Yrd.Doç.Dr. Nermin Demirkol'un Köşe Yazısı
Merhaba...
Bugün sizlerle en son seyahat ettiğim yer olan Hindistan’ın güneydoğusunda bulunan Chennai şehrine ve Madras Üniversitesi 160. Yıl kutlamalarına gideceğiz...
15-19 Şubat tarihleri arasında çok hızlı geçen bir Hindistan seyahatim oldu. Bu yıl Chennai’de bulunan Madras Üniversitesi 160. Yılını kendilerince görkemli bir şekilde kutlayacağı için yoğun bir program hazırlamış. Üniversitenin Tıbbi Biyokimya Bölümü’nden Dr. S. Yamini Sudha Lakshmi bu kutlamalar kapsamında bir konferans düzenledi. Benim de davetli konuşmacı olarak ve kongreye katılan öğrencilerin poster sunumlarını dinlemek, yarışmada jüri üyeliği , oturum başkanlığı görevlerini yerine getirmek için bu konferansta bulunmam gerekiyordu...
Yeşil pasaportun bizlere verdiği vizesiz seyahat etme rahatlığı ile kongre hazırlıklarına başlamış iken Hindistan’ın yeşil pasaporta da vize istediğini öğrendim. Hindistan’da yoga zamanı ve havanın tam gezilecek sıcaklıkta olması nedeniyle vize randevularında müthiş bir yoğunluk yaşanıyordu. Büyük bir azimle, Dr. Yamini’nin, bazı dostlarımın ve İstanbul Hindistan Başkonsolosunun desteği ile kongreye bir gün geç katılabilsem de vize randevumu öne almayı başardım. Buradan bir kez daha vize sürecinde benimle birlikte emek veren herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Bir gün Hindistan’a gitme kararı alırsanız vizenizi önceden ayarlayın. Evrak konusunda çok hassaslar ve Şubat-Mart aylarında Hindistan’da Yoga Festivalleri olduğundan vizede inanılmaz bir yoğunluk yaşanıyor.
İstanbul-Bahreyn-Chennai olarak belirlediğim uçuşlar sonucu büyük bir azimle Chennai’ye vardım. Dr. Yamini ve Madras Üniversitesi yönetimi tüm misafirperverliği ile bizleri karşıladı. Havaalanı etrafı ve Chennai sokaklarında gezerken çok fazla dilenci görürsünüz. Genelde yanımda Dr. Yamini olduğundan hintçe onlara birşeyler diyor ve dilenciler uzaklaşıyordu. Tek geziyorsanız işiniz bu anlamda biraz daha zorlaşıyor...
1858 yılında kurulan Madras Üniversitesi yönetimi, öğrencileri ve akademisyenleri bu yıl 160. yıllarını kutlamanın heyecanını yaşadı. Bu kapsamda konserler, yarışmalar, konferanslar düzenlendi. Ben de “Uluslararası Hastalıklar için Nötrasötikal Kavramlar ve Uygulamalar” konferansında davetli konuşmacı olarak “Üçlü Hidroksiapatit-Volastonit-Ticari İnert Cam Kompozitlerin Üretimi ve Karakterizasyonu” isimli bir sunum ile davetli konuşmacı olarak yer aldım . Kocaeli Üniversitesi’ni, Gölcük’ü, Kocaeli’yi ve konferansta ki tek Türk olarak Türkiye’yi temsil etmenin onurunu yaşadım. Ayrıca konferansa katılan öğrencilerin poster sunumlarında oturum başkanlığı ve yarışmada jüri üyeliği görevlerinde bulundum. Maddi durumlarının çok iyi olmamasına rağmen o öğrencilerinin bilim için daha yukarılara çıkabilmek için gösterdikleri çabalar beni çok duygulandırdı. Kısıtlı imkanlarla inanın o kadar güzel çalışmalar yapılmış ki, öğrencilerin, yaptıkları çalışmaları 3 dakika içerisinde ön plana çıkarabilmek için gösterdikleri çaba ve sunumlar takdire şayandı. Sunumlar sonunda poster yarışmasının dereceye girenlerini belirledik. Oturum sonunda bizde de sunulan imkanlar biraz kısıtlansa daha fazla üretir miyiz? diye düşünmeden geçemedim...
Üniversite’nin fiziki yapısına baktığınızda eski binalar, küçük laboratuarlar, çok temiz olmayan lavabo ve derslikler ... Fakat hepsi o kadar mutlu ve memnun ki hayatlarından...Onlar için normal bir ortam...Konferansta bayanların büyük bir çoğunluğu geleneksel Hint kıyafeti sari giymişti...Sarinin de Hindistan’da birçok çeşidini görebilirsiniz....İpekli olanları, günlük tercih edebilecekleriniz, özel kına, nişan, düğün için hazırlananlar....Evet Dr. Yamini bana da Sari ve geleneksel Hint kıyafetlerinden hediye etti. Tabi ben Türkiye’ye sağ salim vardım...Fakat aktarmalı uçuş yaptığım için valizim Bahreyn’de İstanbul uçağına aktarılmamış....İnşallah Türkiye sınırına giren valizim bir iki gün içerisinde bana da ulaşacak ve hint kıyafetlerime de kavuşmuş olacağım...Siz siz olun aktarmalı uçuş kullanacaksanız iki uçuş arasını çok kısa tutmayın...Valizlerin aktarımında sorun yaşanabiliyor...
Madras Üniversitesi kongrede sunum aralarında misafirlerini sütlü çay, yöresel ikramlar ve tatlı olarak ta yosun jeli ile ağırladı. Yosun jeli tatlısını giderseniz muhakkak denemelisiniz...Keyifle yediğim sayılı şeylerin arasında. Hindistan’a gidilir de yoga yapılmaz mı? Konferansın son oturumunda Chennai deki bir Yoga merkezinin hocaları tarafından tüm salondaki katılımcılara yoga yaptırıldı... Bütün kötü enerjileri orada bırakıp, rahatlamış bir şekilde konferansı tamamladık...
Konferans sonrası Dr. Yamini ile Chennai’de gezme fırsatımız oldu... Fakat nasıl gezdiniz diye soracak olursanız...Hazırlıklı olun....Chennai motorla gezilirmiş...Dr. Yamini önde ben arkasında üzerimde Sari, kafada kask yok... Zorunlu olunca Chennai’de dua ede kasksız bir şekilde motorla gezdik... Çok şükür kazasız belasız gezimizi tamamladık...En kısa sürede Chennai’de motor kullananlara ve binenlere kask zorunluluğu gelmesini diliyorum...Başımıza bir kaza gelse herhalde en zorlanacağım şey “Konferansa yolladık...Motor tepesinde ne işin vardı?” sorusunu amirlerime açıklamak olacaktı...
Chennai’de Hindistan’ın en eski tapınaklarından biri olan Kapaleeshwarar Tapınağı’nı gezme fırsatı buldum. Bu tapınak 7. yy.da Pallavas tarafından yaptırılmıştır. Orijinal Kapaleeshwarar Tapınağı, Santhame Kilisesi’nin şu anda Chennai’de bulunduğu yerde inşa edilmiştir. Bu orijinal tapınak Portekizlilerce yıkılmış ve bugünkü tapınak 16.yy.da inşa edilmiştir. Bu tapınakta Lord Vinayaga, Lord Shiva, Lord Muruga ve Lord Parmavathi bulunmaktadır. Tapınağı çıplak ayakla gezdiğinizden avlusunda beyaz ile boyanmış kısımlara basarak gezmelisiniz... Bu kısımlar alttan soğutmalıdır. Zaten diğer kısımlara kazara basarsanız hava çok sıcak olduğundan nedenini anlayacaksınız...Tapınakta canlı ineklerde bulunmaktadır. Bu inekleri tapınağı ziyaret edenler besleyerek şükranlarını belirtirler... Çünkü her sabah bu tapınakta ki ineklerden de süt alınarak sütlü çay yapılır. Ayrıca Dr. Yamini bu ineklerin tezeklerinin biriktirildiğini ve anti bakteriyel olduğu olduğunu düşündüklerinden yerleri silmekte kullandıklarını söyledi...Yeri temizler mi daha çok kirletir mi o konuda biraz tereddütlerim var...
Chennai’de Madras Üniversitesi’nde yine bir akademisyen olan Dr.Fanzia Banu’nun evine misafir olduk. Müslüman olan ve et yenen bu evde hint yemeklerinden hazırlanmış zengin bir menü vardı. Bazılarının orijinal isimleri ile menümüz şu şekilde idi: Beyaz pirinç, rasam, beekroot, biriyani, mint chutney, avaraikkai kotlü, yoğurt, karpuz suyu, raita, peanut chikki, pappad...
Biriyani bir harika idi...Fakat tek sorun elle yemek yemeniz, burada doktorların elle yemek yemenin sağlıklı olduğunu vurduklarını söylüyorlar...Ben çatal kaşık aldıkça onlar bıraktırmaya çalışıyor...Sonunda elle yemeyi beceremediğimi de gördüklerinden çatal ve kaşık konusunda galip geldim... Fakat normalde özellikle sosları pirinçlerin üzerine döküyor elinizle iyice karıştırıyor ve elinizle yiyorsunuz...
Dr.Banu ve ailesi o kadar candandı ki....Artık bana yemek tarifleri vermeler, hatta uygulamalı göstermelere kadar gittik...Bozuntuya vermeden itina ile izledim. Aslında sorsalar hayatında kaç defa mutfağa girip yemek yaptın? Sınıfta kalacaktım...Belli mi olur belki de yemek yapmaya Hint menüleri ile başlarım.
Her evde mutlaka buzdolabında Hint kınası bulunmakta ve değişik desenler oluşturarak uygulamalar yapmaktalar...Dr.Yamini sayesinde artık benim de elimde hint kınam var... Büyük bir özenle hint kınamı da yaktı...
Hindistan’a burada bir ara verelim. Çünkü anlatacak daha çok şey var...Başka bir yazıda özellikle Hint yemek tarifleri ile tekrar Hindistan’da buluşmak üzere...
Önümüzdeki hafta başka bir yerde buluşmak dileğiyle...
Sevgiyle Kalın...

