Çetin Gürol
Geçtiğimiz hafta ailemizde büyük bir acı yaşadık.
Çocukluğumun birlikte geçtiği halamın oğlu, abim Cahit Çetin’den gelen haberle sarsıldık.
İş arkadaşları kendisinden haber alamayınca endişeleniyor, ardından eve girildiğinde yeğenim Berk Çetin tarafından yatağında, kalp krizi sonucu hayatını kaybetmiş halde bulunuyor.
Haberi alır almaz evine koştum ancak cenaze aracıyla karşılaştım.
İnanan insanlar olarak doğum gibi ölümün de kaçınılmaz olduğunu biliyoruz ama insan sevdiklerine ölümü yakıştıramıyor.
Son yedi yılda ailemizden birçok sevdiğimizi peş peşe kaybettik.
Ailede hastane ve cenaze süreçlerinde çoğu zaman bizzat bulunuyorum. Bu süreçler insanı derinden etkiliyor.
Dün dolabımı düzenlerken cebimde son iki yıl içinde kaybettiğimiz anneannem, eniştem, dayım ve şimdi de abimin defin ruhsatlarını buldum. Bu an, yaşadığımız kayıpları bir kez daha yüzüme vurdu.
Aynı evde büyüdüğüm, adını duyunca çekinip saygı duyduğum Cahit abimin ardından söylenenler ise onun nasıl bir insan olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Sert mizacının ardında, kötü gün dostu diyebileceğimiz bir kalp vardı.
“İyilik yap denize at” sözünü hayatına yansıtan biriydi.
Cenaze öncesinde ve sonrasında yaptığı iyilikler bir bir ortaya çıktı. Okuttuğu, hayatına dokunduğu öğrenciler cenazeye katıldı, mezarlığa geldi ve günlerdir acımızı paylaşıyor.
Gelen herkes, bilmediğimiz yönlerini anlatarak bizi hem duygulandırdı hem de onunla bir kez daha gururlandırdı.
1980’li yıllarda Kocaeli’nde bilgisayarın pek bilinmediği dönemlerde bu alana yönelmiş, kendini geliştirmişti. Ticaret yaptı. İyi niyetinden kaybetti. Yılmadı kendini bildi bileli hep çalıştı.
Daha sonra adeta yaşam biçimi haline geldiği ve gece gündüz çalışırken bir kez bile of demediği Erdem Holdinge girdi.
Erdem Holding bünyesinde emekli olmasına rağmen bilgi ve tecrübesi nedeniyle çalışmaya devam etti.
Sağlık sorunlarına rağmen hayatını belli bir düzene sokmuş, sağlığına dikkat ediyordu. En büyük isteği ise oğlu Berk’in yanında olmasıydı. Berk de babasının yanında olmak için Antalya’daki kariyerini bırakıp Kocaeli’ye gelmişti.
Bir babanın en büyük hayali evladının mürüvvetini görmekti. Ancak tam bunun arifesinde hayata gözlerini yumdu. Ama gelin adayımız Elif kardeşimden bahsederken gözlerinin içi gülüyordu.
Erdem Holding bünyesinde çalışan abimin cenazesine Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Erdem, Genel Müdür Gökhan Erdem ve şirketin üst düzey yöneticilerinin tamamının katılması, cenaze sürecinde gösterdikleri birlik ve destek ailemiz için çok kıymetliydi.
Yine kentimizde birçok sivil toplum kuruluşunda görev almış Yücel Alpay Demir’in ilk andan itibaren gösterdiği destek de unutulmayacak.
Gazetemiz ve televizyonumuzun yönetim kurulu başkanı Tuncay Arıcan, Genel Müdür Turgay Tüysüz, Genel Yayın Yönetmeni Ayşegül Kalaycı, Yazı İşleri Müdürümüz İrem Tolunay ve tüm çalışma arkadaşlarımın yanımda olması da bu süreçte en büyük güçlerimizden biri oldu.
Çocukluğumdan bu yana örnek aldığım Cahit abimin vefatı bizlerde derin izler bıraktı.
Herkese sessiz sedasız yardım eden Cahit Çetin, kimseyi üzmeden, hayatlara dokunarak aramızdan ayrıldı.
Şimdi aslan parçası yeğenim Berk’i bize emanet etti.
Çok sevdiği babası merhum Müfit Fikri Çetin’in kabrine bir nevi onu küçükken koruyup kolladığı kollarının arasına kendini bıraktı.
Abi olarak sorumluluğu artan Sait abimiz de bu mirası devraldı.
Hep söylenir ya…
Herkese koşan, çoğu zaman yalnız kalır.
Yazımın sonunda Cahit abimin 1990’lı yıllarda çaldığı plaktan yankılanan ve kulaklarımda hâlâ dün gibi hatırladığım Nilüfer’in seslendirdiği “Böyle Ayrılık Olmaz” parçasının giriş sözleriyle veda etmek istiyorum:
Kim derdi ki seninle
Bir gün ayrılacağız
Geçip giden yılların
Ardından bakacağız
Böyle ayrılık olmadı be abi….