Ahmet AKÇAALAN'ın Köşe Yazısı
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, CHP'nin genel başkanlık koltuğuna 2010'da, dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın istifasının ardından gerçekleştirilen 33. Olağan Kurultay'da seçilmişti. Bu tarihten itibaren, 18-19 Aralık 2010, 26 Şubat 2012, 27 Şubat 2012 ve 5-6 Eylül 2014'te olağanüstü, 17-18 Temmuz 2012 ve 16-17 Ocak 2016'da olağan kurultaylar gören Kılıçdaroğlu, şimdi 36. Olağan Kurultay'a geride bırakıyor.
Karşısında ise rakip olarak yine Sayın Muharrem İnce var.
Yazımı yazarken sonuç açıklanmadığı için kurultay salonunda ki gözlemleri aktarmak istiyorum.
Adına ne derseniz deyin…
CHP tabanında değişim ve yeni söylem beklentisi var.
Peki bu değişim olacak mı, hiç sanmıyorum.
Sayın Kılıçdaroğlu’nun seçimi kazanacağını, günler öncesinde ifade etmiştim.
Ama CHP kurultayına olumsuz gölgeyi ise divan düşürmüştür.
Divan ne yaptı?
Aday olarak Sayın İnce’yi duyurdu ve konuşturdu.
Ardından 'imzalar yetersiz aday olamıyor' gölgesini düşürdü.
Bir de lütuf yaptı.
Mevcut Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun ağzından kendi imzasının bir kısmının Sayın İnce’ye verilmesini duyurdu.
Resmen CHP adına, rezalet bir kurultay yaşandı.
Bu saatten sonra kim kazandı bence kimsenin umurunda olmaz.
Ancak parti içi demokrasiden bahseden CHP’nin durumuna bakar mısınız?
Şimdi tüzük tartışması yapacaklar ama asıl meselenin kültür olduğunu göremeyecekler.
Düşünsenize adı adalet olan kurultayda, bir aday 'müzik dahi açmıyorsunuz' diyerek adaletsizliğe tepki gösteriyor.
CHP’ye bu acemilik yakışmadı.
Kurucu liderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün partisine bunu kimsenin yapma hakkı yok.
Düşünün iki aday üzerine gözlemlerimiz yerine yazdıklarımıza bakar mısınız?
Yarın iktidar demeyecek mi?
Bir kurultay yapamayan CHP, ülkeyi nasıl yönetecek?
Demokrasinin beşiği denilen CHP’de demokrasi yok.
Yakışmadı.
Ve adaylar ilişkin gözlemlerim;
Salon hakimiyeti açık ara Sayın Muharrem İnce’de olduğu için mi bilemem ama Sayın İnce’nin söylemleri partinin beklediği dinamizm olduğu çok açık.
Hatta Sayın İnce’yi desteklemeyenler dahi konuşmalarına hak veriyor.
Özellikle dönem dönem CHP’ye yapılan siyasi transferlere karşı Sayın İnce’nin tepkisine tabandan büyük destek olduğunu ifade etmek isterim.
Diğer taraftan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşması bir grup konuşmasının benzeri gibiydi.
Hükümeti eleştirdi.
Genel gündemlere değindi.
İç dinamiklere çok girmedi.
Hatta 2019 Cumhurbaşkanı adaylığı konusunda daha net olmalıydı.
Adalet, demokrasi genel kelimeler üzerinden konuştu.
Ve en büyük kartı ‘Adalet Yürüyüşünü’ kurultayda iyi sahaya sürdü.
Salon hakimiyeti Sayın İnce’de olduğu nasıl açıksa delegasyonda ise Sayın Kılıçdaroğlu’nun ağırlığı olduğu çok açık.
Konuşmalardan sonra delegasyonun kararı değişir mi bilinmez.
Ama partinin bir değişim, yenilenme beklentisi çok açık.
Bugünü geride bırakacak Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, bence parti yönetimine değişim konusunda tüm kadrolara format atılmalı.
Aslında sadece yönetim kadrolarına da CHP için format yetmez neden mi?
CHP yıllarca Kocaeli’yi kale gibi görüyordu.
Kocaeli gibi ili Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, hedef belediyeler arasında saymadı.
Danışmanı veya konuşma metinini kim yazdığı umurumda değil;
“Allah'ın izniyle önümüzdeki seçimde Bursa'yı, Balıkesir'i, Manisa'yı, Antalya'yı, Mersin'i, Adana'yı, Ankara'yı ve İstanbul'u alacağız. Bir tarih yazacağız”
Cümlesini kullanan Sayın Kılıçdaroğlu nasıl olur da Kocaeli’yi görmezden gelir.
Veya bu kentten o kadar mı umudunu kesti.
O zaman Ak Parti’yi,
Ak Parti’nin Kocaeli teşkilatlarını kutlamak lazım.
Sonuç mu?
Adı adalet olan ama adalet olmayan kurultay CHP’ye hayırlı olsun…
CHP’ye yazık oluyor...