Dile kolay, 32 yıldır bu mesleğin içindeyim.

Spor muhabirliğinden istihbarat muhabirliğine geçişimden bu yana da Milliyetçi Hareket Partisi’ni yakından takip ediyorum. Bu nedenle MHP’de uzun yıllardır görev yapan hemen herkesi tanırım.

İlişkilerimde samimiyeti her zaman ön planda tuttum, samimiyetsizliğe ise mesafeli durdum.

Bazen bu duruşum nedeniyle de samimiyetsizler tarafından samimi olmadığım eleştirilerine de maruz kaldım.

Gazeteci–siyasetçi ilişkisinden ziyade, dostluğu önceleyen bir anlayışım oldu ve olmaya da devam edeceğim.

Bana göre bir gazetecinin en önemli sermayesi güvendir. Size birisi bir bilgiyi verirken şüphe duymuyorsa, doğru yoldasınızdır.

Çok şükür bu kentte dostluklarımda bir haylı fazladır. Hatta her seferinde o benim dostumdur dediğimde bana herkeste senin dostundur eleştirisi yapılır. Halbuki dostum olmayanları emin olun yanı başımda dahi olsa yok farzetmek gibi bir özelliğim vardır.

Bu nedenle görev yapan il başkanları ve yönetim kurulu üyeleriyle yalnızca gazetecilik çerçevesinde değil, özel sohbetlerde ve farklı ortamlarda da bulunma fırsatım oldu. Kocaeli henüz büyükşehir olmadan önce, 45 belde iken; belde başkanlıklarından ilçe ve il başkanlıklarına kadar programları gece gündüz takip ettim.

Yıllar önce MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli ile Kocaeli’den özel bir ziyarete giden 25 gazeteciden biri de bendim. Anlayacağınız, resmi ve özel yaşamda Kocaeli her ne kadar büyükşehir olsa da, ikili ilişkiler açısından hâlâ büyük bir köy gibidir.

MHP’de son 10 yılda yaşanan görevden almalar ne yazık ki il başkanları ve yönetim kurullarının kaderi haline geldi. Elbette gönül, bu tür görevden almaları istemez. Demokrasinin gereği, sandıkla gelenin sandıkla gitmesidir. Ancak siyasetin ve yaşanan olayların bazen buna mecbur bıraktığını da söylemek gerekir.

Her görevden alma sonrası kent gündemi adeta bir cadı kazanına dönüyor:
Kim atanacak?
Kimler yönetime girecek?
Kim kimin adamı?
Onun adamı da listede olacak mı?

Atama yapıldıktan sonra ise yeni ismin geçmişte söyledikleri didik didik ediliyor, özel hayatına kadar giriliyor. Beğenilmeyen bir isimse vay haline…
MHP’nin 50 yıllık bir hafızaya sahip olduğu gerçeği bir kenara bırakılıyor, dedikodularla “vur abalıya” misali aylarca sular durulmuyor. Dosyalar Ankara’ya taşınıyor, eski defterler açılıyor.

Aydın Ünlü ile başlayan, Yunus Emre Kurt, Murat Nuri Demirbaş ve son olarak Tuncay Batı ile devam eden görevden almalar sonrasında yaşananlar hep aynı senaryoyla ilerledi.

Murat Nuri Demirbaş harici her il başkanının partisi için çalıştığını da söyleyebilirim.

Herkes değişiyor…
Ancak görevden alan ve atayan isim değişmiyor:
MHP Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın.

MHP’de teşkilatlarla ilgili ne yaşanıyorsa, adı hep orada geçiyor. Atanan da, görevden alınan da aynı ismi zikrediyor.

Görevden alınan il başkanları arasında açık söyleyeyim; tek görüşmediğim isim Murat Nuri Demirbaş’tır. Kusura bakmasın. Onun haricinde görevden alınan tüm il başkanlarıyla görüşmeye devam ediyorum. Çünkü benim anlayışımda, görev süresi bitince dostluklar da bitmez.

Biz toplum olarak gücü severiz.

Ama ben hâlâ Aydın Ünlü ile yolda yürür, farklı ortamlarda bir araya gelir sohbet ederim. Yunus Emre Kurt’un bizzat iki kez ofisine gidip görüşmüşlüğüm vardır.

Görevden alınan ya da istifa eden Tuncay Batı ile de görüşmeye devam edeceğim. Yetki belgesi eline verilmemiş olsa da, Kamil Akın ile de gazetecilik gereği görüşürüm. Kaldı ki bugün yetki belgesi genel merkez tarafından da hazırlandığını da yazımı yazarken teyit aldım.

Bu süreçte MHP’de tarafsız olduğuna inandığım dostlarımla, toplumu yanlış bilgilendirmemek adına görüşüyorum; görüşmeye de devam edeceğim.

Birisi toplumda düşmeye görsün, hemen “vur abalıya” anlayışıyla hareket edilmesinden son derece rahatsızım.

Uygulamaları eleştirebiliriz. Ancak bel altı muhabbetlerle yapılan eleştirilerin, “dava” diyenlerin davalarına zarar verdiğini düşünüyorum.

MHP’de il başkanlığı yetki belgesi için Pazar günü işaret ediliyor. Tüm gelişmeleri sizler için takip edeceğiz.

Ama isimsiz yorum yazan klavye kahramanlarına da bir çift laf etmeden geçemeyeceğim:
“Adamınız görevden alındı, şimdi ne yapacaksınız?” gibi abuk sabuk yorumlarınızı son derece seviyesiz buluyorum.

Bizim “adamımız” yoktur.
Bizim görevimiz, toplumu bilgilendirmek ve kentte yaşanan sorunları, çözüm noktasında karar verici olan il başkanlarına iletmektir. Bundan ötesi laf-ı güzaftır.

Makam gidince yıllarca hizmet ettikleri davaya küfreden, dansöz gibi yön değiştirenlerden olmayı kendime zul kabul ederim.

Ben tarafım.
Kentimin menfaatine tarafım.
Patlasanız da çatlasanız da tarafım.

Benim için görevden alınıp alınmamaları hiç önemli değil.
Çünkü birlikte içilen bir çayın bile bende kırk yıl hatırı vardır.