Bazen bir kulübün hikâyesi sadece sahada kazanılan maçlardan ibaret olmaz. Verilen emekler, çekilen çileler, yapılan fedakârlıklar ve bir bölgenin hayalleri de o hikâyenin içinde yer alır. Bugün Alikahyaspor'un yaşadığı süreç tam da böyle bir hikâyedir.
Yıllarca 1. Amatör Küme'de mücadele eden, birçok kez hedefe yaklaşmasına rağmen istediği başarıyı elde edemeyen Alikahyaspor, İsmail Parlak'ın başkanlığa gelmesiyle birlikte bambaşka bir kimliğe büründü. Önce 1. Amatör Küme'de şampiyonluk geldi, ardından Süper Amatör Lig'de zirveye çıkıldı ve kulüp tarihinde ilk kez Bölgesel Amatör Lig'e yükselme başarısı gösterdi.
Bu başarı öyle kolay kazanılmış bir başarı değil. Yılların emeği, sabrı ve mücadelesinin sonucunda geldi. Kulüp bu süreçte stadyumuna kavuştu, altyapı tesislerine kavuştu. Alikahyaspor artık sadece mahalle takımı değil, geleceğe umutla bakan bir spor kulübü haline geldi.
Ancak ne yazık ki bugün gelinen noktada BAL Ligi sevinci yerini büyük bir yalnızlığa bırakmış durumda.
Geçtiğimiz sezon Süper Amatör Lig'de yaklaşık 7 milyon liralık bütçe ile mücadele eden kulübün önemli mali yükünü Başkan İsmail Parlak omuzladı. Kendi cebinden önemli katkı sağlayarak kulübü ayakta tuttu. Yönetimde önemli isimlerde bu katkıya destek sağladı Bugün ise BAL Ligi'nde mücadele edebilmek için çözüm arıyor, destek arıyor, kapı kapı dolaşıyor.
Peki Alikahya gibi bir bölgede destek bulamamak mümkün mü?
Bölgede ulusal çapta üretim yapan fabrikalar var. Organize Sanayi Bölgesi var. Güçlü sanayiciler ve iş insanları var. Ama ne yazık ki verilen destekler kulübün ihtiyacını karşılamaktan çok uzak. Başkanın hatırının geçtiği küçük ve orta ölçekli işletmelerden gelen katkılar bile geçen sezon kulüp giderlerinin üçte birini karşılayamadı.
İZAYDAŞ yıllardır forma sponsorluğu yapıyor, elbette bu kıymetlidir. Ancak tek başına bu destekle BAL Ligi yükünün taşınması mümkün değil. Belediyelerden de çeşitli taleplerde bulunulmasına rağmen şu ana kadar kulübü rahatlatacak seviyede bir destek ortaya çıkmış değil.
Bugün Alikahyaspor'un önünde üç yol bulunuyor.
Birinci yol; bölgenin tüm dinamiklerinin harekete geçmesi, sanayicisiyle, iş insanıyla, belediyesiyle el ele verilmesi ve yaklaşık 25-30 milyon liralık bir bütçenin oluşturulması. Açık konuşmak gerekirse şu an için en zor ihtimal bu gibi görünüyor.
İkinci yol; BAL Ligi yarışma hakkının başka bir kulübe devredilmesi. Böyle bir durumda kulüp yaklaşık 20-25 milyon liralık gelir elde ederek bu kaynağı altyapıya yönlendirebilir.
Üçüncü yol ise mevcut kadroya birkaç takviye yapıp BAL Ligi'nde sadece mücadele etmek. Ancak bu senaryoda sezon sonunda yeniden Süper Amatör Lig'e dönme ihtimali oldukça yüksek.
Benim gördüğüm tablo ise çok farklı değil.
İsmail Parlak bugün bölgedeki iş insanları, sanayiciler ve yerel yöneticiler tarafından adeta yalnız bırakılmış durumda. Tarihinde ilk kez BAL Ligi'ne çıkardığı kulüp için yıllarını veren, cebinden para harcayan, ailesinin rızkından fedakârlık ederek bu mücadeleyi sürdüren bir başkanın bugün tek başına bırakılması büyük bir vefasızlıktır.
Şampiyonluklar gelir geçer. Kupalar zamanla unutulur. Ama fedakârlıklar unutulmaz.
Tarih İsmail Parlak'ı şampiyon başkan olarak yazacaktır. Alikahyaspor'u amatör futbolun zirvesine taşıyan isim olarak yazacaktır. Fakat aynı tarih, BAL Ligi'ne çıkan bir kulübün kendi bölgesinde yeterli desteği bulamadığını da yazacaktır.
Asıl soru şu:
Alikahya, kendi elleriyle büyüttüğü bu değere sahip çıkacak mı, yoksa yıllar sonra dönüp baktığında kaçırdığı fırsatın pişmanlığını mı yaşayacak?