Aynaya baktığımızda her zaman kendimizi görebildiğimiz için ne kadar şanslı olduğumuzu acaba biliyor muyuz?

Bence çoğumuz evden çıkarken sadece son kez kendimize bakarız. Bazılarımız bir iki saniye içinde saçını başını düzeltip aynadan hızla uzaklaşır. Bazılarımız ise uzun zamanını aynanın karşısında geçirir. Ancak uzun süre aynaya bakan birçok kişi, çoğu zaman işin yalnızca görünüş ve beğenilme tarafına odaklanır.

a2984edb-6c56-4c48-bd1a-6899eb931133

Benim burada sizinle paylaşmak istediğim asıl mesele ise bambaşka.

Alzheimer adında bir hastalığı mutlaka duymuşsunuzdur. Son yıllarda adeta bir kabus gibi hayatımızın her alanında karşımıza çıkmaya başladı. Dünya genelinde bu hastalığın önüne geçebilmek için araştırmalar hız kesmeden devam ediyor. 1915’lerden beri tanınan bu hastalık, günümüzde giderek artan bir şekilde görülüyor ve gelecekte kanser ile kalp hastalıkları kadar yaygın hale gelmesi bekleniyor.

Bugüne kadar yapılan araştırmalar sonucunda bazı ilaçlar geliştirildi. Ancak bu ilaçlar hastalığı tamamen durdurmuyor veya iyileştirmiyor. Daha çok hastalık sürecini hem hasta hem de hasta yakınları açısından daha az travmatik hale getirmeyi amaçlıyor. Bazı ilaçlar henüz ülkemizde bulunmuyor ve oldukça yüksek maliyetlere sahip.

Peki, Alzheimer hastalığını ne kadar tanıyoruz? Ne zaman ortaya çıkar? Nasıl korunabiliriz? Çoğu zaman bu sorular aklımızdan geçse de hayatın yoğun temposunda bu konuya yeterince eğilemiyoruz.

Afbeelding met tekst, Lettertype, logo, schermopname Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Çevremizden, ailemizden ya da medyadan sık sık “Falanca ünlü Alzheimer hastalığına yakalandı” gibi haberler duyarız. Ancak hastalık kendi evimizin içine girdiğinde, çoğu zaman çok geç fark edilir.

Çünkü Alzheimer genellikle aniden ortaya çıkmaz. Aylar öncesinden küçük işaretlerle kendini göstermeye başlar.

Bir sabah uyandığınızda, birkaç gün önce yalnızca ufak unutkanlıklar yaşayan bir yakınınızın davranışlarında farklılıklar fark edebilirsiniz. Anahtarını evde unutup çıkması, bazen yanlış eve gitmesi ya da yemek yaparken tuz yerine şekeri kullanması gibi durumları çoğu zaman yaşlılık, stres veya üzüntü ile açıklamaya çalışırız.

Özellikle bu kişi anneniz, babanız ya da çok sevdiğiniz bir yakınınız ise Alzheimer ihtimali çoğu zaman aklımıza gelmez.

“Olur böyle şeyler, yaşı ilerledi”, “Çok stresli”, “Yakın zamanda kayıp yaşadı” gibi düşüncelerle belirtileri göz ardı edebiliriz. Oysa Alzheimer, çoğu zaman aylar öncesinden sinyaller vermeye başlamıştır.

Bu hastalık hakkında yeterince bilgi sahibi olmadığımız için erken belirtileri fark etmekte zorlanırız.

Peki Alzheimer tam olarak nedir?

En basit haliyle şöyle anlatabilirim:

Alzheimer, beynimizin içindeki kütüphanede bulunan kitapların yavaş yavaş kaybolmasına benzer.

bir-kutuphane-nasil-olmali

Önce kitapların kapaklarını bulmak zorlaşır; yani isimleri hatırlamak güçleşir. Sonra bazı sayfalar eksilir; olayların ayrıntıları unutulmaya başlanır. Zamanla daha fazla kitap kaybolur ve yeni şeyleri öğrenmek veya eskiyi hatırlamak giderek zorlaşır.

Bu unutkanlık kişinin suçu değildir. Beynin yaşlanma sürecinde ortaya çıkan ciddi bir hastalıktır.

Yaşadığım ülkede, Alzheimer derneğinde üç yıldır gönüllü Türkçe bilgilendirme uzmanı olarak görev yapıyorum. Demans ailesinin bir parçası olan Alzheimer hakkında kendi toplumuma Türkçe dilinde farkındalık oluşturmak için çalışmalar yürütüyorum.

Elbette doktor değilim. Ancak Hollanda Alzheimer Derneği’nden aldığım eğitimler, sağlık alanındaki çalışma deneyimlerim ve en önemlisi, 31 Aralık 2025 tarihinde babamı Alzheimer nedeniyle kaybetmiş bir hasta yakını olarak yaşadıklarım bana bu konuda önemli deneyimler kazandırdı.

Bu nedenle, bu yazıyı sizinle paylaşmak ve farkındalık oluşturmak istedim.

Yazının başında aynaya baktığımızda kendimizi görebilmenin ne kadar kıymetli olduğunu vurgulamıştım. Çünkü Alzheimer hastalığı, bir süre sonra kişinin kendi yüzünü ve kimliğini bile unutmasına neden olabilir.

2015 yılında hasta bakıcılığı yaptığım dönemde, bakım verdiğim kişilerden birini hiç unutamam.

Adına Ahmet Amca diyelim.

Ahmet Amca, 64 yaşında bir öğretmendi. Emekli olmasına kısa süre kala eşini kaybetmişti. Uzun süre yas sürecini atlatamaması nedeniyle psikolojik olarak zor günler geçiriyordu. Düşüncelerinde bozulmalar başlamış, günlük işlerini yapmakta zorlanır hale gelmişti.

Doktorlar ve ailesi, yaşadığı sorunları büyük ölçüde eş kaybının yarattığı travmaya bağlamıştı. Ancak aslında Alzheimer belirtileri çok daha önce başlamıştı.

Ahmet Amca aktif bir yaşam sürüyordu. Kitap okur, bulmaca çözer, okul, ev ve sosyal hayat arasında sürekli hareket halinde olurdu. Buna rağmen yaşadığı ağır yas süreci, beyninde ciddi bir etki yaratmıştı.

Hastalığın ikinci veya üçüncü evrede olduğu ise yaklaşık yedi ay sonra fark edildi.

Bir gün Ahmet Amca’yı hazırlarken, tıraş olması için aynanın karşısına geçirdim. Aynaya baktığı anda büyük bir korkuyla irkildi.

Aynaya vurmak ister gibi davranıyor, evde yabancı bir adam olduğunu söylüyordu.

O sırada evde bulunan oğlu ile birlikte onu sakinleştirmeye çalıştık.

Aynayı göstererek:

“Bakın, orada kimse yok” desem de, Ahmet Amca bağırarak:

“Bu adamı çıkarın! Bana kötü kötü bakıyor!” diyordu.

Hemen doktor çağrıldı ve kısa süre içinde ambulansla hastaneye götürüldü.

Daha sonra öğrendik ki, Alzheimer hastaları bazen aynadaki kendi görüntülerini tanıyamayabiliyor. Kendi yüzlerini korkutucu biri gibi algılayabiliyorlar.

Bu hastalık, zamanla kişinin kendi kimliğini unutmasına yol açabiliyor. Eşini yabancı biri sanabiliyor, çocuğunu kardeşi zannedebiliyor ya da anne ve babasını hâlâ hayatta sanabiliyor.

Peki, bu hastalıktan korunmak için neler yapabiliriz?

Yaşam tarzımıza dikkat etmek büyük önem taşıyor. Aşağıdaki alışkanlıkları hayatımıza dahil etmek, beynimizi korumaya yardımcı olabilir:

  • Kendimizi affetmeyi öğrenmeliyiz.
  • Küslükleri sonlandırmalı, barışmayı tercih etmeliyiz.
  • Hareketsiz yaşamdan uzak durmalıyız.
  • Beynimizi sürekli aktif tutmalıyız.
  • Gün boyu telefon ve ekranlara teslim olmamalıyız.
  • Kas ve kemik sağlığımıza önem vermeliyiz.
  • Dengeli ve sağlıklı beslenmeliyiz.
  • Zararlı alışkanlıklardan uzak durmalıyız.

874c7322-2bab-4363-8f63-ef9f99441d3e

Alzheimer hastasına bakım veren kişiler için de süreç oldukça zorlayıcı olabilir.

Uzun süre bakım veren kişiler fiziksel ve psikolojik olarak yorulabilir. Bu nedenle yardım istemekten çekinmemek gerekir.

Kendinize zaman ayırmak, gerektiğinde profesyonel destek almak ve bakım merkezlerinden yardım istemek oldukça önemlidir.

Bu süreçte sabırlı, anlayışlı ve şefkatli olmak gerekir.

Çünkü Alzheimer hastaları zamanla düşünsel ve fiziksel olarak birçok şeyi unutabilirler. Ancak çoğu zaman duygularını korumaya devam ederler.

Bu nedenle onlarla iletişim kurarken sakin konuşmak, güven vermek ve sevgiyle yaklaşmak büyük önem taşır.

Dilerim bu hastalık hiçbirimizin evine uğramaz. Ancak bu konuda bilgi sahibi olmak, farkındalık kazanmak ve erken belirtileri tanımak çok değerlidir.

Kendimizi ekranlara ve telefonlara teslim etmeyelim. Beynimizi, bedenimizi ve ruhumuzu korumayı ihmal etmeyelim.

Sevgilerimle, sağlıklı günler dilerim.