Tefekkür Saati - Ayşe Battal
Cahiliye döneminde kız çocukları; fakirlik korkusu ve aşağılanma duygusu bahanesiyle 6 yaşına geldiklerinde, süslü püslü giydirilip az biraz gezdirme adı altında babaları tarafında diri diri toprağa gömülürdü. Kimisi bunu kız çocuğu doğar doğmaz yapardı.
Bazıları öldürmek yerine çobanlık yapsın diye evladını, belirli bir yaşa kadar hakir büyütüp bekletirdi. Öldürmeyen ve çobanlık yaptırmayan bazıları da, nefret ve kötü muamele ile kız evlatlarına hayatı zindan ederdi.
Kız evlenip de kocası ölürse babasının evine geri dönerdi. Kızı başkalarıyla görüştürmezler ve yeni bir evlilik yapmak istese, evlenemezdi. Babasının istediği kişi ile evlenmediği takdirde de ölünceye kadar bir odaya hapsedilirdi.
Bir kısmı da karısını dilediği gibi, dilediği zamanda boşar ama kadını yine kendisine mahkum ederdi. Daha sayamadığımız nice berbat muameleler...
Ve nihayet İslam geldi!
Bütün bu adetlerin insanlık dışı olduğunu ilan etti.
Allah, o devirde şeriatını ve ahkâmını indirdi de erkeğiyle dişisiyle insanın değer ve itibarının hürmete sahip olduğunu bildirdi.
Kız çocuklarının öldürülmesini yasakladı, kadınlara mehir hakkı ve miras hakkı verdi. Kadınlar CENNET'inizdir dedi. Kadınları "tesettür emriyle" korumaya aldı! Kadın İslam'da köklü bir yer işgal etti, çünkü yavrunun karargahı onlardı.
Kadına şiddetin günümüz cahiliyesindeki şekli de gözler önünde...
Cahiliyetin şekli ve sureti değişmiş olabilir fakat kökü ve kaynağı aynıdır.
Aynı canilik!
Aynı yobazlık!
Neden kısas yapmıyorsunuz?
Neden saldırı kadar, saldırıya aynı şekilde dönüş yapmıyorsunuz?
Yapamazsınız!
Sistem buna izin vermez çünkü...
Ama Allah'ın şeriatı olsaydı bu memlekette, dokunabiliyor muydunuz kadınlara bakalım!!!
Bir saç teline zarar verebiliyor muydunuz onların?
Kadına şiddeti önceleyecek olanlar, yine biz kadınlarız!!!
Evlatlarımıza; Allah'ın nizamını, emrettiği edebi ahlakı; imanı, itikadı, gerçek bir mü'min olmanın tüm gereklerini öğreterek yetiştirirsek, ancak o zaman kökünü kurutabiliriz bu caniliğin!