Şura Yılmaz Kandöken'in Köşe Yazısı
Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte maalesef günümüz topluluğu ‘sosyal medya bağımlılığı’ gibi büyük bir hastalıkla karşı karşıya
Öyle bir bağımlılık ki kendileri, din, dil, ırk, yaş, cinsiyet, eğitim seviyesi, statü, düşünce yapısı ayırt etmeksizin herkesi etkisi altına almış durumda.
Sistem bizi önce akıllı telefonlar almaya itiyor, hatta durumu iyi olmayanın bile cebinde olmak zorunda, sonra sosyal hesapların olacak tabii ee akıllı telefonu kamerasıyla resim çekilmek için almadın sonuçta.
Whatsapptan mesaj geldi bi bakıyım, oradan Facebook bildirimlerine, oradan instagrama bakmazsan olmaz, hikayeleri baştan sona izlemen lazım. Eee senin de bir şeyler paylaşman lazım kimseden aşağı kalamazsın, evdeysen bile gerekirse odanın camından sokağı çekeceksin ama paylaşacaksın.
Derken tebrikler artık bir bağımlısınız.
Tüm bu bağımlılığın gereklerini yaparken zaman akmış gitmiş, ev hanımıysan ya yemeği akşama yetiştirememişsin ya da yemeğin dibi tutmuş. Çalışansan telefonu eline aldığında patrona ya da amire yakalandın azar yedin tutanak yedin. Yemeği yapamayan ayşe hanım akşam evdekilerle sorun yaşadı. Tutanak yiyen baba gerildi eve geldiğinde evdekilerden hırsını çıkardı. Evin genci arkadaşlarıyla cafe de takıldı, tabi selfieler yapıldı atıldı hesaplara. Anne çocuğunun bugün nerede kiminle takıldığını, hatta ne yediğini biliyor, doğal olarak çocuğuna, bugün ne yaptın, ne yedin diye sormasına gerekte yok derken bu sırada, aile arasındaki diyalogda sıfırlanmış durumda. Bu iletişim kopukluğu aile arasında ki bağlılığı koparmaya başlayınca şiddet de kaçınılmaz oluyor.
Toplumda şiddetin artmasının temel sebebi aile arasında ki bağların kopması olabilir mi acaba?
Sokaklar da karnı acıksa bile sırf oyundan çıkmamak için salçalı ekmek isteyen çocuklar, kapı önlerinde bir demlik çay demleyip, mahalleden geçenlerin kritiğini yapan radar teyzeler, camdan mahalleden herhangi bir çocuğa seslenip bakkala yollayan amcalar, maalesef artık yok.
O dönemler doksanların sonu 2 binlerin başında ki jenerasyonla bitti. Şimdi sokaklar sesiz, tehlikeli ve boş. Artık oyunlar da, dedikodular da, siparişler de internetten hallediliyor.
Tehlike gittikçe büyüyor!
Sırf daha fazla beğeni alabilmek için 2 yaşında ki oğlunu 15. Kattan sarkıtan Cezayirli bir baba mı dersiniz, kayalıkların tepesinde fotoğraf çektirirken düşüp ölenler mi
Bu bağımlılığı ticarete çevirip para kazanan zekiler de var tabi!
Mesela, kendilerini zengin göstermek isteyenler için Moskova’ da Private Jet Studio adında özel bir stüdya kuruldu, burada 180 sterline sanki özel jetle uçuyormuş gibi insanların resimleri çekiliyor.
Başka bir kazanma şeklide hepimizin bildiği gibi fenomen olmak. Çektikleri videolarla kendilerini duyurup takipçi sayısı fazla olan, fenomenler, youtuberlar yüzlerce milyarlar kazanıp, bu işin kaymağını yiyor.
Tıpta artık aşırı sosyal medya kullanımını bir bağımlılık olarak görüyor!
Hastanelerde sosyal medya bağımlılığından kurtulabilmek için rehabilitasyon merkezleri kuruldu.
Hatta Amerika ve Çin tedaviler de bayağı ileri gittiler. Amerika bu iş için Pennsylvania’da, Bradford Regional Medical Center adlı hastane kurdu ve burada yatılı olarak tedavi vermeye başladı. Çin’ de Başkent Pekin'de açılan ve askeri kampa benzeyen bir rehabilitasyon merkezikuruldu ve burada binlerce kişi tedavi ediyor.
Velhasıl çağın en popi hastalığı, ‘’Sosyal Medya Bağımlılığı’