Ahmet AKÇAALAN'ın Köşe Yazısı

Üzülüyorum.

Artık dinlemiyoruz birbirimizi.

Hatta sohbet ederken tarafımızı soruyoruz.

Ve bu normal bir durummuş gibi davranıyoruz.

Eğer kendi tarafımızdansa sohbeti koyulaştırıyor, ticaret yapıyoruz; yok karşıt ise farklı pencereden bakıyorsa hayata sessizleşiyor ve uzaklaşıyoruz.

Git gide ortak değerlerimizi tüketiyoruz.

Kutuplaşıyoruz.

Bu kutuplaşmanın temelinde cahiliyet olduğunu düşünüyorum.

Çok üzülüyorum.

90 sonrası kuşak iki siyasi lideri yan yana göremedi.

Bu nasıl bir çöküntü, kimsenin umurunda değil sadece kazanan taraf olmak yeterli.

En kutsal değerlerimizi kaybediyoruz.

Yozlaşıyoruz.

Aynı masada oturamıyoruz.

Hiç iyi gitmediğimiz çok açık.

Ya çok seviyor ya nefret ediyoruz.

Oysa yaşama haklarımıza saygı göstermiyoruz.

İnsanlara dini ne olursa olsun, hangi görüşte olduğunu önemsemeden ahlak çizgisinde saygı göstermeyi unuttuk.

Ne diyor Mustafa Kemal Atatürk; ”Saygı düzenin anahtarıdır.”

Siz istediğiniz kadar büyüseniz ne olur, saygı olmadıktan sonra toplumda huzur olabilir mi?

“O toplumda saygı ve sevgi ne zaman kaybolur ise o zaman o toplum çöker” demiyor mu Mevlana.

Varsa bir yerlerde bir devlet aklı artık acilen ortaya çıkmalı.

Geç olmadan.

Ülke savaşa giriyor ve bir olamıyoruz.

Sürekli kazanma hırsı.

Artık ana değerlerimizle oynanıyor.

Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın yanlış bilgilendirildiğini düşünmek istiyorum, yok yanlış bilgilendirilmiyorsa Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstiklal Marşı konusunda söylemlerine katılmıyorum.

Konuya sadece İstiklal Marşı okunuşu olarak bakmıyorum.

İlk İstiklal Marşı’nı dinleseniz çok şaşırırsınız.

Hatta inanmak istemezsiniz.

Ondan sonra birçok deneme yapılmış.

Onlarca farklı bestesi var.

Ama millet olarak bir tanesini biliyoruz; o da resmi törenlerde söylenen.

Bana göre bu tartışmanın ne yeri ne zamanıydı.

Kendini dindar gören birileri çıktı, sırf Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yalakalık için ilahi adı altında farklı söylemler geliştirdi. Oturarak dinlenen İstiklal Marşlarıyla değerimiz azaltıldı.

Ve hala yeni yeni modalar türüyor.

Son bomba ise Kocaeli’nde yaşandı.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından Şehit Recep Topaloğlu Spor Salonu'nda okullar arası masa tenisi şampiyonası düzenlendi.

Mehter takımı program öncesi İstiklal Marşı'nı ilahi gibi seslendirdi.

Salonda bulunanlar koltuklarında oturarak izledi.

Ve toplum yine ikiye bölündü.

Kızgınlık, öfke, tepki çığ gibi büyüdü.

Derdim bu ayrıştırmalar, kutuplaşmalar…

‘Yok kardeşim öyle bir şey’ demeyin.

Biz kırk kişiyiz birbirimizi biliriz.

Kimin ne niyeti olduğunu, neyi amaçladığını tarihten dinleriz.

Ve biz aldanmamak için bir hataya sebep olmamak için sessiz kalamayız.

Devlette bin yıllık gelenek vardır.

Bu geleneğin temeli millettir, bayraktır, imandır.

Nitekim bu kırmızı çizgilerden biri de son yüz yılın umudu İstiklal Marşı’dır.

O marşa sadece bir Mehmet Akif Ersoy olarak, bir yazı ve ya birilerinin anlamak istediği gibi ilahi olarak da bakamazsınız.

Bin yıllık devletin var olmasıdır.

O yüzden bu tartışmalara girmeyin…

Devletin İstiklal Marşı’nı birilerinin elinde yapboz tahtasına çevirmeyin…

Taraf olmadığımız İstiklal Marşı kalmıştı, artık onda da değiştirmek isteyenler değiştirmek istemeyenler olarak ikiye bölündük…

İşte o onlarca besteden bir kaçı…