Açıklanan verilere göre, Türkiye'deki ölümlerin yüzde 34,7'si dolaşım sistemi hastalıklarından (kalp ve damar rahatsızlıkları) kaynaklanarak bu yıl da en yaygın ölüm nedeni olmayı sürdürdü. Ülke genelinde her 3 ölümden neredeyse birinin bu hastalıklardan kaynaklanması, durumun ciddiyetini bir kez daha gözler önüne serdi.

"BU VERİLER KARAMSARLIK DEĞİL, HAREKETE GEÇME ÇAĞRISIDIR"

TÜİK’in açıkladığı çarpıcı verileri değerlendiren Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, yaşlanan nüfusun yanı sıra hipertansiyon, diyabet, obezite, yüksek kolesterol, sigara kullanımı ve hareketsiz yaşam tarzının ciddi birer halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini belirtti.

Prof. Dr. Koylan, bu hastalıklardan kaynaklı ölümlerin büyük bir kısmının önlenebilir olduğuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

"Kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümlerin bu kadar yüksek seyretmesinin temelinde değiştirilebilir risk faktörlerinin toplumda çok yaygın olması yatıyor. Ancak bu veriler bizde karamsarlık yaratmamalı, aksine harekete geçmeye teşvik etmeli. Çünkü dünyaca ünlü Cleveland Clinic’in verileri kalp hastalıklarının yaklaşık yüzde 90'ının, Amerikan Kalp Derneği ise inmelerin (felç) yüzde 80'e varan bölümünün sadece sağlıklı yaşam tarzı ve risk faktörlerinin etkin kontrolüyle önlenebildiğini ortaya koyuyor."

Ekran Görüntüsü 2026 07 07 165129

40 YAŞINDAN SONRA SİNYAL BEKLEMEYİN: İŞTE HAYAT KURTARAN KONTROLLER

Hastalıkların kapıyı çalmasını beklemeden "koruyucu hekimlik" uygulamalarına ağırlık verilmesi gerektiğinin altını çizen uzman isim, özellikle 40 yaşını doldurmuş vatandaşlara hayati bir çağrıda bulundu. Hiçbir şikayet veya ağrı olmasa bile herkesin mutlaka kapsamlı bir kardiyovasküler risk değerlendirmesinden geçmesi gerektiği vurgulanırken, ihmal edilmemesi gereken rutin kontroller şu şekilde sıralandı:

Uzmanlar, bu basit ancak kritik düzenli kontrollerin kalp krizi ve felç gibi ölümcül riskleri erkenden saptayarak hayat kurtaracağı konusunda vatandaşları uyarıyor.