Mustafa KALABALIK'ın Köşe Yazısı
Nalıncı keseri gibi olan kişiler hep oldu, olacak da.
Ama bu keserin ucunda mı? sapında mı? olacak, önemli olan sanırım bu!
Keserin hep ucunda olmayı gönülden tercih edenlerde olacak, farkında bile olmayanlar da…
Başkalarının değirmenine su taşımak herkesin hakkı ve hukuku!
Bu değirmenin nimetlerinden faydalananlar, su taşıyanlar arasındakilerden seçilirse sorun görünmüyor gibi..!
Ama o nimetlerin, küfe küfe, nalıncı keseri gibi kendisine ve çok çok az sayıdaki yakındakilerine taşınıyorsa ve değirmene su taşıyanların su damlacıkları yok sayılıyorsa eğer..!
“Damlaya damlaya göl olur” atasözümüzü hiç hatırlamıyorlarsa..
Yok sayılanlar, damla damla çoğalırsa eğer..
Sayılmayanlar da saymaz olursa..
Şöyle geriye dönüp baktığımızda nice başarılar, başarısızlığa ve hatta yok olmaya neden mahkum oldu?
Önceden de görünmeyen, yok sayılan, o damlacıkların göl olduğu görülememişti çünkü.
Görenler ve sorumluluk alanlardakiler ise maalesef, ya davayı kişisel dava olarak görmeye başladılar, ya da nimetleri kendi nimetleri olarak saydılar…
Dün de öyleydi, bakıyoruz ki bugün de maalesef sanki öyle olmaya mahkum gibi..!
Tarih hep tekerrürden ibaret oldu.
Bugün de tarih olacak elbet..
Her dönemin nalıncı keser sapları olduğu gibi, keserin ucu da olacak muhakkak..
O keseri kullanacağınız toprak olduğu sürece..!
Hatırlatmak isterim.
Geçmişte de “yok sayılanlar” büyüklerini, yol arkadaşlarını ”yok saymıştı”.
Şimdi de sanırım başka “yok sayılanlar”, yol arkadaşlarını “yok sayacak”..!