Muhalefetin daha doğrusu CHP’nin 2028 seçimleri için Cumhurbaşkanı adayı olarak ilan ettiği Ekrem İmamoğlu yaklaşık 1,5 yıldır tutuklu. Gerçi kamuoyunda “Butlan Kararı” diye meşhur mahkeme kararından sonra İmamoğlu’nun (eğer aday olabilirse) CHP’nin değil Özgür Özel ve ekibinin kuracağı yeni partinin adayı olacağını söylemek daha doğru olur.
İmamoğlu’nun önce diplomasının iptal edildiği sonra da tutuklandığı günden bu yana taraftarlarının en büyük tezi “İmamoğlu Erdoğan’a karşı kazanabilecek tek aday olduğu için, Erdoğan tarafından önü kesilmek için tutuklandı” şeklinde.
Bugün yine muhalefete destek veren medyada özellikle Halk TV’de neredeyse 7x24 “İmamoğlu’na haksızlık yapılıyor, siyaseten önü kesiliyor, Cumhurbaşkanı olması engelleniyor” şeklinde haber ve yorumlar yapılıyor.
Bu iddia ve yorumların haklı olup olmadığı hususunu bir kenara bırakarak burada şu soruyu sormak istiyorum; Diyelim ki İmamoğlu Cumhurbaşkanı olsa Türkiye’nin bütün problemlerini çözebilir mi? Başka bir şekilde soracak olursak; İmamoğlu Cumhurbaşkanı olursa Türkiye kurtulur mu?
Bu soruya bütün politik tavırlardan uzak kalarak cevap aramaya çalışalım.
Öncelikle Türkiye’nin problemleri genel olarak sistemsel problemler ve sadece yöneten kişinin yani Cumhurbaşkanının değişmesiyle bu problemler sihirli bir değnek dokunmuşçasına değişmeyecek. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda, Siyasi Partiler Kanunu’nda ve Seçim Kanunu’nda köklü değişiklikler yaparak devlet ve siyaset kurumlarını reorganize etmek gerekmektedir.
Öte yandan Ak Parti’nin 24 yıllık iktidarının getirdiği akademik olarak“işletme körlüğü” olarak adlandırılan ve bu kadar uzun süredir iktidarda olmanın doğal ve insani bir neticesi olarak ülke sorunlarına karşı genel manada duyarsız ve ilgisiz kaldığını görmek lazım. Bu koşulda,
-teorik olarak- olası bir iktidar değişikliğinin iktidara gelen kim olursa olsun ülkede en azından vatandaşın sorunlarının kısa bir süre de olsa gündeme gelmesini ve sorunlara çözüm aranmasını sağlayacağı söylenebilir. Ama pratikte böyle olur mu? Bilinmez.
Başka bir açıdan bakarsak, beklenen bu iktidar değişikliği illa İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı olması şeklinde mi gerçekleşmeli? Beyin fırtınası olması amacıyla mesela Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu, Fatih Erbakan, Müsavat Dervişoğlu veya Ak Parti’nin kendi içinden birisi -akla ilk gelen isimler olduğu için söz gelimi- Hakan Fidan, İbrahim Kalın, Mehmet Şimşek vs. isimlerinden biri Cumhurbaşkanı olursa iktidar değişikliğiyle amaçlanan bakış açısı değişimi maksadı hasıl olmaz mı?
İlla İmamoğlu Cumhurbaşkanı olmalı diyorsanız o zaman İmamoğlu’nun şahsının Türkiye’ye ve Türk vatandaşlarına nasıl bir katkı sağlayacağını izah etmeniz lazım.
Her şeyden önce İmamoğlu Cumhurbaşkanı olursa ülkenin toplam gelirini artırmak için ne yapacak, bu gelirin toplumun geniş tabanına adil bir şekilde dağıtılması için ne yapacak, başka bir ifadeyle toplumun refah seviyesini artırmak için yapacak? Türk pasaportunun uluslararası alanda itibarının artması için ne yapacak? Çetelerin at koşturmadığı bir ülke meydana getirmek için ne yapacak? Sosyolojik olarak büyük bir tehlike altında olan aile kurumunun sağlamlaştırılması adına neler yapacak? Hızlı ve adil bir yargı teşkilatı tesis etmek için ne yapacak?
Dünyanın her ülkesinde iktidara sahip olan kişilerle halkın menfaatleri daima çatışır. Birisinin lehine olan daima diğerinin aleyhinedir. Mesela gelir dağılımında adaletsizlik halkın aleyhinedir ama iktidar sahiplerinin lehinedir. Yargının bağımsız olması, hakimlere tıpkı anayasada yazdığı gibi emir ve talimat verilememesi, hoşa gitmeyen kararlardan ötürü hakimlerin cezalandırılamaması (hakimlik teminatı) halkın lehine ama iktidar sahiplerinin aleyhinedir. İç güvenlik meselelerinde baskıcı bir güvenlik anlayışı halkın aleyhine ama iktidar sahiplerinin lehinedir. Kamu ihalelerinin şeffaf ve denetlenebilir olması halkın lehine, iktidar sahiplerinin aleyhinedir. Kamuya personel alımlarında mülakatın kaldırılması, atamalarda sadakat yerinen liyakatın esas alınması halkın lehine ama iktidar sahiplerinin aleyhinedir. Toplumu kutuplaştırmak, kendinden olmayanlara hayatı zorlaştırmak iktidar sahiplerinin lehine halkın aleyhinedir. Meramın anlaşıldığını düşünüyor ve örnekleri burada kesiyorum.
Bu örneklerden sonra şu soruyu sormak lazım; İmamoğlu Cumhurbaşkanı olursa bir üst maddede saydığımız ve iktidar olanların kendilerine hak olarak gördüğü kötü alışkanlıklardan üstelik kendi aleyhine olarak vazgeçecek mi?
Son soruya “evet” cevabını verenlere bir daha düşünmelerini tavsiye ederim. Bu yazıyı okuyan sağ duyulu pek çok insanın üzülerek “hayır” cevabını vereceklerine eminim. O halde, iktidarlara ait kötü alışkanlıklar değişmeyecekse iktidar değişikliğinin anlamı ne? İmamoğlu veya bir başkası Cumhurbaşkanı olduğunda halk açısından, halkın refah durumu ve gündelik hayatı açısından hiçbir şey değişmeyecekse iktidarın değişmesini neden isteyelim?