Merhaba sevgili dostlar,

Bugün sizlerle bedenimizin en önemli organlarından biri olan kalbimiz üzerine konuşmak istiyorum. Ancak bu yazıda sadece fiziksel kalpten değil, aynı zamanda duygularımızı taşıyan, korkularımızı saklayan ve hayatımıza yön veren içsel kalbimizden de bahsedeceğim.

Kalbimize söz hakkı verebilseydik, belki de ilk söyleyeceği şey şu olurdu: "Beni biraz daha dinle."

Çoğu zaman hayatın telaşı içinde kalbimizin sesini duymayı unutuyoruz. Korkularımızı erteliyor, yaralarımızı görmezden geliyor ve yaşadığımız duygusal yüklerin bedenimiz üzerindeki etkilerini fark etmiyoruz. Oysa ruhumuzun taşıdığı yükler, zamanla kalbimize de ağır gelmeye başlıyor.

Ben bunu çok iyi biliyorum. Tam 15 yıl boyunca panik atakla yaşadım. Kalbimin her çarpıntısında ölüm korkusunu hissettim. Defalarca doktora gittim, sayısız kez kontrol oldum. Ancak yıllarca anlamadığım bir şey vardı: Sorun kalbimde değil, taşıdığım korkulardaydı.

Yıllar sonra aldığım profesyonel destek sayesinde, yaşadığım panik atakların ve uzun yıllar süren mide rahatsızlıklarımın kökeninde geçmiş travmalarımın olduğunu fark ettim. İşte gerçek iyileşme o gün başladı.

Bu nedenle sizlere bir farkındalık çağrısında bulunmak istiyorum:

Eğer siz de korkularınızla, kaygılarınızla veya geçmişten taşıdığınız yüklerle mücadele ediyorsanız, kalbinizin hasta olmasını beklemeyin. Kendinizi ertelemeyin. Yardım istemekten çekinmeyin. Çünkü ruhsal yaralar da tıpkı fiziksel yaralar gibi tedavi edilmeyi hak eder.

Hayatta kalbimize yapmamız gereken yatırımlar vardır:

• Kendinize şefkat gösterin.
• Geçmişte yaşadığınız acıları inkâr etmeyin, onlara saygı duyun.
• Kendinize kızmadan, geçmişe nefret beslemeden yaşamayı öğrenin.
• Hayatınıza yeni deneyimler katın.
• Hareket edin, spor yapın ve bedeninizle dost olun.
• Kitaplarla ve öğrenmeyle bağınızı koparmayın.
• Hayallerinizin peşinden gitmekten korkmayın.
• Korkularınızın üzerine cesaretle gidin. Unutmayın, onlar sizden büyük değil.
• "Evet" ve "Hayır" demeyi dengeli öğrenin.
• İnsanlara saygı ve iyilikle yaklaşın.
• Size zarar veren alışkanlıkları azaltmaya çalışın.

Unutmayın; kalbinizin kapısını açık ya da kapalı tutan kişi sizsiniz. Samimiyetiniz, vicdanınız, affedebilme gücünüz ve kendinize karşı dürüstlüğünüz, o kapının anahtarını belirler.

Ve son olarak...

Bu yaklaşık 200 gramlık mucize organın en yakın dostu da, en büyük koruyucusu da sizsiniz.

Kendinize inanın. Kendinize değer verin. Ve her gün aynaya bakıp şu cümleyi söyleyin:

"Ben değerliyim."

Çünkü gerçek iyileşme, insanın kendi değerini fark ettiği gün başlar.