​Bugün size, dışarıdan bakıldığında parıltılı, içine girildiğinde ise adeta bir "yalnızlık destanı" yazan Gebzespor’un perde arkasını anlatmak istiyorum.

​Dün sabah Gebzespor Başkanı Yusuf Öztürk ve yönetimi ile kahvaltıda bir araya geldik. Yeni sezon hedeflerinden, kurmak istedikleri güçlü yönetim ve iddialı A Takım kadrosundan bahsettiler. Altyapıya verilen önemden, kulübün geleceğini inşa etme gayretinden uzun uzun konuştuk. Ancak sohbetimiz mali konulara geldiğinde, aldığım cevaplar karşısında hayretler içinde kalmamak elde değildi.

​Önce bardağın dolu tarafına bakalım... Yusuf Başkan ve yönetimi, Türk futbolunda eşine az rastlanır bir başarıya imza atmış durumda: Sıfır borç hedefi.
​Geçen dönemden kalan son 7 milyon TL’lik bir ödemenin ardından geçmişe dair hiçbir borç kalmıyor. Vergi borçları ise yapılandırılarak çözecekler. Yani mali anlamda ayakları yere basan, tertemiz bir kulüp var ortada.

"Yanı Başımızdaki Fabrikalar Nerede?"

Peki, bu değirmenin suyu nereden geliyor? İşte zurnanın zırt dediği, insanın içine dokunan yer de tam burası.
​Sohbet esnasında Yusuf Başkana basit bir matematik hesabı sundum. Dedim ki: “Başkanım, Gebze bölgesinde irili ufaklı yüzlerce fabrika var. Farz edelim ki 500 fabrika var; bunların sadece yarısı, yani 250 tanesi Gebzespor’a aylık sadece bir asgari ücret bedeli destek olsa, 10 ayda 70 milyon TL para yapar. Bu da kulübün mali yükünün önemli kısmını çözer.”

​Aldığım cevap tam bir hayal kırıklığı, sanayi şehri Gebze adına ise büyük bir utanç vesikasıdır.
​Yusuf Başkan, "Gebze bölgesindeki devasa sanayi kuruluşlarından hiçbir şekilde para alamadıklarını, bu desteğin tabir caizse sıfır noktasında olduğunu" açıkça itiraf etti. Koca holdingler, uluslararası dev firmalar başını çevirmiş durumda. Kulübe can suyu olanlar ise sadece yönetimin orta ölçekli kendi dost firmaları...

Kocaelispor Bahanesi ve Gebze’nin Yalnızlığı

Sanayicinin kapısını çaldıklarında önlerine hep aynı gerekçe koyuluyormuş: "Biz Kocaelispor’a destek oluyoruz, loca alıyoruz, kombine alıyoruz..."
​Anlaşılan o ki, İzmit bölgesinin ve Kocaeli Büyükşehir'in ağırlığı, Gebze'nin sanayicisini de Gebzespor’dan uzaklaştırmış. Ticaret Odası’na defalarca gidilmesine, talepler dile getirilmesine rağmen oradan da somut bir destek alınamamış. Gebzespor, adeta kendi şehrinde üvey evlat muamelesi görüyor.

Peki ! Bu Gemi Nasıl yürüyor?

Peki, sanayiciden beş kuruş destek görmeyen, borçsuz bu kulüp nasıl ayakta kalıyor?
​Cevap basit ama bir o kadar da takdire şayan: Yönetim kurulunun kendi cepleri ve Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz’ün destekleri.
​Yusuf Başkan ve yönetimindeki arkadaşlar, ellerini sadece taşın altına koymamışlar, adeta gövdelerini koymuşlar. Kulübün bütün mali yükünü kendi kişisel bütçelerinden karşılıyorlar. Bugün Türkiye’de sadece yöneticilerinin cebinden çıkan parayla, borçsuz ve iddialı bir şekilde gemiyi yürüten kaç kulüp kalmıştır?

Son değerlendirme olarak !

Gebze, Türkiye sanayisinin kalbidir, bütçesidir, can damarıdır. Ancak bu devasa ekosistemin içinde, şehrin en büyük markası olan Gebzespor’un yalnız bırakılması kabul edilemez. Bu kulüp sadece Yusuf Başkanın, yönetimin ya da belediye başkanının omuzlarına yıkılamayacak kadar büyüktür. Bugün o sanayi devleri sessiz kalabilir ama yarın bu yönetim o şampiyonluk kupasını Gebze sokaklarında gezdirdiğinde, o fabrikaların ışıkları altında kutlama yaparken kimse "Biz de buradayız" demesin. Çünkü başarıldıysa, sanayicinin parasıyla değil, inanmış birkaç yürekli adamın cebiyle ve emeğiyle başarılmış olacak.