Geçtiğimiz 2025 yılının yazında ailecek Ankara gezisi yapmıştık. Gezide çocukların en dikkatini çeken yerlerin başında Dijital Hayvanat Bahçesi geliyordu. Burada canlı hayvanlar yerine hayvanların hologramlarının sergilenmesi çocukların epey ilgisini çekmişti. Kendi adıma böyle bir projeden teknolojik beklentim daha fazlaydı ama fikrin orijinalliğini de duyduğum saygıdan dolayı bu konudaki eleştiri yapmamayı daha doğru buldum. Üstelik bu fikir, Eskişehir’deki Balmumu Müzesi ile de birleşerek bana başka bir fikrin de kapısını açtı; Türk Büyükleri Hologram Müzesi!

Düşünsenize, devasa bir kampüste ilkokul ve ortaokul (hatta lise) seviyesindeki öğrencileri gezdiriyorsunuz. Kampüsün bahçesinde belli aralıklarla Türk büyüklerinin hologramları sıralanmış. Üstelik bu hologramlar sabit de durmuyorlar, hepsine de yapay zeka destekli olarak kimlikleri giydirilmiş ve öğrencilerle doğaçlama olarak sohbet ediyorlar.

Gözünüzü kapatıp hayal edin; Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, Mustafa Kemal Atatürk, Hezarfen Ahmet Çelebi, Mimar Sinan, El-Cezeri, Cabir bin Hayyan, Fuzuli, Baki vb. Türk dünyasının her alandaki büyükleri bir kampiste sıralanmışlar ve öğrenciler tek tek hepsinin yanına uğrayıp yapay zeka destekli bu hologramlarla sohbet ediyorlar. Fatih’le gemileri karadan yürütmeyi, El-Cezeri ile robot teknolojisini, Mimar Sinan ile mimari de bugün bile ulaşılamayan mertebeleri konuşuyorlar.

Yine başka bir bölümde İslam dünyasının büyük manevi önderlerinin ve mütefekkirlerinin yapay zeka destekli hologramlarının bulunduğunu düşünün. Hz. Hamza’nın tıpkı Çağrı filminde Anthony Queen’in canlandırdığı gibi omzunda aslan postuyla atının üzerinde asaletle geldiği bir tablo hayal edin. Veya Gazali gibi Mevlana Celalettin Rumi gibi büyük mütefekkirlerle yahut Hacı Bektaş-ı Veli gibi Yunus Emre gibi gönül dünyamızın alp erenleriyle sohbet ettiğinizi hayal edin.

Hatta vizyonumuzu biraz daha genişletip bu Hologram Müzesi’nde dünya tarihinin büyük düşünür ve bilim adamlarının hologramlarının yer aldığını da hayal edin. Socrates’den Aristoteles’den Descartes’e kadar büyük düşünürlerin, Newton’dan Einstein’e kadar büyük bilim adamlarının hologramlarıyla evrenin sırlarında derinleştiğinizi hayal edin. Leonardo da Vinci ile eserlerindeki gizemler üzerine sohbetler yapın mesela.

Hatta çıtayı bir tık daha yükseltelim ve bütün bu saydığımız ve saymadığımız büyüklerin belli periyotlarla insanlara konferanslar verdiklerini hayal edin.

Yine bu Hologram Müzesi’nde tarihten sahnelerin canlandırıldığını hayal edin. Ulubatlı’nın surlara bayrak diktiği anı, Çanakkale’de savaşan kahramanların sıradan gününden bir kesiti, Sinoplu Diyojen’in Makedonyalı İskender’e “Tepemde durup gölge etme başka ihsan istemem” dediği anı vs. bu müzede 3 boyutlu olarak yaşama imkanı olduğunu hayal edin.

Ne dersiniz? Güzel olmaz mıydı?