Son günlerde bir beyaz eşya markasının reklam filminde karşımıza çıkan görsel dil, masum bir “sevgi” temasının çok ötesinde, Türk aile yapısını hedef alan derin zihniyet çöküntüsünü ifade ediyor. Bir tarafta eşref-i mahlukat olan, istikbalimizin teminatı çocuklarımız, diğer tarafta sadık bir dost olan ancak fıtrat gereği “hayvan” kategorisinde yer alan bir canlı. Bu ikisinin aynı kefeye konulması, aynı duygusal terazi ile tartılması sadece bir reklam olamaz doğrudan Türk aile mefhumuna bir saldırıdır.

İslam hayvana merhameti imanın bir cüzü sayarken; insanı ve özellikle çocuğu neslin devamı niteliğinde önemli bir köprü olarak görür. Bir reklam filminde çocuk ile köpeği aynı duygusal statüye koymak, insana bahşedilen o müstesna makamı basitleştirmek ve hatta yok etmektir.

“Biz, gerçekten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık” (İsra,70) ayet-i kerimesiyle sabit olan bu şerefi, batının yoz kafasıyla modern dünyanın tüketim nesnesi haline getirmeyiz ve buna da müsaade etmeyiz.

Hayvan sevgisi insan sevgisinin alternatifi değil, onun bir tamamlayıcısı olabilir. Türk aile yapısı hürmet ve muhabbet hiyerarşisi üzerine kuruludur. Çocuğun yeri anne ve babasının yanı, evin baş köşesidir. Söz konusu kirli zihniyette insanı yalnızlaştırıp bu boşluğu evcil hayvanlar ile doldurmaya çalışarak, anne-baba-çocuk üçgenini yıkmayı hedefliyor.

Küresel markaların reklam adı altında kültürel ve inançsal kodlarımızla oynamaya çalışması kabul edilemez. Bir çocuk bir köpekle eş değer tutulamaz! Bizim çocuklarımız bir ailenin duası, bu milletin geleceğidir… Merhametimiz hem hayvana hem insana, sadakatimiz ise mukaddes aile yapımıza olmalıdır.

Oliviero Toscani’nin de belirttiği gibi söz konusu reklam “bize sırıtan bir leştir”.