Kasık fıtıkları, karın içi dokuların zayıf bölgelerden dışarı doğru çıkmasıyla oluşan ve özellikle efor sarf edilen anlarda belirginleşen bir sağlık sorunu. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Caner Akgül, bu durumun cerrahi pratiğin en sık karşılaşılan problemlerinden biri olduğunu belirtiyor. Dr. Akgül, “Kasık fıtığı, genellikle ağır kaldırma, öksürme, hapşırma gibi karın içi basıncı artıran hareketlerle belirginleşen bir şişlik şeklinde ortaya çıkar. Hastalar sırt üstü yattıklarında bu şişliğin kaybolduğunu fark ederler” diyor.
Erken tanının tedavi başarısında kilit rol oynadığını vurgulayan Akgül, şunları ekliyor: “Fıtık başlangıç aşamasında fark edilirse, ameliyat sonrası süreç daha konforlu ve hızlı ilerler. Ayrıca komplikasyon riski de azalır.”
Fizik muayene tanıda hâlâ en önemli araç
Kasık fıtığının tanısında ilk adım, tecrübeli bir cerrah tarafından yapılan fizik muayene. Dr. Akgül, “Fizik muayene ile fıtığın direkt mi, indirekt mi yoksa femoral mi olduğu belirlenebilir. Bu ayrım, hangi cerrahi tekniğin uygulanacağına karar vermede çok önemlidir” diye açıklıyor.
Şüpheli vakalarda ya da sporcu fıtığı gibi özel durumlarda ultrasonografi veya dinamik MR tetkiklerine başvurduklarını belirten Akgül, tanının netleştirilmesinde görüntüleme yöntemlerinin destekleyici olduğunu ifade ediyor.
Laparoskopik cerrahi ile minimal ağrı ve estetik avantaj
Kasık fıtıklarının tedavisinde laparoskopik (kapalı) cerrahi giderek daha yaygın tercih ediliyor. Bu yöntemin sağladığı konfor ise dikkat çekici. Dr. Akgül, “Karın duvarına yapılan milimetrik kesilerden kamera ve özel aletlerle girilerek operasyon gerçekleştirilir. Bu sayede hem ağrı daha az olur hem de estetik açıdan belirgin bir iz kalmaz” şeklinde konuşuyor.
Ayrıca kapalı cerrahinin enfeksiyon ve yara yeri komplikasyonlarını önemli ölçüde azalttığını belirten Akgül, uygun hasta seçiminin bu başarıda kilit rol oynadığını vurguluyor.
İyileşme sürecinde 4 kritik avantaj öne çıkıyor
Laparoskopik fıtık cerrahisinin hastaya sağladığı avantajlar, sadece ameliyat esnasında değil, sonrasında da etkisini sürdürüyor. Dr. Caner Akgül, bu süreci şu dört başlık altında özetliyor:
Küçük kesi ve estetik görünüm: Ameliyat, sadece birkaç milimetrelik deliklerden yapılır. Bu da büyük ameliyat izlerinin önüne geçer.
Minimal ağrı: Kas dokusuna daha az müdahale edildiğinden, ağrı seviyesi düşer ve ağrı kesici ihtiyacı azalır.
Erken hareket kabiliyeti: Hastalar genellikle aynı gün ayağa kalkabilir, kısa sürede taburcu edilir.
Hızlı iş ve sosyal hayata dönüş: Aktif çalışan bireyler çoğu zaman bir hafta içinde işlerine geri dönebilir.
Fıtık tedavisinde bireyselleştirilmiş cerrahi yaklaşım şart
Modern cerrahide başarının anahtarının kişiye özel planlama olduğunu ifade eden Dr. Akgül, şu değerlendirmede bulunuyor:
“Artık cerrahi sadece bıçakla yapılan bir işlem değil; bilimsel verilerin, klinik tecrübenin ve teknolojinin bir araya geldiği bir disiplin. Uyguladığımız laparoskopik yöntemler, binlerce vakadan elde edilen bilimsel verilerle şekillenmiş durumda. Amacımız, yalnızca fıtığı onarmak değil, hastanın yaşam kalitesini en güvenli şekilde geri kazandırmak.”
Dr. Akgül, son olarak doğru teknikle yerleştirilen yamaların ve kapalı cerrahinin; kronik ağrı oranını düşürdüğünü, enfeksiyon riskini azalttığını ve iyileşme sürecini hızlandırdığını belirterek, hastalara hem güvenli hem de konforlu bir cerrahi süreç sunmayı hedeflediklerini ifade ediyor.




