Çetin GÜROL
Ülkemiz gerçekten çok zor günlerden geçiyor.
Ekonomik verilerin iç ve dış etkenlerden dolayı değişmesi, krizin boyutunu her geçen gün arttırıyor.
Katil Netenyahu, Ortadoğu’yu adeta kan gölüne çevirirken, sadece saldırdığı ülkelere değil, bölge ülkelerine sonra da tüm dünyaya zarar veriyor.
Krizleri fırsata çeviren para gözleri de tüm çıplaklığı ile görüyoruz.
Tarlada 3 TL’ye alınan marul, Kocaeli'de 30 TL’ye satılıyor. Sonra birisi de çıkıyor akaryakıt fiyatlarını bahane göstererek fiyatların pahalılığından dem vuruyor.
3 gündür Türkiye'de iki okulda yaşanan olaylar da malum, Daha savcıların önüne gitmeden en ince ayrıntısına kadar sosyal medya da çarşaf çarşaf herkese sunuluyor.
Acaba yapılan bu paylaşımlar özendirici olur mu?, birileri zarar görür mü? diye düşünen yok.
Bu nedenle sosyal mecralar ucu bucağı olmayan kuralsız bir alan haline geldi.
Sonuç mu?, onlarca hayatını kaybeden öğrenci ve öğretmen, yaralılarda cabası.
Suçlu mu?, tabiki en kolayı biz harici herkes. Halbuki ne kadar biz üzerimize düşen sorumluluğu yerine getiriyoruz bu tartışılır.
Şimdi gelelim başlıktaki konuya.
Sevgili dostum, kardeşim Türk Harb-iş Sendikası Kocaeli Şubesi Başkanı Şakir Akçer, ülkemizdeki tüm sendikacılara örnek olacak bir açıklama yaptı.
Malum, çalışanlar için artık olmazsa olmazlardan biri maaş promosyon anlaşmaları.
Maaş promosyonları adeta ana kriterlerin en başında geliyor.
Türk Harb-iş Sendikası Kocaeli Şubesine bağlı Tersane Komutanlığı işyerlerinde çalışan 3500 işçi, Donanma Komutanlığı'nda görev yapan kahraman subay, astsubay ile sivil memurlardan oluşan toplan 13 bin kişiyi ilgilendiren maaş promosyon ihalesi önceki gün gerçekleştirildi.
İşte, Şakir kardeşimin burada yaptığı konuşma, dalga dalga işçiler arasından bana kadar ulaştı.
Şakir başkan ne dedi, ‘Savunma Sanayinin üretenleri, Donanmamızın kahramanları için savaşı bahane etmek, en hafif tabirle abesle iştigal’ dedi.
Herkes en ufak bir konuda hemen İran savaşını, ekonomik krizi bahane edip kolaya kaçıyor.
İşte önceki gün maaş promosyon ihalesinde de kamu ve özel bankaları da aynı taktiği kullanarak çalışanlara ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalıştı.
İşte sendikacılık burada ön plana çıkıyor ve kardeşim Şakir Akçer, “ Zarf ile maaşları alalım” diye bankalara karşı bir açıklama yapıyor.
Helal olsun. Türk Harb-iş Sendikasının cefakar ve vefakar kahramanları da başkanlarının dim dik arkalarında durarak esasında zor günler geçirdiğimiz şu günlerde birlik beraberlik içerisinde bir duruşu ortaya koyuyorlar.
Benim için en değerli olanı bu bence.
Bankalarda bizleri yolunacak kaz zannediyorlar.
Herşey bakıldığında kuralına göre.
Kredi çekeceksiniz elli tane madde olan sözleşmeler imzalatılıyor. İmzalamamak isterseniz, kredi yok.
Kredi kartı kullandınız yok şu kadar ücret. Havale yaptınız bu kadar ücret.
Yok yıllık ücret derken kredi kartından hiç harcama yapmadık diye bile yakında ücret talep edilecek.
İşte bu yasal ama cebimizden çaktırmadan giden paralara ve banka yöneticilerinin düzenine dur! diyecek hareketi Türk Harb-iş Sendikası Başkanı Şakir Akçer, durrrr! dedi.
İşçilerde zarf ile maaşlarımızı alalım, kredi kartlarımızı iptal edelim diye başkanlarına destek veriyor.
Ülkemiz için özel sektörde çalışsalar en az iki katı daha fazla maaş alacakken, ülkem için üretmeliyim diyen tersane işçilerine selam olsun.
Göz bebeğimiz Türk Silahlı Kuvvetlerinin kahraman subay ve astsubayları ile sivil memurlarına selam olsun.
İran savaşını bahane eden banka yöneticileri acaba hiç bizi kimler koruyor ve koruyacak, denizaltıyı ve gemileri üreten işçilerin yaptıkları para ile ölçülmez kahramanlıkları düşünüyorlar mı?
Savunma Sanayinin yılmaz bekçilerine selam olsun.
Bu köşe her zaman onların emrine tahsislidir.
Size ne yazsak, ne yapsak hakkınızı ödeyemeyiz.
Banka yöneticileri de bunları düşünerek hareket etsin, yoksa "Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan" olmasınlar.
Saygılar.