Gebelikte ikili ve üçlü tarama testlerini yazılı olarak reddeden bir hastanın, down sendromlu bebeğinin doğumu sonrası açtığı tazminat davasında hekime 77 milyon lira ceza verilmesi tartışmalara yol açtı. Adli Tıp Kurumu’nun “hekim hatası yok” raporuna rağmen verilen bu karar, sağlık camiasında infial yarattı. Konuyla ilgili açıklama yapan HEKİMSEN Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, kararın hukuki zemine oturmadığını belirterek, “Bu kabul edilemez bir durum. Hekimimizin yanındayız” dedi.
"Adli Tıp hekimin hatalı olmadığını söyledi"
Olay, 35 yaşındaki bir kadının gebeliği sırasında gerçekleşti. Gebeliğin 14. ve 17. haftalarında yapılması gereken ikili ve üçlü tarama testleri hasta tarafından yazılı beyanla reddedildi. Ancak doğum sonrası bebeğin down sendromlu olması üzerine aile hekime tazminat davası açtı. HEKİMSEN Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, davaya ilişkin yaptığı açıklamada, Adli Tıp Kurumu’nun verdiği resmi raporda hekimin herhangi bir hatasının bulunmadığının açıkça belirtildiğini ifade etti. Kurban, “Adli Tıp ‘hata yok’ diyor ama mahkeme buna rağmen hekimi malpraktisle suçlayarak 77 milyon lira gibi astronomik bir cezaya hükmediyor. Bu hukuka uygun değil, vicdana da sığmaz” diye konuştu.
“Bir hekim, istemeyen hastaya test yaptıramaz”
Uzm. Dr. Kurban, hekimlerin hastaların onayı olmadan hiçbir tıbbi işlem gerçekleştiremeyeceğinin altını çizdi. “Bir kişi tarama testi istemiyorsa, hekim bunu zorla yaptıramaz. Aşıdan kan tahliline kadar her işlem, hastanın rızasına bağlıdır. Hekim, hastanın iradesine karşı gelemez. Bu durum açık bir şekilde belgelenmişken, böyle bir cezanın verilmesini anlamak mümkün değil,” ifadelerini kullandı. Kurban, hekimin hukuki sınırlar içinde hareket ettiğini, sorumluluğunun da bu sınırlar çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
“Karar istinafta, hekimimizi savunacağız”
HEKİMSEN olarak davayı takip ettiklerini belirten Kurban, sürecin istinaf aşamasında olduğunu ve gerekirse Yargıtay’a da taşınacağını dile getirdi. “Hekim arkadaşımız bizim üyemiz olmasa bile, bir hekim olduğu için bu davayı sahiplendik. Böyle ağır bir cezanın altından nasıl kalkacak, bilmiyoruz. Ancak biz bu süreci sonuna kadar takip edeceğiz” dedi. Tıbbi hataların elbette görmezden gelinmemesi gerektiğini ancak cezaların da ölçülü olması gerektiğini vurgulayan Kurban, bu tür kararların hekimleri meslekten soğutabileceğine dikkat çekti.
“Özel sektörde çalışan hekimler tamamen korumasız”
Kurban, kamu, üniversite ve özel sektör arasında malpraktis uygulamalarında ciddi farklar olduğunu ifade etti. Kamuda çalışan hekimlerin belirli yönetmeliklerle korunabildiğini, üniversite personeline dava açılmadan önce iç soruşturma süreci gerektiğini belirten Kurban, özel sektördeki hekimlerin ise tamamen kendi başlarına kaldığını söyledi. “Özelde çalışan hekim, bir ceza alırsa bunu cebinden ödemek zorunda. Koruyucu hiçbir mekanizma yok,” diyerek sistemdeki çarpıklıklara işaret etti.
“Hekimlik Meslek Kanunu ile bu sorunları aşmayı hedefliyoruz”
HEKİMSEN olarak hazırladıkları “Hekimlik Meslek Kanunu Tasarısı” ile malpraktis davaları, mesleki etik ve hekim hakları konusunda kalıcı çözümler getirmeyi amaçladıklarını söyleyen Kurban, tasarıyı Sağlık Bakanlığı’na sunduklarını belirtti. “Bu yasa yürürlüğe girerse, hekimlik mesleğini daha güvenli hale getireceğiz. Tüm verileri, uygulamaları, etik ilkeleri ve cezai sorumlulukları adil ve uygulanabilir biçimde düzenlemeye çalıştık,” dedi. Kurban, tasarının kabul edilmesiyle birlikte bu tür tartışmalı ve adaletsiz durumların önüne geçileceğini umduklarını sözlerine ekledi.




