Oğuz Çılkın'ın Köşe Yazısı...
Süper Lig’e yükselmek, bir kulüp tarihinin en gururlu başlıklarından biridir. Ama gerçek sınav, o ligde kalabilmekle başlar.
Ben bir futbol antrenörüyüm ve bu satırları sadece duyguyla değil, sahadaki verilerle, teknik gerekliliklerle yazıyorum.
Kocaelispor için bu sezon, yalnızca bir mücadele değil, bir adaptasyon savaşıdır.
Süper Lig, artık sadece bireysel yetenekle oynanmıyor.
Takımların maç başı istatistikleri, işin ne kadar planlı ve disiplinli yürütüldüğünü net biçimde ortaya koyuyor.
Ortalama bir Süper Lig takımı:
Maç başına 10.8 km koşu mesafesi yapıyor,
%78-80 arasında pas isabeti sağlıyor,
Ortalama 11-13 isabetli şut üretiyor,
Ve topu rakipten geri kazanmak için maç başına 40’a yakın pres girişimi uyguluyor.
Kocaelispor henüz bu verilerin neresinde?
Gerçekçi olmak gerekirse, daha hazırlık aşamasındayız.
Takımın bu seviyeye çıkması için fiziksel yüklenmenin dozajı, taktik varyasyonların antrenmanlara tam oturması ve en önemlisi oyun içi karar verme süreçlerinin netleşmesi gerekiyor.
Bu ligde kalmak isteyen bir takım, topu kaybettiği anda organize baskıya geçmeli.
Rakip ceza sahasında etkili olmalı, oyunun her iki yönünü oynayabilmeli.
Bu sadece teknik direktörün tahtasında değil, oyuncunun zihninde başlar.
Ve burada bir parantez açmak gerekiyor: hakem performansları.
Liglerimizin yıllardır çözülemeyen problemlerinden biri, istikrarsız hakem yönetimleri.
VAR sistemi devrede olsa da, hâlâ pozisyonlara göre değil, forma renklerine göre karar verildiğini düşündürecek anlar yaşıyoruz.
Kritik fauller, çizgi üstü pozisyonlar, oyunun temposunu kesen gereksiz düdükler…
Bunlar sadece maçın skorunu değil, takımların moralini ve stratejik dengelerini de bozuyor.
Yeni yükselmiş takımlar bu konuda daha çok yara alıyor, çünkü güç dengesi “adı büyük olana” meyilli.
Bu sezon Kocaelispor’un sahada adaletle mücadele etmesini beklemek en temel hakkımız.
Ama hakemler, eksikler, zorlu fikstür…
Bunların hiçbiri bahane değil.
Kocaelispor’un bu ligde kalıcı olması için ulaşması gereken temel eşikler çok net:
Koşu mesafesinin maç başı 110 km’ye çıkması,
Hücum bölgesinde ceza sahasına giriş sayısının artırılması,
Orta saha ve savunma arasındaki mesafenin kompakt tutulması,
Ve her şeyden önemlisi, takım savunmasının kolektif şekilde oturması.
Bu sezon Kocaelispor, bu eşiği geçerse sadece ligde kalmaz, saygı da kazanır. Çünkü bu ligde taktik disiplini olan, mücadeleden kopmayan, kolektif reaksiyon veren takımlar ayakta kalıyor.
Sonuç olarak şunu söylemek gerek: Bu iş artık yalnızca “iyi niyetle” yürümüyor. Süper Lig, hata affetmeyen, doğru planlamayanı dışarıda bırakan bir yarış. Kocaelispor’un güçlü bir başlangıç yapması şart değil belki ama istikrarlı bir yapı kurması zorunlu.
Ve eğer her hafta sahaya taktik anlamda hazır, fiziksel olarak diri, mental olarak uyanık bir takım çıkarsa…
Kocaelispor yalnızca bu ligde kalmaz.
Bu ligin dengesini de bozar.