Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan silahlı saldırılar, sadece o şehirlerde değil tüm Türkiye’de velilerin yüreğine korku düşürdü. Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir liseye düzenlenen saldırıda 16 kişinin yaralanması, Kahramanmaraş’ta ise 15 Nisan’daki okul saldırısının ardından eğitim düzeninin değişmesi, “Çocuklarımız okulda gerçekten güvende mi?” sorusunu yeniden ülke gündeminin merkezine taşıdı.
Biz de vatandaşlara, “Çocuklarınızı okula içiniz rahat gönderebiliyor musunuz?” ve “Olaylar sonrası okullarda alınan güvenlik önlemlerini yeterli buluyor musunuz?” diye sorduk. Verilen yanıtlar, toplumdaki ortak endişeyi açık biçimde ortaya koydu.
“EĞER BİR ÇOCUK OKULA SİLAHLA GİREBİLİYORSA,ORADA ÖNLEM YOKTUR''
Mikrofon uzattığımız vatandaşlardan biri, yaşananlara sert tepki gösterdi. Okullarda alınan bazı uygulamaların gerçek bir güvenlik tedbiri olmadığını söyleyen vatandaş, özellikle telefonların tüm gün boyunca toplanmasının sorunu çözmediğini vurguladı.
Vatandaş, “Eğer bu çocuk okula silahla girebiliyorsa tedbir ya da önlem alınmamıştır. Telefonların toplanması bir önlem değil. Ders saatinde olabilir ama bütün gün toplanması başka bir mağduriyet yaratıyor. Okula güvenlik getirilse bile onların işinin başında durup durmadığını denetlemek gerekir” sözleriyle yalnızca göstermelik tedbirlerin yeterli olmadığını dile getirdi.
Aynı vatandaş, sorunun sadece okul kapısında başlamadığını, aile ve toplumsal yapı boyutunun da göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, “Bir öğrenci okula silah ya da bıçakla rahatça girebiliyorsa burada hem okul denetimi hem de aile kaynaklı bir eksiklik vardır” dedi.

“OKULAR BANKA GİBİ KORUNMALI''
Bir başka vatandaş ise yaşananların tüm ülkeyi derinden sarstığını söyleyerek, okulların güvenlik açısından çok daha yüksek koruma altında olması gerektiğini ifade etti. Vatandaş, “Bugün bir devlet bankasında nasıl sıkı koruma varsa, okullarda da aynı ciddiyet olmalı. Çünkü çocuklarımız paradan daha kıymetli. Geleceğimiz orada” diyerek dikkat çeken bir çıkış yaptı.
Aynı vatandaş, son günlerde okullarda güvenlik önlemlerinin artırılacağı yönündeki açıklamaları takip ettiğini belirterek, her okulda polis ya da daha güçlü güvenlik varlığının sağlanması yönündeki beklentisini paylaştı. Bu beklenti, yaşanan son saldırıların ardından kamuoyunda yükselen güvenlik tartışmasıyla da örtüşüyor. Kahramanmaraş’taki saldırının ardından bakanların yaralıları ziyaret ettiği, olay sonrası süreçte güvenlik ve soruşturmaya ilişkin açıklamalar yapıldığı da kamuoyuna yansıdı.

“ANNELER BEKLEME ZORUNDA KALIYOR''
Bir diğer vatandaş ise yaşanan korkunun en çok velileri yorduğunu anlattı. “Anneler beklemek zorunda kalıyor. Güvenlik artırılırsa hem çocuklarımız hem biz daha rahat oluruz. O zaman içimiz biraz daha rahat şekilde okula göndeririz” sözleri, velilerin yalnızca okul saatinde değil okul kapısında da büyük bir tedirginlik yaşadığını gösterdi.
Bu sözler, saldırıların ardından ortaya çıkan psikolojik etkinin de ne kadar derin olduğunu gözler önüne serdi. Kahramanmaraş’ta saldırıya uğrayan okulun öğrencilerine ait eşyaların velilere teslim edilmeye başlanması bile, olayın aileler üzerinde bıraktığı ağır izi açıkça ortaya koydu.

“SORUN SADECE FİZİKİ ÖNLEMLE ÇÖZÜLEMEZ''
Röportajda konuşan başka bir vatandaş ise meseleye daha geniş bir çerçeveden baktı. Yaşanan saldırıların bir anda ortaya çıkmadığını, toplumsal birikimin sonucu olduğunu söyleyen vatandaş; ekonomi, eğitim ortamı, televizyon içerikleri ve sosyal medyada şiddetin tekrar tekrar dolaşıma sokulmasının da bu iklimi beslediğini savundu.
Vatandaş, “Bunun sadece okul kapısına güvenlik koyarak çözüleceğini düşünmüyorum. Fiziki tedbir gerekli ama tek başına kesin çözüm değil. Toplumun tüm unsurları birlikte düzelmeden bu mesele kökten çözülmez” diyerek, güvenlik kadar sosyal ve psikolojik boyutun da tartışılması gerektiğine dikkat çekti.

VELİLERİN ORTAK ÇAĞRISI ''ÇOCUKLARIMIZ OKULDA GÜVENDE OLSUN''
Röportaj boyunca öne çıkan en güçlü mesaj, velilerin artık daha görünür, daha ciddi ve denetlenen güvenlik önlemleri istediği oldu. Bir kesim okul girişlerinde daha sıkı kontrol ve profesyonel güvenlik talep ederken, bir kesim ise bunun tek başına yeterli olmayacağını, aileden eğitime kadar uzanan daha geniş bir mücadele gerektiğini savundu.





