​Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, geçtiğimiz günlerde Kocaeli Kongre Merkezi’nde kürsüye çıktı. "Hesap vermek boynumun borcu, kamu yönetimi bunu gerektirir" diyerek görev süresindeki icraatlarını, projelerin geldiği noktayı tek tek anlattı. Salonda büyük bir kalabalık, yoğun bir alkış vardı; buraya kadar her şey siyasetin alışılagelmiş tablosu.

​Ancak bir gazeteci ve bir vatandaş olarak salonu şöyle bir süzdüğümde, o büyük boşluğu fark etmemek imkansızdı.

Gözlerim ısrarla muhalefeti aradı.
​Kocaeli’de bugün 3 ilçe belediyesi CHP yönetiminde. Bu kentin tüm ilçelerine karşı sorumluluğu olan Büyükşehir Belediye Başkanı bir şeffaflık kürsüsü kurmuşken; neden İzmit, Derince ve Karamürsel belediye başkanlarını o koltuklarda göremedik?

Neden muhalefetin il ve ilçe başkanları o salonda yoktu?

​Eğer bir yerde hesap veriliyorsa, oraya en çok "hesap sorma" iddiasında olanların gelmesi gerekmez mi?

Siyaset sadece sosyal medya üzerinden eleştiri oklarını fırlatmak, uzaktan uzağa kınamak ya da basın bültenleriyle muhalefet yapmak değildir.

Madem bu şehrin yönetimine talipsiniz, işte meydan, işte kürsü, işte rakamlar...

​Salona gelen ve sadece alkışlayan kalabalığın dışına çıkıp, o sunumu en ön sıradan izleyip notlar alması gerekenler asıl muhalefet temsilcileriydi. Şehrin geleceğinin konuşulduğu bir ortamda "biz yokuz" demek, aslında o masada olmayı reddetmektir.

​Ben bir vatandaş olarak o koltuklarda muhalefeti görmeyi çok bekledim. Görünen köy kılavuz istemiyor ; Muhalefet, Tahir Büyükakın’ın hesap verme gününde sınıfta kaldı. Vatandaşın hakkını savunmak için o salonda bulunmak, sadece bir nezaket ziyareti değil, aynı zamanda seçmene karşı bir sorumluluktur.

​Temennim odur ki, bir dahaki sefere sadece alkışlayanlar değil, sorgulayanlar da o salonda yerini alır. Çünkü demokrasi, sadece bir tarafın anlattığı değil, karşı tarafın da o anlatılanı yerinde tarttığı sürece güçlenir.