Kocaelispor Süper Lig’de sadece misafir değil
Yıllar sonra hak ettiği yere, Süper Lig'e döndü Kocaelispor.
Ama bu sadece bir geri dönüş değil.
Bu, yıllardır biriken suskunluğun, içten içe dinmeyen “bir gün yine” hayalinin sahaya indiği bir andır.
Kim ne derse desin, bu lig bu takımı özlemişti.
Ama her güzel dönüş gibi, kolay olmayacak.
Fikstür açıklandığında kimse “hoş geldiniz” demedi.
Aksine, “Hazır mısınız gerçekten?” diye sorar gibiydi takvim.

İlk beş hafta...
Kâğıt üstünde bile insanın midesine oturuyor.
Kimine göre bu sadece kötü kura.
Ama bilen bilir, bu takımlar sıradan rakipler değil.
Biri Fenerbahçe; sezonu şampiyonluk hedefiyle açıyor.
Diğeri Samsunspor; geçen sezonun en dikkat çeken çıkışlarından birine imza attı.
Bir diğeri Trabzonspor; yıllardır Süper Lig’in en sert deplasmanlarından birine ev sahipliği yapıyor.
Üstelik bu üçlünün ikisi dış sahada…
Başlangıç fazlasıyla zorlu.

Bu yük, hafife alınacak gibi değil.
İlk üç haftada karşılaşacağımız rakipler zaten başlı başına bölüm sonu canavarı gibi.
İlk hafta Trabzon deplasmanına çıkıyoruz.
Orası her takım için sezonun başında gidilmesi istenmeyen yerlerin başında gelir.
Tribün baskısı, oyunun temposu ve şehirdeki futbol havası seni daha soyunma odasındayken sınamaya başlar.
İkinci hafta, evimizde Samsunspor’u ağırlıyoruz.
Geçen sezon iç sahada harikalar yarattılar ama deplasmanda işleri hep zordu.
Yine de Süper Lig’e alışmış, sistemi olan bir takım.
Bu da kolay lokma olmayacak.

Üçüncü hafta ise Kadıköy.
O statta oynamak bambaşka bir atmosfer, bambaşka bir sınav.
Fenerbahçe'nin taraftar baskısı ve enerjisi rakibi ezip geçecek kadar yoğun.
Orada top oynamak, hem fiziksel hem mental anlamda tam bir mücadele gerektirir.
İşte bu yüzden, ilk üç haftada galibiyet gelmezse, hatta gol bile atılamazsa
şaşırmamak gerek.
Taraftarın paniklemesine, sosyal medyada karamsarlığa kapılmasına hiç gerek yok.
Çünkü bu takım için sezon aslında 4. haftadan itibaren başlıyor.
İşte o noktada ne oynadığın, hangi sistemi oturttuğun, hangi oyuncunun taş gibi durduğuyla hesap görmeye başlarız.

İlk 270 dakika bir test.
Moral testi değil, sabır testi.
Taraftar burada gerekirse "KAN İÇİP KIZILCIK ŞERBETİ İÇTİM" diyecek ve bu takım da karşılığını sahada verecek.
Çünkü biz sprint atmaya değil, maraton koşmaya geldik.

Fikstür zorsa, kazanç da büyük olur.
Bu tür başlangıçlar seni ya dağıtır ya da hızlandırır, orta yolu yok.
Ya erken havlu atarsın ya da olman gereken yerin üstüne çıkarsın.
Kocaelispor hangisini yapacağını bu şehirle birlikte gösterecek.

Zor olacak, orası net.
Yeni kurulan, derinliği sınırlı takımlar için bu tempo ciddi risk demek.
Fiziksel hazırlık kadar, mental sağlamlık da lazım.
Teknik heyet sahaya çıkmadan önce soyunma odasını kazanmak zorunda.
Çünkü bazen taktik tahtası değil, kelimeler ve duygular maç kazandırır.
Ama biz sadece futbol oynamıyoruz.
Biz arkamızda şehirle, geçmişle, hatıralarla, hayallerle oynuyoruz.
Kocaeli halkı bu takıma sevgiyle değil, sadakatle bağlı.
Öyle bir sadakat ki; galibiyete değil, ter damlasına, mücadeleye, pes etmeyişe alkış tutan bir yürekten geliyor.
O yüzden iç sahadaki ilk maçlarda tribünler sadece dolmayacak, taşacak.
O tribünler var ya… Sadece desteklemez, ruh üfler!
Bu şehirde taraftar 90 dakika değil, 9000 dakika sahadadır.
Çünkü biz, geçmişte İsmetpaşa’nın beton merdivenlerinde diz çöküp dua eden, umutlarını atkısına sarıp tribüne gelen insanların çocuklarıyız.

İsmetpaşa sadece bir stat değildi.
İsmetpaşa, bir tutkunun taşa toprağa sinmiş halidir.
Bir karakterdi, bir duruştu.
Yağmurda sırılsıklam olup sesini kısmayan binlerce yürekti.
Kapalı tribünün demirlerine vuran o ritimdi rakibi daha ısınmadan Ve biz…
Rugan ayakkabıyla maça gidip, çamura bata çıka eve dönen bir neslin mirasçılarıyız.
Ayazda donsa da vazgeçmeyen, mağlubiyette bile başı dik duran bir taraftarlığın içinden geldik.
İşte o yüzden bu sadece futbol değil.
Bu bir kimlik meselesi.

Transfer dönemi henüz kapanmadı.
Fikstür bu kadar zorken, teknik heyetin eldeki kadroyu analiz etmesi için mükemmel bir fırsat var önünde.
Nerede eksik, kim sırıtır, kim taş gibi durur...
Hepsini görürüz.
Doğru okuyan kazanır.
Burada mesele sadece puan değil, doğru yapı inşa etmek.
Hedef sadece ligde kalmak değil, bu lige karakter kazandırmak.
Kocaelispor’un bu sezonki asıl hikâyesi skorlarla değil, sahaya yansıttığı duruşla yazılacak.
Çünkü istikrar, disiplin, mücadele artık bir tercih değil; bir mecburiyet.

Sonuç olarak, evet…
Bu fikstür kolay değil.
Ama bu arma da zaten hiçbir zaman kolay olanı seçmedi.
Kocaelispor bu ligin misafiri değil.
Bu ligde kalmaya değil, bu ligi değiştirmeye geldi.
Ve biz biliyoruz ki, bu şehirde hiçbir maç sadece 90 dakika değildir.

Çünkü biz, geçmişte İsmetpaşa’nın beton merdivenlerinde diz çöküp dua eden, galibiyete değil mücadeleye alkış tutan bir taraftarın çocuklarıyız.
Zor yol, sağlam karakter ister.
Kocaelispor’un yolu belli.
Ve bu yol, bu hikâyeye değer.