldu.
Güvenilir bir duruş sergiledi.
Toplumun her kesimini kucakladı.
Sağduyulu bir çizgi izledi.
Öfke kusmadı.
Yolsuzluğu affetmedi.
Kendi cebine çalışanı, sorguya çekti.
Böyle bir adam “tekrar gelmez” dedirtti.
Fakat lider olamadı.
Liderler, krizde ortaya çıkar demiştim.
Lider olmak için kriz şarttı.
Ve ilk fırsat geldi.
Seçim sanmayın sakın, bu krizi kendi lideri ile yaşadı.
Aynı Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü gibi…
Bana göre bu kriz bir fırsattı.
Bence değerlendiremedi veya değerlendirmesine izin verilmedi.
Fitne çıkarma dedi yüreği,
Manevi inancı “Olmaz” dedi.
Teslim oldu.
Korktuğunu düşünmüyorum.
Koltuk hırsı olmadığı için kenara çekildi.
Davutoğlu ailesi hep böyleydi.
Eşi dahi Davutoğlu Başbakan olduğunda, mesleğine devam etmek istediğini söylemişti.
Türkiye siyaseti, beyaz olan Davutoğlu ailesine siyah geldi.
Vicdan ağır bastı.
Bana sorarsanız siyasete, noktalı virgül koydu.
Çok söyleyeceği vardı ama sustu.
Yani Genel Başkan oldu lider olamadı.
Çekseydi kılıçları.
Sandığa gidelim deseydi.
Yüzde 2 dahi alsaydı.
Lider olurdu.
Barajı da geçerse, kahraman ilan edilirdi.
Savaşta da böyle olur.
Başarırsanız kahraman, kaybederseniz hain olursunuz.
Davutoğlu, hain olmak istemedi.
Bir ahlak esintisi ile geldi, ahlak esintisi ile Türkiye siyasetinden ayrıldı…
Tek bir kelime ama bence insanın temeli olan ve unutulan,
Ahlak kelimesini Türkiye hatırlattı.