Türkiye’de en hastalıklı kelimedir; hain Yaşamımıza sinmiştir bu kelime, En çekirdek aileden, devletin ana kademesinde dahi yerini bulur. Hainler bence üçe ayrılır, Bu topraklarda yetişenler, bu topraklara emel güdenlerin gönderdikleri isimler ve en tehlikeli...

Türkiye’de en hastalıklı kelimedir; hain

Yaşamımıza sinmiştir bu kelime,

En çekirdek aileden, devletin ana kademesinde dahi yerini bulur.

Hainler bence üçe ayrılır,

Bu topraklarda yetişenler, bu topraklara emel güdenlerin gönderdikleri isimler ve en tehlikeli olanlar başarılı olacak kişilerin makamını almak adına onları hain ilan eden gerçek hainler.

Bitmez bu hain hastalığı bizde,

Yıllarca hainler kahraman olur, kahramanlar hain.

Atatürk, İsmet İnönü, Adnan Menderes, Kenan Evren, Turgut Özal’dan gelen hain mi kahraman mı tartışması hep yapılmıştır.

Hain’in terim anlamı,

Kutsal sayılan şeylere, kavramlara kötülük edendir.

Yani vatan birinci kutsal olan ülkemizde vatana ihanet en büyük hainliktir.

Hainlere bu topraklarda gereken yapılmıştır, yapılacaktır.

Benim size anlatacağım hainler ve 15 Temmuz gecesi.

Yeniden aynı konuları anlatmayacağım,

Beni yakından takip edenler 15 Temmuz akşamından itibaren henüz darbe olduğu anlaşılmadan dahi net duruşumu bilir.

Mevzu bahis vatansa gerisi teferruattır ilkesinden asla ödün vermedim vermem.

Fakat gördüklerimde bir boşluk var.

F-16’dan vatandaşı bombalayan en büyük haindir,

Skorski ile vatandaşa ateş eden en büyük haindir,

Tanklarla vatandaşı ezen en büyük haindir,

G3 ve keleşlerle vatandaşa ateş eden en büyük haindir,

Emrine uymayan askeri öldüren en büyük haindir,

Kendisini uyaran muhtarı öldüren en büyük haindir,

Başbakan’ın boğaz köprüsünde Cumhurbaşkanını otelde öldürmeye kalkışanlar en büyük haindir,

15 yaşında askeri liseli öğrencileri polise saldırmak en büyük haindir,

Bunlar ortaya çıkan, vatandaşın gözünde zaten netlik kazanmış, kimisi bu toprakta yetişen kimisi dışarıdan destekli büyüyen hainlerdir.

Peki ya ortaya çıkmayanlar, asıl tehlikeli hainler onlar değil mi?

En alt kademeden başlayayım.

Kocaeli’nde 6 ay önce eline liste gelen bazı belediye başkanları, neden hiçbir hamle yapmadı?

Ankara kulislerinde konuşulan, Ak Parti kadrolarında milletvekili olmasına rağmen darbecilerle iletişime geçip hazır makam bekleyenler ne olacak?

Ankara kulislerinde darbe gecesi telefonlarını açmayan ve kendisine ulaşılamayan üç bakan ne olacak?

Ak Parti içerisinde kendisini kırgın gibi gösterip kenarda bekleyenler darbe sonrası aktif siyasete geri dönme planları yapanlara ne olacak?

Eğer 15 Temmuz sonrası gerçekten mücadele konusunda samimiyseniz bu soruların cevabını vermelisiniz.

Siyaset dışında her makamda temizlik yapar siyasete dokunmazsanız bu iş vatan savunmasından çıkar, Ak Parti’ye zarar vermeden kadro temizliğine döner.

Bu hataya sakın düşülmemelidir.

Ak Parti İl Başkanlarının kardeşleri, Genel Başkan Yardımcılarının kardeşlerinin üstü örtülmemelidir.

Eğer illa Ak Parti’ye zarar vermeden bu süreç ilerleyecek diyorsanız önce aynada kendinize bakmalısınız.

İlçelerin isimlerini yazmayacağım ama 12 İlçeden 4 ilçede Ak Parti İlçe Başkanı mevcut belediye başkanıyla konuşmuyor ve mevcut belediye başkanının kuyusunu kazıyor.

Bu söylediğimi derinlemesine incelerseniz, altından yine aynı yapının izlerine rastlarsınız.

Bu süreçte tek çözüm Ak Parti Türkiye genelinde kongreleri öne çekmesidir.

Tüm kadrolarda revize tamamlandıktan sonra, ülke bekası adına yol erken seçimdir.

Yoksa içeride olan Ak darbeciler,

Dışarıdakileri ifşa ve muhbirlikle, dün beraber yürüdükleri isimlere hain diyerek kendilerini en güzel şekilde makamdan gelen güçle aklamaya devam edecekler.

Benden demesi

Asıl tehlike içerde büyüyen haindir.

Oda halen görevde bulunup, darbecilerle iletişime geçenlerdir.