Sporun içinde oluşan gelir dağılımına baktığımızda insanın aklına ister istemez şu soru geliyor; gerçekten emek mi kazanıyor, yoksa sadece popüler olan mı?

Bir tarafta milyarlarca liranın döndüğü futbol dünyası var. Sponsorlar, yayın gelirleri, reklam anlaşmaları ve katılım bedelleriyle dev bir ekonomi oluşturulmuş durumda. Sahada beklenen sonuç alınmasa bile sistem işlemeye devam ediyor. Başarı gelmese de milyonlar kasalara giriyor.

Diğer tarafta ise bu milletin yüzlerce yıllık geleneği olan yağlı güreş ve Kırkpınar bulunuyor. Er meydanına çıkan pehlivanlar aylarca hazırlanıyor, büyük fedakârlıklar yapıyor, sakatlık riskini göze alıyor ve Türkiye'nin en büyüğü olmak için mücadele ediyor.

Ancak iş ödüle geldiğinde ortaya çıkan tablo düşündürücü. Kırkpınar'da tüm rakiplerini geride bırakarak başpehlivan olan sporcuya verilen ödül yalnızca 1 milyon 655 bin lira. Evet, Türkiye'nin en büyük pehlivanı olmanın, bin yıllık bir geleneğin zirvesine çıkmanın karşılığı resmi olarak 1 milyon 655 bin lira.

Buna karşılık futbol dünyasında bazen sahada istenilen sonuçlar alınamasa bile milyonlarca liralık gelirler elde edilebiliyor. Başarı ile ödül arasındaki bağın giderek zayıfladığı bu tablo, spor kamuoyunda da sık sık tartışma konusu oluyor.

Buradaki mesele sadece rakam meselesi değildir. Asıl mesele hangi değere ne kadar sahip çıktığımızdır. Çünkü yağlı güreş yalnızca bir spor değildir. Bu toprakların kültürü, geleneği ve hafızasıdır. Er meydanında verilen mücadele, nesilden nesile aktarılan bir mirasın yaşatılması anlamına gelir.

Bugün gençlerin önüne sadece milyonluk transferleri ve astronomik futbol gelirlerini koyarsak, yarın Kırkpınar'a sahip çıkacak yeni nesilleri bulmakta zorlanabiliriz. Oysa dualı çayırda dökülen alın teri de en az yeşil sahadaki mücadele kadar değerlidir.

Kırkpınar Başpehlivanı'nın ödülünün 1 milyon 655 bin lira olduğu bir ülkede, sporun ekonomik dengelerini yeniden düşünmek gerekiyor. Çünkü mesele yalnızca para değil; emeğe, kültüre ve köklü değerlere verilen önemin göstergesidir.

Er meydanında kispet kuşanıp ülkenin en büyüğü olan pehlivanların hak ettiği değeri görmesi, sadece güreş camiasının değil, bu kültüre sahip çıkan herkesin ortak beklentisidir. Çünkü alın terinin karşılığını bulduğu yerde spor büyür, kültür yaşar ve adalet duygusu güçlenir.