Razi Safarov'un Köşe Yazısı...
Doğada öyle bitkiler var ki, köylünün çayına karışır, ninenin duasına sığınır ama şehirlinin pek haberi olmaz. İşte onlardan biri de civanperçemi. Adı biraz ağır gelir kulağa ama kendisi bedene hafiflik, ruha da ferahlık verir. Sarımsı çiçekleriyle tarlalarda sessizce büyür ama içeriğinde taşıdığı şifa sessiz değildir.
Civanperçeminin en dikkat çeken özelliği, içinde bulunan doğal uçucu yağlar ve azulen maddesidir. Bu maddeler, vücutta iltihapla savaşır, kanamaları durdurmaya yardımcı olur, sindirimi rahatlatır. Özellikle kadın hastalıklarında geleneksel olarak yüzyıllardır kullanılır. Regl düzensizliği, sancı, aşırı kanama gibi şikâyetlerde halk arasında “ilk başvurulan bitki” olarak bilinir.
Bitkinin acımsı tadı da boşuna değildir. İçeriğindeki tanenler sayesinde mideye dosttur. Gastrit, şişkinlik, hazımsızlık gibi sorunlarda civanperçemi çayı adeta içten bir rahatlama sağlar. Karaciğer dostudur; toksinlerin atılmasına yardımcı olur.
Damarları büzücü etkisiyle kanı durdurduğu söylenir. Bu nedenle geçmişte kırsalda küçük kesiklerde, burun kanamalarında doğrudan lapa haline getirilerek de kullanılmıştır. Bir başka özelliği de sinir sistemine olan etkisidir. Hafif yatıştırıcı etkisiyle uyku problemi çekenlere önerilir. Gerginlikten, sinirsel mide ağrılarından şikâyeti olanlar için tam bir doğa reçetesidir.
Nasıl kullanılır?
Kurusu çay şeklinde demlenebilir. 1 tatlı kaşığı kuru ot, 1 bardak sıcak suda 5–7 dakika bekletilir. Günde 1-2 fincan içilebilir. Aşırıya kaçmamak gerekir; çünkü etkili olduğu kadar kuvvetlidir de. Her şeyde olduğu gibi bunda da denge önemlidir.
Unutmayalım ki, civanperçemi gibi bitkiler doğanın sunduğu sessiz doktorlardır. Ne bağırırlar, ne süslenirler… Ama bilen için yerini hiçbir şey tutmaz.
Civan gibi dik durur, perçem gibi derman olur. Bu bitkiyi tanıyın, tanıtın. Çünkü doğanın dili hiç susmaz; yeter ki kulak verelim.