Ahmet AKÇAALAN'ın Köşe Yazısı

Kolaycıyız,

Kolayı seviyoruz,

Olsun, bitsin…

Bence bu dönemin sosyolojik olarak incelenmesi gereken bir meselesi var.

Hızlı yaşıyoruz,

Hızlı zevklerimiz değişiyor,

Hızlı tüketiyoruz…

Hep bir yetiştirilmesi gereken işimiz var…

Sonu olmayan mücadeleler içerisinde kaybolup gidiyoruz sanki…

Sosyal medyadan paylaşımlarla, mutlu olan bir kitle doğdu.

İnternet kesildi, insanlar çevresi ile iletişim kurmak zorunda kaldı.

Günün en az ortalama 4-5 saatini telefona bakarak geçiren bir kitle doğdu.

Anı biriktirmeden,

Zamanı tüketiyoruz.

İşte bunu düşünürken altını çizerek ifade edeyim ki Ak Partili olmayan bir esnaf, Başiskele Belediye Başkanı Yasin Özlü’yü çok taktir ettiğini söyledi.

Bir projesini, çalışmasını anlatacak sandım.

Özlü, gençleri almış Teknofest’e götürmüş…

Olay sadece bu.

İnanın bunu öyle bir anlattı ki,

Özlü bu kadar anlatamazdı.

Anlatmak istediğim,

Milyonluk projeler, büyük yatırımlar değil…

Düşünün, o 13 ile 15 yaşlarında olan gençleri, 20 yaşlarına geldiklerinde, 35 yaşlarına geldiklerinde “bir başkan vardı ve o bizleri Teknofest diye bir organizasyonda unutulmayacak gün yaşattı” diye defalarca anlatacaklarına eminim…

Türk Metal Genel Başkanı Pevrul Kavlak, yerel medya kurultayında şöyle demişti; “Bize bu otelleri neden yaptınız diyorlar. Anadolu’da hiç ilinden çıkmamış, deniz görmemiş üyelerimiz çocuklarıyla, eşleriyle bu otellerde unutmayacakları anılar yaşıyorlar. Feda olsun onlara” demişti…

Müthiş bir şey değil mi?

İnsanların anılarında olmak…

O yüzden bu duruma dertlendim.

Zaman konusunda kendimde daha dikkatli olmaya karar verdim.

Naçizane belediye başkanlarımıza öneriler sunmak istedim.

*Bir tur düzenlenebilse… Düşünün gençler ile yaşlılarımız arasında büyük bir kopuş ve mesafe var. 12-17 yaş arası çocuklarımız ile 60-75 yaş arası dedelerimiz birlikte bir Çanakkale’ye gitseler, Anıtkabir’e gönderebilsek. Nasıl olur? Dedemle Çanakkale’deyim mesela…

*Çalışmak zorunda kalan bir anne ile kızını baş başa bir hafta sonu ne bileyim, Bolu’ya Yedi göllere gönderebilsek. Anne-kız bir iki gün zaman geçirme şansları olsa… “Annemle geziyorum”

*Baba ile çocuklarını ne bileyim bir maça götürebilsek. Olmadı bir doğa yürüyüşü…

*Hayatında hiç sinemaya, tiyatroya gitmemiş insanlar var. Belediye öncülüğünde aileler sinema filmine götürülse, tiyatroya... Güzel olmaz mı? 

İçinizden bazıları diyebilir ki,

“Bunlar çok kolay şeyler, biz her hafta sonu yapıyoruz”

Peki yapamayanlar?

Pevrul Kavlak’ın dediği gibi “Size kolay gelenler, başkaları için lüks olabilir”

O yüzden aileye dokunan,

İnsanımıza dokunan,

Eve dokunan,

Projelerin bu dönemde çok değerli olacağını düşünüyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, il il gençlerle belediye başkanları ile birlikte buluştu. O gençler bu anılarını unutur mu?

Mümkün değil.

Demem o ki anı biriktirmeden,

Zamanı tüketiyoruz…