Çetin Çıldır'ın Köşe Yazısı
Son zamanlarda yazdığım yazılar üzerine yaptığım sohbetlerde gördüğüm lüzum üzerine bu yazıya, yazılarımla ilgili bir kullanma kılavuzu ekleyerek başlayalım. Yazılarımı siyasi taassup ile okuyanlara bu kılavuzun bir faydası olmayacaktır ama olur ya masumane olarak yanlış anlayanlar oluyorsa onu düzeltmiş oluruz. Yazılarımda eğer devlet yazıyorsam gerçekten devleti kastediyorum , siyasi iktidardan bahsediyorsam da direkt isim vererek yazıyorum. Aradaki farkı anlamayanlara birkaç örnekle anlatayım. Mesela Irakta Suriyede Libyada siyasi iktidarlar mevcut ama devlet ortada yok. Bizim devlet geleneğimizde " devlet ebed müddet dir" yani sonsuza kadar yaşayacaktır, iktidarlar ise gelip geçicidir. Nefret ettiğiniz Erdoğan da bir fanidir ve her canlı gibi o da ölümü tadacaktır . Her ne kadar Erdoğan sonrası da sizin için en az 60 yıl iktidar görünmese de bu çalışmanıza engel de değildir.
Son yıllarda bu millete yönelik ağır bir saldırıya dikkat çekmek istiyorum. Bu saldırı 15 Temmuzdan da ekonomik operasyonlardan da terörden de daha tehlikelidir. Siyaset kılıfının arkasına saklanan bu operasyon milletin devletine ve bu devletin geleceğine dair umudunu yoketme operasyonudur. Bir milletin devletine ve devletinin geleceğine dair umutlarını yok ederseniz işgale gerek yoktur. Zihinler işgale uğramıştır. Bu operasyonun bayrağı anamuhalefet partisinin elindedir. Bugün kendisini Atatürkçü ve Kemalist olarak tanımlayan bir çok insanın çocuklarına geleceğinizi dışarda arayın bu ülkeden umudumuz yok dediğine şahitlik ediyoruz. Yakın çevrenize bir bakın muhalefete mensup olup da bu ülke ile ilgili tek bir olumlu cümle kuran var mı?
Bu ülkenin kurucu lideri kurtuluş savaşının en sıkıntılı döneminde, düşman Ankaraya yaklaşmış ve mecliste başkenti Kayseriye taşıma tartışılırken söz almış ve ;
Gitmek isteyen varsa gitsin ben silahımı alır, mermim bitene kadar çatışır ve burada şehit olurum demiştir.
Kendisini Atatürkçü olarak tanımlayan kitlenin bu ülkenin tarihine bir bakmaya ,
hiç değilse Atatürk'ün hayatını okumaya ihtiyacı vardır.
Literatürümde ihanet kelimesini fazlaca kullanmam. Siyaseten fazlaca kullanılmasının da faydasına inanmıyorum. Ancak sabah akşam bu ülkenin battığını söyleyip en lüks hayatı yaşayanlara da söylenecek başka bir kelime bulamıyorum. Bu isimleri hayatının kılavuzu yapanlara da sadece üzülüyorum.
SON SÖZ
Son yapılan doğalgaz açıklaması bu kesimleri hızla harekete geçirmiştir. Bu şahıslara göre insanlar asla umutlanmamalıdır. Bir umut bile kontrol ettikleri kitleyi riske atar. Acilen umutları yokedecek malzemeleri üretiyorlar ve üretecekler. Doğru zannettiginiz bazı klişeleri anlatalım olur ki içinizden bir kişi anlar. Bu tarafa geçsin diye yazmıyorum sadece başka bir pencere açmaya çalışıyorum.
- Devletler sandal değildir dalga geldi diye batmazlar. Meksikanın, Yunanistan 'ın batmadığı yerde bu ülke asla batmaz.
- Saçma ekonomist teorilerine de çok inanmayın. Devletlerin borçları olur mesele bu borçları çevirebilme potansiyeldir. Hayranı oldugunuz ülkelerin borç ve GSMH oranlarına bir bakın.
- Bir an geri çekilip kılavuzlarınızı farklı bir gözle inceleyin. Profesyonelce sizin zihninizi işgal etmeye çalıştıklarını belki görebilirsiniz. Biri size bu ülke batıyor diyorsa önce aklını sonra cüzdanını kontrol edin.
Bu ülkeye ne olursa olsun güvenmeye devam edin,arada siz de yönettiniz rahat olun o dönemde batmadıysa asla batmaz. Zihninizi işgal ettirmeyin. Bir soru ile sonlandıralım. Parlementer sistem diyen de var , güçlendirilmiş parlementer sistem diyen de. Siz hiç bir muhalefet liderinden veya sözcüsünden 70 yıldır tanıdığımız ve sıkıntılarını yaşadığımız parlementer sistemin neresini güçlendireceklerine dair bir açıklama duydunuz mu ?